KANDIRALI
Eyüp BEKTAŞ
Bir manga askerin durduğu karikatürde, omzundaki kalemi ile yürüyen kaz-teci?nin başında ise gazete kağıdından yapılmış bir miğfer var ve üzerinde ?Operasyon başladı? yazıyor. Bu karikatürün altında da, ?Kıta duuur!.. Kandıralı sen de dur!..? yazıyor.
Musa Kart?ın çizdiği bu karikatür o kadar çok şey anlatıyor ki.
Medyada çıkan Türk Silahlı Kuvvetler ile ilgili haberleri yalanlamaktan bıkan TSK, öylesine büyük bıkkınlık içine girdi ki, Kara Kuvvetleri Komutanı İlker Başbuğ bu tür haberlerin amacının ne olduğunu soruyor.
Amaç belli.
TSK?yı yıpratmak.
Bilinçli ve ısrarlı bir çalışma ile TSK?yı halkın gözünden düşürmek ve komuta kademesini de başarısız göstermeye devam ediliyor.
Kuzey Irak?ın içlerine kadar TSK?nın ilerlediğini Hasan Mutlucan türküleriyle yazabilecek kadar ölçüyü kaçırıp, yalan ve yanlı bilgilerle kamuoyunun kafasını allak bullak edenlerin son haberi, TSK?nın emekli subayların konuşmasını engellemek için harekete geçtiği yolundaydı.
TSK yine yalanlandı.
Haberler yalanlanırken, yalancılar boş durmuyor.
Hemen yeni bir yalan haberi masa başında uydurarak, halkın yanlış yönlendirilmesine devam ediyorlar.
Anlaşılan o ki, bu yalanlar bitmeyecek.
Bir takım medya, ABD ve AB?ye hizmet konusundaki bağlılıklarıyla yalan haber üretip, TSK?yı yıpratma ısrarını sürdürecekler.
Yani?
Tetikçi basın işbaşında?
Evet. TSK yerinde duruyor ama omzundaki kalem tüfeğiyle, başındaki ?operasyon başladı? kağıt miğferiyle yürüyenlere durmak yol.
Onlar yola devam ediyorlar.
Yolları da, TSK?nın çelik duvarlarına fiske bile olamayacak yalancılıkları.
YALANIN FOYASI
1999?da Türk Gazetecileri Almanya Semineri?ne katıldığımda, yurt dışında yalan haberle mücadele konusunda neler yapıldığı üzerinde sorular yönelttim.
Konuyu çok basit çözmüşler.
Yalan haber yazan her kimse, konsey bu konuda karar verdiğinde bu kararın metnini tüm basın organları ayrımsız yayımlıyor.
Adı yalan haber yazanlar arasına katılanlar ise, mesleklerinin sonuna gelip tüm kredileri tükenmiş ve yalancı gazeteci olarak basının kendi oto kontrolü içinde tasfiye ediliyorlar.
Çok basit bir yöntemle bu işi çözen Avrupa?nın bulduğu yöntemi biz niye uygulamayalım ki?
Ancak, olmuyor işte.
Avrupa?da medya da tekelleşmeye karşı alınan yasal düzenlemeler ve sermayenin de ?herkes kendi işini yapsın? ilkesiyle büyük oranda gücünü okuyucularından alan basın organları, etik ilkelerin çerçevesinde, ?şundan-bundan? demeden, yalan haber yazan her kim olursa olsun gazetelerin birinci sayfalarında afişe ederek, kamuoyunu yalanlarıyla kandıranları afişe ederken; ayrım gütmüyor.
Öncelikle okuyucunun gözünde ?yalancı? durumuna düşüren kaz-teci itibarını da yitiriyor.
Bizim bu oto kontrolü sağlayamamızın sebebi de, kartelleşen basın ve basın organlarının ciddi anlamda denetimden uzak tutulup her gün yeni yozlaşmaların içine itilmesinden kaynaklanıyor.
Dünyayı yeniden keşfetme veya var olan soruları halının altına süpürerek, hiçbir kirli olayın aydınlığa çıkarılmasını gerçekleştiremeyiz ki.
Basının özgür olmadığı, oto sansürün bataklığında tüketilmeye çalışıldığı, kuralların çalıştırılmadığı bir sistemin içinde, demokrasinin kökleşebileceğini kim iddia edebilir.
Demokrasi, aydınlık ve eşit haklara saygılı düzenin toplumu; sosyal, siyasal, kültürel, ekonomik anlamda hakça yönetilmesi ile gerçekleşir.
Basını kirli sermaye tuzağında tutanlar, bir gün o zift kuyusunda ?imdat!? diye kendilerinin de bağıracağını asla unutmasınlar.
Kirlenmeyi önlemenin yolu, basının objektif kriterlerle ve özgür bir biçimde hareket ederek toplumu bilgilendirmesiyle sağlanır.
Bunun ötesi yok.
İşte bunun ötesi, kirli bir medya ve o bu kirliliğin içinde tetikçiliktir.
Türk Silahlı Kuvvetlerine saldıranlar ve kamuoyunu yalan haberleri ile kirletenler de bu kirliliğin liboşlarıdır.
En tehlikelisi de, bu yalancılar afişe edilmediği için ve basın kendi içinde oto kontrolünü sağlayamadığından yalancılar utanmazlık sınırlarını çoktan aşmış, yalanlar üzerine kurulu özel bir dünyada kendilerini padişah sanmaktadırlar.
Utanmayandan insan olmaz ki, gazeteci olsun?
Yorumlar