Hava birkaç gün böyle gitsin inanın erikler çiçek açar.
Ne derler bu durumda?
Yalancı bahar geldi.
Yalancı malancı bu sıcak günler insanın içini ısıtıyor.
Her şey kötü değil yani.
Yalanın bile insanı mutlu eden yanları varmış bakar mısınız?
Pembe yalanlar da buna dahil tabi.
Kimi zaman görüp de duyduklarımızı es geçmiyor muyuz?
Sorduklarında haberim yok demiyor muyuz?
İnkar müessesesi çalışmıyor mu o anda?
Çünkü
Evet desek ortalık kızışacak.
Kimi zaman aileler bile paramparça olacak.
Gördük ama görmedik.
Bildik ama bilmedik numarasına yatmaktan başka seçenek olmuyor.
Bunun adı da yalancı bahar gibi tatlı yalan.
Yani yalanın pembesi.
Bir de kara yalanlar var.
Yalanın hası.
Yalanın da yalanı.
Olmayan veya bilinmeyen bir olayla ilgili görüp bilmiş gibi konuşarak, insanların yaşamlarını etkileyen yalanlar.
Yalancı tanıklık gibi.
Yargının karşısına geçip de yemin etmesine rağmen kırk kılıklı kırk yüzlü gibi göz göre göre yalan atıp iftiralara çanak tutmak var.
Bunlar öyle yalan ki, insanlık yaşamında bundan daha kötüsü olmaz/olamaz.
Suçlamaktan utanıp korkmayan kırk yalanların bu kara yalanları elbette en ağır hakaretleri hak ediyor.
Ne örnekler var ne örnekler.
Yalan ve iftira ile bir arada olan ortamlar leş kokulu.
İğrenç!
Tiksindirici.
Ama beyaz yalanlar güzel ya.
Temel fıkraları gibi.
Gülümsetiyor.
Kahkaha makaralarını da boşaltıyor.
Benim de var öyle yalanlarım.
Örnek mi, dostumun maceraları.
Dostum ve ben denize gittik.
Eee
Dostum denize çıplak ben ise mayolu girdim.
Eee
Herkes bizi görüp seyretti.
Eee
Dostum kim biliyor musun?
Eee kim?
Dostum benim köpeğimin adı.
Aman beyaz ve pembe yalanlarınız olsun da, kara yalan söylemeyin.
Ayıp!
Daha ötesini siz söyleyin