BİR büyük yazın ustası, savaş karşıtlığının unutulmaz simgelerinden biriydi Roman Rolland. Bu yazıyı ona ayırmak istedim. Irkçı söylem ve eylemlerin hız aldığı, bilimin yerine dinsel öğretilerin ağırlık kazandığı, topluma korkunun egemen kılınmaya çalışıldığı, düşünce ve ifade özgürlüğünün engellendiği günümüzde zamanıdır diye düşündüğümden. İstedim ki, yapıtlarıyla henüz buluşma olanağı bulamayan okurlarım özellikle de gençler, insanlığın yüz akı bu önemli yazarı tanıyabilsinler.
Romain Rolland 1866-1944 yılları arasında yaşamış bir Fransız yazar. Romanları, biyografi çalışmaları, tiyatro eserleri, sanat ve edebiyat üzerine eleştiri yazıları var. Asıl ününü, insanlık, iyilik ve güzellik kavramlarını yücelttiği destansı yapıtı Jean Christophe’la yaptı. On yıllık bir çabanın ürünü olan devasa yapıtı birbirini izleyen on kitaptan oluşuyordu. Yalnız Fransa’da değil tüm dünyada büyük ilgi gördü Jean Christophe. Pek çok dile çevrildi. Adnan Cemgil’in yetkin çalışmasıyla dilimize de kazandırıldı ve 1983 yılında Sosyal Yayınlar’ın klasikler dizisi arasında üç cilt halinde yayımlandı. Uzun soluklu şiirsel metinlerle örülü romanında Rolland’ın; müziğine, ödünsüz tavırlarına hayranlık beslediği Beethoven’in yaşamından esinlendiği bilinir.
İnsanlık bir barış aktivisti olarak da tanıdı Romain Rollandı. Birinci Dünya Savaşı’nın başladığı günlerde büyük tekellerin ve çıkar çevrelerinin kışkırtmalarıyla şoven duygular savaşın tarafı ülkelerde ön plana çıkmıştı.. Fransa’da sosyalist bilinen siyasetçiler aydınlar bile emperyalist hükümetlerinin yanında yer almış, bu çılgınlığa karşı duran Sosyalist Parti lideri Jean Jaures bir suikast sonucu öldürülmüştü.. Almanya’da da durum farksızdı. Thomas Mann gibi ünlü yazarlar savaşı desteklerken, Rosa Luxemburg ve Karl Liebkneecht savaşı durdurma uğraşı veriyor, milliyetçilerin gazabından kendilerini zorlukla koruyorlardı. Savaş çığlıklarına karşı bir güçlü ses işte bu ortamda İsviçre’den yükseldi. Romain Rolland, 1914 yılının Eylül ayında “Boğuşma Üstünden” başlığı ile Cenevre’den yayınladığı yazılarıyla, birbirlerinin kanını akıtan taraf ülkelerin aydınlarına, gençlerine sesleniyor, bu kanlı oyuna alet olmamalarını istiyordu. Savaşı yurtseverlik adına sürdürenlerin gerçek amaçlarını açıklıyor, maskelerini düşürüyordu. Romain Rolland savaş karşıtı yazılarını 1915 ağustosuna dek baskı ve tehditlerden yılmaksızın sürdürdü. Fransız hükümeti onu Almanlara hizmet eden bir hain olarak ilan etti. Savaşın bitimiyle Rolland’ın ve onun gibi düşünenlerin haklılığı çıktı ortaya. Savaş salt ölüm, yıkım ve barbarlığın kol gezdiği yıllar bırakmıştı ardında. Romain Rolland ülkesinde lanetlenirken barışa yaptığı katkılarından ötürü Nobel Barış Üdülü’ne değer görüldü. Adı insanlığın kardeşliği ülküsüne gönül verenlerin, emperyalizm ve barbarlıkla mücadele edenlerin rehberi oldu. 1932’de Amsterdam’da Dünya Barış Kongresi’nin başkanlığını yaptı. 1933 yılında Hitler’in kendisine vermek istediği Goethe madalyasını geri çevirdi. Ülkesi Fransa’ya 26 yıllık bir ayrılık sonunda döndü. İnsanlığın kardeşliği ve Barış yolundaki çabalarını ölümüne dek sürdürdü.
Romain Rolland adı, gezegenimizde bugün de süren acımasız savaşlara, yoksulluğa, emek sömürüsüne, insana yönelik işkence ve zulümlere karşı halklara umut ve güç dağıtan bir ışık olmayı sürdürüyor. Ne mutlu bu ışıktan yararlanabilenlere. Daha adil, eşitlikçi, sömürünün olmadığı bir dünya için mücadele verenlere.
Bertolt Brecht’ten “Bir Gün Gelecek” şiirini yineleyerek bitirelim yazıyı:

"Bir gün gelecek, zaman bizim olacak,
bizim.
Bütün düşünürlerini okuyacağız
bütün çağların.
 Bütün ustaların bütün tablolarını
göreceğiz.
Bütün maskaralara kırılacağız
gülmekten.
Arkadaş olacağız bütün kadınlarla.
Ve bütün insanlara
Öğreteceğiz gerçeği.