Kavgaların yarattığı gerginlikle tatsızlaşan Kdz. Ereğli’de Kent Konseyi’nin Zonguldak platformu ile birlikte düzenlediği toplantıyı “konuşabilme kültürüne olan özlemimle” gittim ve izledim.

Çünkü çok uzun yıllar olmaya başladı ki Kdz. Ereğli konuşamıyor.

Sebebini bilmeyen yok.

Çünkü en kibar şekilde ve tüm iyi niyetinle “yanlış yapıyorsun” diyemiyorsun.

Lök gibi verilen cevap alay dolu.

Aşağılayıcı.

Ağızlar köpük saçıyor.

Sadece bugün değil.

Uzun süredir kavga var Ereğli’de.

Kavga etme bataklığında insanlara her türlü çirkinliklerle saldıranlar, karşılarında kimse bulamadıklarında aynanın karşısında kendileriyle dalaşıyorlar.

Zehir gibi.

Hani “nerede o eski bayramlar” diye eski bayramlara olan özlemimizi dışa vurduğumuz gibi “ah nerede o paneller?” demek durumuna düştük Ereğli’de.

 

Zonguldak’taki Platform toplantısında “İkincisini Kdz. Ereğli’de yapalım” diye öneri sunmuş Ereğlililer Derneği Başkanı Noyan Keskin.

İyi de etmiş hani.

Zonguldak toplandı geldi Kdz. Ereğli’de ve Kent konseyinin öncülüğünde “konuşabilme” toplantısı düzenledi.

Konuştu katılımcılar özgürce.

Hata olmadı mı…

Konuşma kültürünü kaybetmiş bir ilçede olacak o kadar kusur.

Kimde yok ki?

 

Sorunlar ve çözümler noktasında konuşan herkes  bilgi dağarcığındakileri paylaştı.

Erdemir’in kamu hisselerinin blok satışından sonraki sürecin Ereğli’yi kötü  biçimde etkilediğini ve şirketin sosyal sorumluluklarını da yerine getirmediğini anlatanları dinleyenlerin  başlarını sallayarak onaylaması dikkatimi çekti.

Büyük Zonguldak ifadesi çok hoşuma gitti.

Evet Büyük Zonguldak.

Bartın’ı ve Karabük’ü ile Büyük Zonguldak.

Madencileri ve tüm emekçileriyle Büyük Zonguldak.

Emeğin Başkenti Zonguldak.

 

Söz Uzun Mehmet’i anma törenine gelince irkildim.

Sendikaya laf attılar bu konuda. Adaşım sendika başkanı bu konudaki eksikliği Ankara ziyaretine bağlarken anılara dalıp gittim.

Oysa sendikanın eski başkanlarından Çetin Altun geldi o törene. Eski Başkan Yardımcısı Rahmi Yaman bir çok kez geldi. Hatta bu gelişlerinde Kestaneci’de şu anda tören yapılan Uzun Mehmet Anıtı’nın bulunduğu alanda Madenci Müzesi’nin oluşturulması için söz de verildi. Kaymakamlık, Belediye,  GMİS, Erdemir’in katkı vereceği müze için belediye o alanda kamulaştırma yapacaktı. Aradan kaç yıl geçti? Tahminim 10 yıldan fazla. Kamulaştırma olmadı. Milletvekili Ercan Candan “Belediye arsayı bana teslim etsin, projesini de yapımını da ben Kültür ve Turizm Bakanlığı aracılığı ile gerçekleştiririm” dedi. Bu açıklamadan sonra bile iki yıl geçti, kamulaştırmadan ses seda yok.

Söz konusu Uzun Mehmet olunca, Kent Konseyi’ne somut bir öneri sunmak istiyorum.

Kdz, Ereğli’nin sanayileşmesinin anahtar noktası Kestaneci Köylü Uzun Mehmet’tir.

Uzun Mehmet Ereğlilidir ama Zonguldak’ta 21 Haziran’da anma yapılır. Oysa Uzun Mehmet Kdz. Ereğli’de Dünya Kömür Günü ile birlikte anılırken, Zonguldak’taki anma Ereğli’deki töreni sulandırmaktadır. Bu çarpıklık konusunda herkesin bilgisi bulunmasına rağmen kimse kılını kıpırdatmıyordur.

Kent Konseyi, Kaymakamlık aracılığı ile Valiliğe bir yazı göndererek Kdz. Ereğli’deki 8 Kasım’da yapılan toplantıyı resmi kimliğe kavuşturarak bu günde Uzun Mehmet’i anma adı altında kömür ve madenciliği öne çıkaran bir çok etkinliklere imza atabilir.

Bu yazıda Zonguldak’ta anma toplantısının sadece Kdz. Ereğli’de ve 8  Kasım’da yapılması yönündeki istek de bildirilebilir.

 

Toplantının heyecanı ile anılara daldığımı yazdım ya iki örnek sunayım.

Zonguldak’ta yatırımcıların önünün açılması yolunda heyecan duyanlardan biri olarak TSO’ların güçlerini birleştirerek taşın altına elini koyması yönündeki toplantılara o dönem hep katıldım. İyi de oldu başladı ve Filyos Ateş Tuğla’yı satın aldıktan sonra da işleri karıştı.

Yönetim kavgası bu hareketi bitirdi.

 

Zonguldak’ın önceki valilerinden İsmet Metin’in döneminde 57. Hükümet Zonguldak’ın yaşadığı ekonomik krizi çözümleyebilmek adına üç bakanı görevlendirdi. Bakanların Zonguldak’a yapacağı ziyaret öncesinde; Vali Bakacakkadı da tüm meslek odaları ve yerel yönetimleri bir araya getirerek çözüm önerileri hazırladı. O toplantının tutanakları var ise keşke yeniden okunup da yararlanılsa.

 

Zonguldak demek kömür demek.

Diğerleri sektörler hep kömürden  sonradır.

Kömürle yoğrulmuş Zonguldak’ta resmi ve kaçak kömür üretilmektedir. 

Ve bu Zonguldak’taki resmi kömür üreticisi olan Türkiye Taşkömürleri Kurumu (TTK) zarar etmektedir. Her yıl yaklaşık 300 milyon TL zarar ettiği öne sürülen kurum her dönem siyasi otoritenin emrinde “arpalık” olarak kullanılmakta bulunduğuna göre, bu kurumun özerkleştirilerek kendi ayakları üzerinde durmasını sağlamak gerekir.

KİGEM tarafından hazırlandığını bildiğim ve dönemin siyasetçileri tarafından da 1 Temmuz 1998 tarihinde TBMM Başkanlığına sunulan kanun teklifinde TTK. A.Ş’nin kurulması istenmiştir.

TTK A.Ş’nin kurulmasıyla kurumun tüm mal varlıklarının Zonguldak’ın kullanımına açılacağını ve kaçak kömür ocaklarının da resmileştirilerek Zonguldak’taki başıboş kömür üretiminin de sağlıklı temellere oturtulacağını,

Böylelikle hükümetin de bu zarar nedeniyle sübvanse ettiği rakamı Arifiye-Kdz. Ereğli, Kdz. Ereğli-Zonguldak, Zonguldak-Bartın demiryolları ile Zonguldak’ın tüm duble yollarının yapımına harcamasının istenebileceğini,

30 yıl önceleri İstanbul-Hopa arasında yapılabilen feribot seferlerinin yeniden konulmasının talep edilebileceğini dilimin döndüğünce anlattım.

GMİS Başkanı Eyüp Alabaş kısaca bu kanun teklifinin revize edilerek konuşabileceğini anlattı.

 

Konuşabilen insanlar kavga etmezler.

Çünkü konuşabilme kültüründe saygı vardır.

Konuşabilmeyi kavgadan ayıran çizgi tartışmaktır.

Tartışılınca da, oluşan beyin jimnastiği ile yaşadığımız yörenin sorunlarına çözüm noktasında buluşuyor insan.

O heyecanı gördüm.

Yaşadım.

Ve bir kez daha alkışlarken düzenleyicilerini, “Ne olur vazgeçmeyin toplantılardan” dileğimi ifade ediyorum.

 

·         TTK A.Ş’nin kurulmasıyla ilgili ayrıntılı bilgi isteyenler için verebileceğim adres:  http://ereglionder.com.tr/haber-28011-Z079NGULDAKIN_KURTULUS_RECETESI