PADİŞAHIM
Eyüp BEKTAŞ
Şu bunaltıcı sıcakların tam ortasında sandığa doğru hızla koşuyoruz yapış yapış ter içinde. Tatil matil gitti. Tatilin düşüncesi de yok oldu.
Parti genel başkanlarının belirlediği adaylara vekalet verebilmek için başlatılan seferberlikte, ne tat var ne tuz.
Yani şöyle ağız tadı ile bütün siyasi parti genel başkanlarının bir araya geldiği açık oturumlar da yapılmıyor ki artık. Tek tek çıkıyorlar ve kendi çalıp kendi oynayarak hava basıp gidiyorlar.
Demokrasinin güzelliği olan tartışma ve düşünce paylaşma kültüründen uzak bu genel başkanlar, halkın karşısına geçip karşı düşüncelere de yanıt verebilme cesaretinden yoksun bir şekilde meydanlarda efelik üstüne efelik numaralarına yatıyorlar.
Çıkın kardeşim birlikte bir ekrana.
Söyleyin ne söyleyecekseniz.
Eleştirilere de yanıt verebiliyorsanız verin.
İzlesin vatandaş.
Değerlendirsin.
?Yok? diyor, Ameri-kan yandaşları.
Kaçıyorlar tartışma kültürünü ortaya koyabilmekten.
Çünkü, demokrasi amaç değil, araç?
Hangi amaca araç bunu bilmeyen de yok ya.
Padişah demokrasisi bizi böyle işli güçlü etti.
Padişahların demokrasi masturbasyonunun konu mankeni olduk sadece.
İzliyoruz.
Ve tabanda da ülke ve dünya sorunlarına karşı kalıcı ve mantıklı çözüm üretmekten yoksun olanların, küreselleşme fırtınasında açtıkları yelkenleri her birimiz bir yandan üfleyip duruyoruz.
Üff...Üfff?!
NEREYE GİTTİ EFELER
Bölücü örgütü terk ederek Kandil dağından kaçanlar; Ameri-kan araçlarının Kandil dağına silah taşıdığını anlatırken, bizi yönetenlerin acaba hiç utandılar mı merak ediyorum.
57. hükümet niye yıkıldı?
Bu soru çok önemli.
?Ecevit?in milletvekili ve bakan yaptıkları, ?mezara kadar Ecevit ile? diye tribünlere oynarken, nasıl bir anda gemiyi ilk terk edenler oldu? 2 fiziki ve 2 de ekonomik deprem yaşayan bir siyasal iktidar tam bu ağrı dönemi geride bıraktığı anda, seçimlere de 1.5 yıl kala istifalar furyasını kim başlattı, kim figüranları oldu?. Amerika?nın Irak?a müdahale edeceği ve bu savaş anında ise Ecevit?in başbakan olmayacağını yazanlar ne biliyordu??
Bu soruların yanıtı verilebildiğinde, Türk askerinin başına çuvalın nasıl geçirildiği de ortaya çıkar, devlete meydan okuyanların bu cesareti nereden aldıkları da?
Oyun o kadar açık oynanıyor ki?
Gören görebiliyor.
Göremeyenler de, ?Amerika defol? diyenlere saldırıyor.
ÇARPIK ÖRNEK
Gazeteci Hrant Dinc cinayetinin duruşması bile gergin başladı.
Ortada öldürülen bir insan olmasına rağmen, saldırganlık alışkanlığının devam etmesi çok ürkütücü. Olayla ilgili, ele geçen veya geçirilen zanlılar yargı önüne çıkarılırken, savunma avukatının daha duruşma başlamadan öldürülen Hrant Dink`in eşi Rakel Dink ve kızları Delal ve Sera Dink adliye binasına girerken "Hepiniz Ermenisiniz. Ermeni pasaportunuz var" diye bağırmasını anlamak mümkün değil. Müdahil avukatlarından Ümit Abanoz, "Cübbeni çıkart sen provokatörsün. Dışarı çıkartın bunu" sözleriyle de, bu olaya tepki göstererek bir hukukçuya asla yakışmayan davranışa tavır alıyor.
El insaf..!
Savunma veya müdahil bir hukukçunun adliye binasında karşı tarafa sataşması ve bağırıp çağırarak gerilim yaratması doğru mu?
Hukuğun bir gün herkese gerekli olacağını söyleyen hukukçular, neden bu söylediklerinin kendileri için de geçerli olacağını akıllarına getirmezler ki?
Adliye binasında bir hukukçu böyle bağırıp çağırırsa, vatandaş ne yapar?
?Avukat bağırıyor, çağırıyor, hakaret ediyor ve bir şey olmuyor, eee ben de bir iki kişi temizleyeyim? demez mi?
Ama biz yine akıllı başlı olalım ve hocanın dediğini yapalım da, yaptığını yapmayalım?
Yorumlar