Ereğli dışına çıktığımızda dağları tepeleri indirip kaldırılan dev iş makinelerini görünce içim bir tuhaf olur hep.

Emeği başkenti genel bütçeye avuç avuç katma değer hortumlarken, bahçesindeki soğanı sulayacak suyu bulamıyor.

Zonguldak seçmesini bilmiyor.

Seçilenler de Zonguldak’a çok uzak.

Zonguldak’ı araç olarak kullanıp parlementoda yan gelip keyf çatıyorlar.

Nasıl mı?

Alın size iki somut örnek:

 

Kdz. Ereğli’nin Organize Sanayi Bölgesi’ne birkaç koldan ulaşmak mümkün. Yeni yapılan  Kıyıcak Köyü sınırları içinde ve Ereğli-Alaplı sahil yoluna da bağlanan yol çok güzel. Harika bir yol yapıldı o güzergahta.

Ayrıca Kaptaş üzerinden de gelinebilen bir yol var.

Ereğli’den de hem Topçalı ve hem de Bölücek (Gülüç Irmağı’nın iki yakası) köylerinden de OSB’ye ulaşılıyor. Ki genellikle de (şu anda) bu iki yolun trafiği daha yoğun çalışıyor.

Bölücek yolunun OSB’yle birleştiği noktada çok keskin bir viraj var. Ayrıca tepe üstü bir yapıdaki bu keskin virajın içinde bir de bina bulunuyor. Allah korusun ağır iş makinası ve araçların çalıştığı bu yoldaki adı geçen virajda bir kaza olup da araçlar devrilse, o binanın içindekilerin kurtulması mümkün değil.

İşte o binanın yıkılarak virajın tepe üstünün de kaldırılarak genişletilmesi talebinde bulunanlar devletin ve siyasetin yetkililerinden ilgi bulamayınca, virajdaki bina sahibine arsasının yakınlarında üç kat büyüklüğünde  bir arsa satın alıp üzerine de iki katlı binayı kondurup teslim ederek harekete geçiyorlar.

Kdz. Ereğli OSB’deki Tat Metal, Çınar Boru ve Özdemir Boru Profil’in gerçekleştirdiği bu özel kamulaştırma ile boşaltılan virajın yapılması için bir kez daha dert anlatmaya başlıyorlar.

Anlat anlat heyecanlı oluyor.

Sanayicilerin elini ayağını öpmesi gereken ve tüm sorunlarının çözümüne katkıda bulunması gereken “yönetenler!” bu haklı isteğe yine ilgisiz kalıyorlar.

“İşte Ereğli’nin fotoğrafı bu” başlığıyla bu olayı haber yaptık ve kamuoyuna aktardık.

Kaymakam “yapacağız-edeceğiz” dedi.

Milletvekili bu talepten ilk kez bizim gazetemiz aracılığı ile haberdar olduğunu söylerken, vali beyin izin dönüşünde konunun tartışılacağını ve karar alınırsa da yapılacağını söyledi.

Karar çıkarsa da hangi baharda yapılacağını bilen yok ya…

Sonuç: dam üstünde saksağan gel bize bari bari…

 

İkinci olay Kandilli’ye nefes aldıracak yeni güzergahtaki yol yapımı.

2007’nin sonunda biteceğini açıklamışlardı hem devlet hem de siyasetçiler.

Hatta, bu yolun yapımı için madencilerden bile para toplamaya kalkacak kadar da konu ayağa düşürülmüştü.

Bir elektrik direğinin kayması nedeniyle yapılacak betonlama için kaynak arayışına bile çıkıldı.

Komik komik işler.

Koskoca devletin bölgemizdeki yerel yöneticileri, 5-6 kilometrelik yolun yapımı konusunu ağızlara çiklet yapacak kadar ilgisiz ve duyarsız kaldılar.

Yani; Kandilli’yi  Zonguldak gibi kaderine terk etme alışkanlığını sürdüler.

O Kandilli ki, Zonguldak’ı vilayet yapan Kandilli.

O Kandilli ki, Erdemir’in Ereğli’ye kurulmasını sağlayan Kandilli.

O Kandilli ki, Ereğli ve Alaplı’yı uzun yıllar besleyen Kandilli.

O Kandilli ki, sadece yöreye değil tüm Türkiye’ye istihdam sağlayan Kandilli.

İşte o Kandilli’yi terk edilmişlikten kurtaracak küçücük bir yolu yapmayan da yönetenler.

Doğru söylemeyip umut verenler.

Devletin hizmetini Kandilli’ye getirmeyenler.

Siyaseti Zonguldak’ın dışına hizmet sağlamayı alışkanlık haline getiren genel başkanların listeye koyduğu milletin sırtındaki kamburlar.

 

İki küçük olay ve iki küçük değerlendirme.

Bu ülkenin başındaki yönetimin ne kadar güçlü olduğunu elbette biliyoruz.

Merdivensiz kavak ağacına çıkarılan bir süreçten geçerken, ülkenin dört bir yanına hizmetleri aktarırken Zonguldak’ı unutan, Ereğli OSB yolundaki küçücük bir viraj için sanayicilere özel kamulaştırma yaptırtmasına rağmen çözüm üretmeyen, Kandilli gibi tarihsel borçlu olduğumuz beldenin basit bir yolunu sürüncemede bırakanları ne yapmalı?

Haydi siz söyleyin ne yapmalı?

 

Bunlar Erdemir’i de “babalar gibi” satıp Ereğli’nin omurgasını kırmadılar mı?

 

Zonguldak’ın adı yok.

Ereğli’nin ise ne şerifi ne de şerifesi yok.

“Kaybolan yıllar” şarkısı söylenmeye devam ediyor.

Biz de hep seyrediyoruz