Bildiğiniz gibi; Kdz. Ereğlideki Kızılcapınar Barajına gelen Kurtlarsuyunu, barajı yapan Erdemir ve Ereğli Belediyesinden habersiz bir şekilde çaldılar.
Evet aynen bu sözü bilerek kullanıyorum: ÇALDILAR!
Kozlunun Ulutan Barajına 2500 tünel yapılarak ve adı Kurtlarsuyu iken Doğanlısuyu diye de isim değişikliği yaparak akıttılar bu suyu.
İlan ettiler kamuoyuna Zonguldakı susuzluktan kurtardık diye.
Tören düzenlediler açılış için.
Ereğliyi temsil ettiğini söyleyen milletvekilleri de poz verdiler törende.
Gülerek.
Gözümüzün içine bakarak.
Ereğlinin suyunu çalarken, Ereğlide de bu su Ereğlinin değil Beycumanın diyenler bile oldu.
Bu nasıl Ereğlililik ise.
Nasıl bir bakış açısı ise.
Kime hizmet etmek ise.
Anlamak zor.
Kdz. Ereğlinin Kızılcapınar Barajına şimdi daha az su geliyor.
Yıllar yılları kovalayacak.
Ve bir gün su konusunda büyük sıkıntılar yaşanacak Ereğlide.
Tarih konuşacak o gün.
Dün!
Yani bu yıllar.
Kulaklarımız çınlayacak belki yaşarken, belki de mezarda.
Bu hırsızlığa ses çıkarmayanların son pişmanlığı ise işe yaramayacak,
Çünkü su gitmiştir.
Ereğlinin geleceğine bir yanmış iz daha bırakılmıştır.
Oysa Filyos var.
Kozlunun Ulutan Barajından Çatalağzına kadar giden su, Filyos Nehrinden tersine akıtılabilir ve geçici yerine kalıcı bir çözüm gerçekleştirilebilirdi.
Zonguldak ve çevresinde yüzlerce yıl su sorunu olmazdı.
Tabi ki Ereğliye de böylesine bir oyun ile haksızlık da yapılmamış olurdu.
**
Ereğli her konuda dayanışma heyecanından uzaklaştığı için bunlar yaşanıyor.
Suyu çalınıyor.
Demiryolu sökülüyor.
Termik santral kurulmaya çalışılıyor.
Yollar yapılmıyor.
Tersaneleri kapatılıyor.
Bozhanesindeki kepenklere kilit vuruluyor.
Erdemirde mühürleme operasyonu yapılıyor.
Orası-burası derken kentte gölgesinden korkan (ispiyon edilirim diye) yeni bir ortam yaratılıyor.
Toplum suskun.
Biz suskun!
**
Elbette Ereğli bunları hak etmiyor.
Bu kentin geçmişini bilmeyen yöneticilere o yıllarda tartışılan konuları anlattığım zaman şaşırıyorlar.
Mutlaka nasıl bu hale geldiniz? sorusuna yanıt arıyorlardır beyinlerinde.
O yıllardan bugünlere koştuk.
Birlikte koştuk.
Bugünü göremeden koştuk ve koşturduk.
Şimdi de ne yapacağız? diye öncelikle kendimizi sorguluyoruz.
O eski Ereğli olsa, Kurtlarsuyunu gizli bir ihale ile
Her yeni günde kazanımlar yerine yitirilenleri alt alta koyuyorsak ve bu gidişin gidiş olmadığının bilincinde olmamayı sürdürüyorsak, yanlışın içindeki sorumluluğumuzu sorgulamaktan başka seçeneğimiz yok.
Bugünler böyle.
Peki yarın?
Yarın neyimizi ve ne için vereceğiz?