GELMESEYDİN
Eyüp BEKTAŞ
Karlı bir hava ile gönderdik geçen yılı.
O gitti şimdi.
Yok!
Bir saniyesi bile geri gelmez, getirilemez.
Eski adı üstünde eski, eskimiş.
Eskiye rağbet olmayacağını atasözlerinden öğrendik.
Şimdi yeni moda.
Bu moda da neler var neler.
Dondurmam gaymak!..
Eskiyi yolladık da, anıları saklı kaldı bizlerde.
“Gelen gideni aratır” dedirtti o da.
Umutla geldi, kan ve gözyaşı bırakarak gitti.
Aklıma bir tane bile olumlu bir şey gelmiyor balkı kalan anıların sayfalarında.
Hep ölüm.
Hep ihanet.
Hep baskı.
Hep aydınlığın düşmanı karanlık.
Evren ve yaşam kavgalı.
Kırık ve dökük.
Yaslı.
Bebeklerin ölüm fotoğrafları gözlerimin önünden gitmiyor.
Ameri-Kan beslemesi İsrail’in bombalarından yaralananların yaşama veda ederken kelime-i şahadet getirişinin sesleri kulaklarımda.
Vahşet sardı dört bir yanı.
Öldürenler, ölümlere destek olanlar, görmezden gelenler ve insanlık bir arada.
Öte tarafta da, koskoca bir coğrafyanın tutsaklığa mahkum çaresizliği.
Değişen bir şey yok.
Film aynı film.
Sadece tarihleri değişik.
Evet, 2008 de bize bir önceki yılı arattı.
2008’den kurtulduk da, 2009 umutlu mu olacak.
Mümkün mü?
Sadece dilek bizim ki.
Kör bir umut.
Sanki kör bir kurşun.
2009’un dünden iyi olacağı beklentisi içinde olanlar sadece güçlüler.
Ezilenler yine ezilecek.
Güç kimde ise sultan o!
2009’a yarım yüzyılı çoktan geçen deneyimim ile hoş geldin demiyorum.
Umudum hiç yok ki.
Ne ülkemde ne de dünyada umut güvercinleri uçamıyor.
Evrensel barışın ipuçlarından esame okunmuyor.
Din, dil, ırk ayrımını sonlandıracak bir nefes alınamıyor.
Yok etme planlarını komplo teorilerinin beslediği bir yaşamın geleceğinde; elele, yürek yüreğe bir kardeşliğin halaylarını çekebilir miyiz?
Kendi ülkemin yurttaşları bile kan içici uluslar arası sermayenin piyonluğunu içine sindirebiliyorsa, devletin kaynakları yandaşlara peşkeş çekilmeye devam ediliyorsa, ulus olma bilincine yapılan saldırılara işbirlikçi ordusu koşuyorsa, komşumuzdaki katliamlara karşı okyanus ötesindeki güçlerde yağ çekerek seyirci kalınabiliyorsa, hangi umudu yüreğimde yeşertebilirim ki?
Biliyorum 2009 insanlığa 2008’i aratacak. 2008’in de 2007’i arattığı gibi.
Tekerrürün tarihçesinde, Tanrı’nın yarattığı insan varlığının sevgi yerine sevgisizlik, barış yerine savaş, dayanışma yerine didişme, insan olabilme erdemi yerine dil, din, ırk ayrımının kavgası var.
Bu hep böyle.
“Kaderimiz!” diye kabullenme alışkanlığına kapıldığımız tuzakta, ne 2008’e “iyi ki gittin” ne de 2009’a “hoş geldin” demiyorum.
Gelsen ne yazar, gelmesen ne yazar.
Gelen gideni aratmaktan öteye başka ne yapacak ki?
Yorumlar