Kdz. Ereğlinin sosyal, kültürel ve ekonomik açıdan çöküşünün ayak sesleri o kadar güçlü geliyor ki duymamak mümkün değil.
Ereğli gidiyor beyler bayanlar ve olmayan merdivenden kaymaya hazırlananlar.
Türkiyede Ankara, İstanbul ve İzmir illerini gelişmiş kabul eden Devlet İstatistik Kurumunun diğer il merkezleri ve ilçeleri arasında (858 ilçe) yaptığı sosyo-ekonomik araştırmada Kdz. Ereğlinin 61 il merkezini de geride bırakarak 32. sırada yer almasının onuruyla gözümüzü diktiğimiz yüksekler şimdi kara .bulutlu.
Ereğli çöküyor.
Ereğli her geçen gün ve hızla çok yönlü eriyor.
Bu çöküş Ereğli ile özdeş Erdemirin bugünkü iktidar tarafından babalar gibi satışı ve muhalefetin de analar gibi seyredişi ile başladı.
Paranın üzerinde; din, dil, ırk, mezhep falan filan olmadığını; küresel ekonomik yapının bütününde de sermayenin yerlisinin yabancısının olmadığını hep vurgulayarak, Eh hiç olmazsa yabancı almadı diye teselli bulanlar acaba şimdi anladılar mı aymazlıklarını?
Erdemir gitti Ereğli bitti.
Bi tek mevlüdü okunmadı ve bir de helvası yenmedi.
O da yakında.
Sayılı günler çabuk gelip geçiyor çünkü.
Kdz. Ereğlide tek kuruşluk ödenek ayırmadıkları tersaneler bölgesi işlev kazanmaya başladığında sahiplenen iktidar ve iktidarın yerel temsilcileri, tersaneler tükendiğinde ortadan kayboldular bir anda.
Neden?
Hani bu tersaneleri ilçeye kazandırmışlardı?
Hani binlerce işçi ILO standartlarında çalışacak köle pazarı kurulmayacaktı?
Hani iş güvencesi vardı?
Hani önümüzdeki 15 yıllık siparişleri hazırdı?
Ne oldu?
Erdemiri satan, tersaneler bölgesinin 15 yıl önce başlayan turumla sürecini sahiplenip verdiği pozların önünden kaybolanlar şimdi ortada yok.
Yer yarıldı mı sahi?
Yoksa kaçaklar seline mi kapıldılar?
Kdz. Ereğlinin Organize Sanayi Bölgesine yatırım yapanların binasını ve yerini satın alıp bağışladıkları yol üzerindeki virajı kaldırıp ulaşımı rahatlatmaktan aciz olanların Kdz. Ereğliyi nereye sürüklediklerini unutmamalı.
Ve hatta, kurmak istedikleri termik santralın
Ellele Ereğliyi tükettiler.
Ellele Ereğlinin geleceği ile oynadılar.
Ve şimdi elele verip yeni planlar içine girdiler.
Kdz. Ereğlinin bu açık çöküşünü görmemeye direnenler yan gelip yanlanırken, kentin kaybolan yıllarını geri getirmek için destek verdiklerimiz bile yuttukları makam sarhoşluğu afyonundan uyanamadılar.
Gelin Kalkınma Bankasından ve Avrupa Birliğinden iki akıllı eleman getirin ve kentte sanayicileri projeler üretsin ve AB fonlarından da özellikle üretim dışındakileri ara eleman olarak .yetiştirecek projelerin kaynaklarını çekip alın diye önerirken, benim işim yemek vermek sana ne? tepkileri alanlar arasındaki biri olarak üzülüyorum.
Sorumluluklarını yerine getirme anlamında düşünce zenginliğini sağlamak ve ilçede yepyeni bir sinerji yaratarak durağanlığa son vermenin yolunun neden yemekten geçtiğini bir türlü çözemedim.
Neden yemek?
Adı üstünde yemek!
İllaki yemek.
Allah Allah!..
Ey bu kentti yönetenler; oturduğunuz o koltuklar tahmin ediliyor ki şu anda bize batmıyor.
Günü gün ediniz.
Mutlu olunuz.
Eğlence ve yemek muhabbetleriniz kutlu olsun.
Ama uyarı var bir yerlerden
Sert geliyor diyorlar.
Ve simsiyah.
Karadeniz Ereğlinin de üzerine kaplamış.
Boğmuş.
Yani, bu kentin geleceği karanlığa doğru sürükleniyormuş.
Bilmiyor musunuz?
Görmüyor musunuz?
Konuşmayacak mısınız?
Ne olacak bu ilçenin geleceği?
Bebeler ekmek yemeyecek ve göçe mi gidecekler.
Yatırımlar pul mu olacak?
İşçiler beleş mi çalıştırılacak?
Yollar yine mi yapılmayacak?
Ne olacak halimiz?
Sahi o koltukların arkasından nasıl görünüyor Ereğli/
Yoksa, biz farklı siz farklı mı görüyorsunuz?
Umut var mı umut?
Biz kör olabiliriz.
Biz konuşamayabiliriz.
Biz duymayabiliriz de.
Siz bari bildiklerinizi, gördüklerinizi ve konuştuklarınızı anlatın da içimiz ferahlasın.
Nerede çarpıklık yanlışlık?
Bilen biri var ise söylesin.
Konuşsun.
Konuşsunlar