İkibinli yılların başlarında ?yolsuzlukların önlenmesi? ya da temiz toplum yaratmak adına Kasırga, Örümcek Ağı, Paraşüt, Balina, Neşter 1, Neşter 2, Beyaz Enerji gibi operasyonlar yapıldı. Uzun süre kamuoyunda ünlenen dile düşmüş bu tür suç davalarından 2006 yılında geriye ne kaldı? Yolsuzlukların önlenmesi beklenirken artan ?yolsuzluklar? daha çok dile düştü. Açılan davalardan bu güne altı yıldır sonuçlanmayan bir çok dava var. Küre (Sauna), Avcı, Kolon, Bozuk Para, Borsa, gibi operasyonların yapıldığı geçmiş yıldan geriye kalan operasyonlarla yeni yılı karşılıyoruz? 2006 yılına, Şişli 2.Asliye Ceza Mahkemesinde Orhan Pamuk hakkında açılan davanın olayları ve tartışmalarıyla girmiştik. Hrant Dink hakkındaki ?Türklüğü alenen aşağılama? davasının yarattığı olaylarla devam ettik. İstanbul 2.Asliye Ceza Mahkemesinde yargılanan Perihan Mağden adliye koridorlarının protestocular tarafından doldurulması nedeniyle polis eşliğinde kendini yargılayacak hakim önüne güç bela çıkabildi. Beyoğlu 2.Asliye Ceza Mahkemesinde yargılanan Elif Şafak?ın duruşmasından önce adliye önünde çıkan olaylarda yaşananlar hala belleklerde. Bu davalar görülmeden önce adliye önünde yaratılan şiddetin başıboşluğuna verilen ödünler yüzünden; haklarında onlarca yıl hapis cezası istenilen sanıklar ve avukatları davanın derdinden önce güvenlik derdine düşürüldüler. Adliyelerde yaratılmak istenen endişe, baskı ve korku, tüm Türkiye?ye yayılmak istendi. Olmadı. Ama baskının fiziki şiddeti diğer davalara da sıçratıldı. Bu davalardan önce, davanın görüleceği gün ve davadan sonra yaşananlar, yazılanlar, protestolar sürekli ?şiddet? üretti. Bağcılar 2.Asliye Ceza Mahkemesinde gazeteciler Murat Belge, İsmet Berkan, Haluk Şahin, Erol Katırcıoğlu ve Hasan Cemal hakkındaki davanın ilk oturumunda ?olaylar? çıkarıldı. Davaya müdahale etmek isteyenler bu gazetecilerin yazıları ile ?Türklüğün aşağılandığı? ve ?yargının etkilendiği? savıyla cezalandırma istediler. Adliyenin önü yargılanan gazetecilerin protestosunun yarattığı şiddetle miting alanına çevrildi. Duruşma salonunda yaşanan gerginlikler dışarıya taştı?Beş gazetecinin davası, yargılama dışında Türkiye demokrasisinin turnusol kağıdı oldu. Dava beraatle bitti, ama bu dava etrafından gerçekleştirilen olayların yarattığı sonuçlar geçtiğimiz yıla damgasını vurdu. Bu davalar sürerken, mahkeme salonu ve yargılama dışında kalanlar müdahale biçimlerini şiddetle besledi ve büyüttü. Yargılanan sanıklar, onları savunan avukatları, ?protesto? adı altında gerçekleştirdikleri saldırılarla baskı ve korku üretme çabalarını sürdürdü. Bu baskıları görüp buna tanık olanlar, kendi kişisel korkularını yenemeyenler, olup bitenleri seyretmeyi yeğledi?Hatta kendilerince ?tarafsız? davrandı. Yargılanan sanıkların korunması gerektiğini aklına bile getirmeyenler, olanlara aldırmadı bile. Avukatların duruşmada başına gelenler, başlarına atılan kalemler ya da paraların duruşma salonlarında yarattığı ?sendromu? dikkate almayanlar da sadece izledi. Çünkü onlarda ?tarafsız? olmayı seçmişlerdi. ?Çok üzüldük, geçmiş olsun?Mahkemelerde böyle şeyler olmamalı..Çok ayıp.? diyerek yaratılan olayları protesto etmiş oldular. Aslında, -istisnaları dışında- yaşanan bu olaylarda sıkıntı yaşayan sanıklar ve avukatları için ?oh olsun?? diyenler de onlardı. Çünkü yargıda yaşanan ?şiddeti? benimsediklerini kanıtlarcasına; sanıkları ve onları savunan avukatları ?vatan haini? gibi gördüler. Böyle görerek kendilerinin ne kadar ?vatansever? olduklarını kanıtlama yolunu seçtiler. Seyretmeyenler ve olaylara seyirci kalmayanlar güçlerini şiddete karşı birleştirdi. Şiddete karşı hukukla karşı çıkıldı. Hukuk ve yargı kazandı. Şiddet üretenler kaybetti. Kaybettikçe şiddetlendiler. Kızgınlıklarını şiddetle beslediler. Protestolarını sokağa, medyaya, televizyon ekranlarına taşıdılar. Etrafa saçtıkları kızgınla beslenen şiddetlerinden kendileri zarar gördü. 2006 yılından geriye, onların yarattığı şiddetin korkularına teslim olanların zavallılıkları ve bir de onlar kaldı. 2006 yılının en önemli olaylarından birisi de, Van 100.yıl Üniversitesi Rektörü Yücel Aşkın ile ilgili ?tutuklama? ve davasıydı. Dava süreci ve olup bitenler sürekli tartışıldı. Bu davalardan geriye ?tartışmalar? kaldı. Böylece yapılan bu tartışmalar sayesinde bazı yargısal sorunların tartışılabileceği anlaşıldı. Davalar sürerken, davaların yarattığı sorunlar konuşuldu. Dava dosyası dışında olup biten her şey haber oldu. Yazılar yazıldı. Eleştiriler yapıldı. Çoğunluğu davaların yarattığı sorunların tartışıldığı tartışmalardı. 2006 yılından geriye Mehmet Ali Ağca?nın tahliyesi kaldı?2006 yılı sonunda ise ?tahliyesi? için dosyası yeniden Yargıtay?a gönderildi? Ağca?nın ne zaman çıkacağı karalaştırılacak. 2007 yılının başında yeniden ?Ağca tahliyesi? ile yapılacak tartışmalar yeni yılı başlatacak. Sorun nerede? Yasalar mı kötü yoksa uygulamamı? Yoksa uygulamada ortaya çıkan sorunlar aslında yasa maddelerinin yazımından mı kaynaklanıyor? Bütün bu tartışmalar sürdüğü sırada da ?Susurluk Davası? üzerine yapılan tartışmalar da bitmemişti.. Başbakan R. Tayyip Erdoğan, Musa Kart?ın kedili karikatüründen dolayı açtığı tazminat davalarını geçtiğimiz yıl içinde kaybetti. Penguen dergisindeki karikatürlerden dolayı açtığı tazminat davasını da kazanamadı. Başbakan yıl içinde karikatürlerden dolayı açtığı davaları yitirdi. Bu davaların tartışması politika ile karışık eleştiriler başka davaların açılmasına neden oldu?Başbakan?ın yargıya yararı oldu. Türkiye?de ?mizah yolu ile eleştiri? konusundaki yargı kararları çoğaldı. Yargı kararları eleştiri hakkını kabul etti. Ama tazminat davalarının davacısı zenginleşemedi. Van Savcısı Ferhat Sarıkaya, yazdığı iddianamede Kara Kuvvetleri Komutanını suçladığı için meslekten ihraç edildi. Şemdinli olayları hakkındaki iddianame ile açılan dava en az bu olay kadar Türkiye demokrasisi üzerinde etkisini gösterdi. Etkisi ve tartışmaları hala sürüyor. 2006 yılından elde kalan bir savcının iddianamesi ile meslekten atılması, birde 9.11.2005 tarihinde bombalanan Umut Kitabevi nedeniyle Şemdinli iddianamesi ve davasıydı. Van 3. Ağır Ceza Mahkemesi?nde Şemdinli davası karara çıktı. Sanık astsubaylar Ali Kaya ve Özcan İldeniz, Umut Kitabevi`nin bombalanması ve saldırılardan dolayı suçlu bulundular ve haklarında 39`ar yıl 5`er ay 10`ar gün hapis cezası verildi. Ayrıca Umut Kitapevi`nin sahibi Seferi Yılmaz?da PKK üyesi olduğu iddiasıyla tutuklanınca, bu olaylar Türkiye?nin yargısına damgasını vurdu. Şiddete kan karıştı. Türkiye?de nefretle karşılanan olaylardan birisi de Danıştay saldırısı oldu. Bir avukat Danıştay?ı bastı. Danıştay 2. Daire Başkanı ve üyeleri bu saldırıda yaralandı. Daha sonra da Mustafa Yücel Özbilgin kurtulamadı ve vefat etti. 2006 yılından geriye kalan dava sürüyor? Bunlar 2006 yılından geriye kalan yargılamalardan sadece bir kaçı..Hala açılan bazı davalar üzerinden ?demokrasi? tartışması yapmaya devam ediyoruz. Bu alışkanlıktan vazgeçmeliyiz. Bunun yerine ?davasız? yıllar istemeliyiz. Açılan davalar üzerinden demokrasiyi tartışmaktan uzak durmalıyız. Yaşatacağımız demokratik, laik, sosyal bir hukuk devleti düzeni içinde, demokratik toplum düzeni kurmak için cumhuriyeti korumalıyız. 2006 yılından geriye kalan ilk işimiz, ilk görevimiz Av. Behiç Aşçı?yı yaşatmaktır. Cezaevleri Türkiye?de temel insan hak ve özgürlüklerine dayalı bir infaz rejimi yaratmalıyız. Ölümün kıyısından seslenen avukat hayatta kalmalıdır ve hepimizin dikkatini çektiği bu sorun artık herkesin sorunudur. Hepimizin yaşam hakkı adına, geçmiş ve gelecek yıllar için?