HEYECAN
Eyüp BEKTAŞ
“Düşünce platformu” yaşayacağım ümidiyle gittim Kdz. Ereğli’deki sekiz sivil toplum örgütünün başlattığı hareketin toplantısına.
Yemekli düzenlemişler.
Yemek var ise bu işin bir de bedeli var elbette.
Adı üstünde sivil toplum örgütü.
Yemeğin bedelini de ödeyebilme mutluluğumda izledim başından sonuna kadar izledim bu heyecanı.
Adım olarak çok güzel bir kere.
Eksik olabilir.
Doğaldır.
Bir eksiklik var ise de doldurulur.
Toplantının gündeminde Kdz. Ereğli’nin sorunlarının olup olmadığını sorduğumda “ilk toplantı ısınma hareketleridir, ikinci ve üçüncü toplantılarda katılımcı anlayışla olgunlaştırılacak” yanıtını aldım.
Öyle ya, bakalım şu su hırsızlığına ne diyeceklerdi bunu bekledim.
Hatta bir mühendis arkadaş “Zonguldak’ta bu su bize aittir. Bizim sınırlarımızdan çıkıyor diye iddia edenler var” dedi ikili sohbetimizde.
Bu yörede su var olduğundan bu yana Kızılcapınar’a akan suyu bugün “bizimdir” demenin saçma olduğunu söylerken “401 metreli Gaca tepesinde 2543 metre uzunluğunda ve 3 metre yüksekliğindeki bir tüneli niye açıyorlarmış bir açıklasınlar” vurgusuyla kendi düşüncemi anlattım.
Konuşabilmek bir kültürdür.
Konuşabilmek için de konuşabilme kültürüne sahip olanların bir araya gelmesi gerekir.
Sekiz derneğin toplantısında işte ben bu olgunluğu gördüm.
Harika olan da bu.
Yoksa; “sen sesini kes lan!” diyenlerin bir araya geldiği bir ortamda konuşabilmeyi kim başarabilir ki?
Daha önce Esnaf Kefalet Kooperatifi Başkanı Mehmet Azman’ın da öncülüğünde başlayan odaların dayanışma oluşumu yemekli toplantılarda şöyle bir göründü ve tribünlere oynayıp kayboldu.
Bu kez öyle olmamasını dileyenlerin sayısı salonda o kadar çoktu ki.
Konuşmak ve ortak payda olan Kdz. Ereğli’nin hak ve çıkarlarını korumada yürek yüreğe olabilmek.
Toplantıda konuşanların dernek tanıtımı arasında masalarda “şu da olabilir” diyenlerin seslerini duydum.
Örneğin işçi emeklileri derneğinin yerel yöneticilerden emeklilerin de öğrenciler gibi indirimli ücret ödemelerini talep edebileceklerini dile getirildi.
Ben de, Kızılay Kdz. Ereğli Şubesi’nin ilçenin bütününü kapsayan bir kan grubu haritası çıkarabileceğini ve bilgisayar kayıtlarıyla acil durumlarda ulaşılabilecek kişileri saptayarak yöreye kalıcı bir hizmet sağlayabileceğini söyledim.
Düşünce çok.
Önemli olan insanların düşüncelerini özgürce ifade edebilecekleri ortamlarda sesini yükselterek, katkı sağlamalarına fırsat verilmesi.
İşte Kdz. Ereğli’de sorunların çözümleriyle birlikte tartışabilecekleri platformları oluşturmaya çalışan sekiz tane derneğin adımı.
Alkışlamalıyız bu hareketi.
Destek vermeliyiz.
Daha ötesi düşünce katkısı vererek daha başarılı olabilmesinde sorumluluk almalıyız.
Konuşmayan ve sorunlarını tartışmayan bir Ereğli’yi düştüğü bu çukurdan, tartışan ve demokratik haklarını sonuna kadar kullanabilen Ereğli’yi yeniden yaratmada, meydana dolduran kavgacı ve baskıcılara prim vermemeliyiz.
Tek yan vardır.
Bu yanın adı Kdz. Ereğli’nin toplumsal çıkar doğrultusunda yönetilmesidir.
Geçmiş yılların yörenin lokomotifi olan Kdz. Ereğli’yi yeniden koşma motivasyonuna itecek olan dayanışma kültürünü üst üste yığılan ellerin arasından çıkacak olan enerjiyle güçlendirmek hiç de zor değil.
Bir katılımcının “özlemini çektiğimiz birlik ve beraberlik” sözüyle dışa vurduğu duygusallığı, biliyordum ki o salondaki herkesin ortak duygusuydu.
Ortak duygu o kadar büyük ki.
Suskun bırakılan bu toplum bu ortak duyguda buluştuğunda, Kdz. Ereğli’nin üzerine çökmeye çalışan kara ve karanlık kabusu ışığa kavuşturacaktır.
Sekiz sivil toplum örgütünün bu hareketine bu gözle baktım.
Ve çok heyecanlandım.
Yorumlar