Kandilli'deki sağlık meslek lisesini ilçe merkezine taşıma kararı aldılar.
Bu kararı veliler sevinçle karşılarken, karda kıyamette çocuklarının Kandilli yollarında yaşadıkları perişanlıktan kurtulacağını söylüyorlar.
Belde sakinleri ise öfkeli.
Kandillililer, Zonguldak'ı ağır sanayi kenti yapan taşkömürünü bulan ve ilk işleten belde olarak tarihsel bir misyonu temsil ettiğine vurgu yaparak, bu kararın Kandilli'nin dışlanması ve yok olmasına giden son operasyon olarak görüyorlar.
Olayın iki farklı cephesinin kendilerine göre haklı yönü olabilir.
Bu kararda konu sağlık meslek lisesinin taşınması olarak görülmemelidir.
Kandillililerin öne sürdüğü gibi; Ereğli ve Alaplı'nın tüm sosyo-ekonomik gelişmişliğini sağlayan taşkömürü işletmeciliğinin yapıldığı bu belde ye uzun yıllardır yapılan haksızlıkların devamıdır bu karar çünkü.
Kandilli'nin tarihsel geçmişinde bölgenin lokomotifliği vardır.
Çevredeki tüm köylerdeki hanelere götürülen ekmek vardır.
O ekmek ile büyüyen nesiller vardır.
Sosyal işletmeciliğin çok iyi incelenmesi gereken örnekleri vardır.
Paylaşımcılık vardır.
En ücradaki köylere verilen çok yönlü hizmetler vardır.
Eğitimli kadroların yetiştirilmesi vardır.
Emek vardır.
Üretim vardır.
Ve maden ocaklarında şehit düşenler vardır.
Erdemir'in kuruluş gerekçesinin altında da Kandilli'deki maden ocaklarına sahip olmak bile vardır.
Böylesine önemli bir beldeye yapılan haksızlıklar manzumesinin devamıdır bu karar.
Elbette Kandilli'ye ulaşım zor sağlanmaktadır.
Yolları yol değildir.
Standart dışı ulaşım köprülerinde iyileştirme bile yapılmamaktadır.
En son örneği de Köseağzı'ndan Buruncuk'a inen ve çıkan yoldur.
Çaycuma köprüsü nasıl ki üzerinde araçlar hareket halinde iken çöktü ise, bu güzergah her an bir facianın yeni adresi olabilir.
İlçe ile bağlantısını sağlayan demiryolu bile sökülmüş, tarihi buharlı lokomotif kesilerek hurdaya gönderilmiştir.
Ulaşımda yaşanan korkuyu kimse yadsıyamaz.
Ancak
Kandilli'yi kaderine terk etmek haksızlıktır, yanlıştır, vefasızlıktır.
Bugün sağlık meslek lisesinin bulunduğu alan, 1992 yılında fakülteye dönüştürülmüş olsaydı, bu belde eğitim kenti olur ve Kdz. Ereğli'de bir üniversite kurulmasında da önemli bir misyonu üstlenebilirdi.
O tarihte 'burası köy' diye karar veren siyasetçileri şimdi yeri gelmişken bir kez daha kınıyorum.
Kandilli'ye bir şey vermeden hep alma alışkanlığının bugünde devam etmesi ve en son olarak da sağlık meslek lisesinin taşınması olayına, yöneten kademesindekiler çok boyutlu bakabilmelidirler.
Haksızlıklar zincirine yeni halkalar eklemek kimseye yarar getirmez.
Tarihte bu haksız ve yanlış uygulamalara imza atanları asla affetmez.
Yazık Kandilli'ye.
Yazık bu vefasızlığı sürdürenlere.
Yazık bunca yaşanmışlıkları yok sayıp da acımasızca kararlar alanlara.
Yazık yazık
Kdz. Ereğli'nin çok yönlü geleceği olan Kandilli'yi yeniden ayağa kaldıracak projeler üreterek, katılımcı bir anlayışla alınacak radikal kararları o yörede yaşayanlarla birlikte tespit etmenin zamanı gelip geçmektedir.
Kandilli'nin kurtuluş reçetesini yazma sorumluluğu olanlar nerede?
Neden işbaşında değiller?