SELAM SÖYLE
Eyüp BEKTAŞ
Yazıişleri eski Müdürlerimizden Yaşar Uysal aradığında, çok önemli bir şey olduğunu hissettim hemen.
Çünkü; Yaşar Abi işimizdeki hareketliliği de çok yakından bildiği için öyle olur olmaz zamanlarda arayarak zaman savurganlığı yapmaz.
Anlar halden.
Bu nedenle “Eyüp Merhaba!” dediğinde irkildim.
-Buyur abi.
-Ruhi abiyi kaybettik.
Zaman durdu bir an.
Nefes alamadım desem yalan olmaz.
O anda kapıdan Sami Küçüksakallı dostumuz girmiş ve tam da elimi uzatıyordum ki, buz kestim.
İnsanın canı öyle bir yanıyor ki, anlatılamıyor.
Düğümleniyor bir anda bilinç.
O’nunla Samsun’da yapılan bir röportajı bulduk arşivimizden. Biz de, bu röportajı daha önce yayımlayarak uzaklara selam yollamıştık gönül bağımızla.
O yazının giriş bölümünde yazdığı bir kitabından seçtiğim “Fotoğraf” isimli şiirini de yayımlamıştım.
Şöyle diyordu şiiri:
[b][i]
“İnsanoğlu bir varmış bir yokmuş/ Ne kalacak cismimizden geriye/ Yakışıklı bir resimden gayrı/ Bu yüzden düzgün olmalı her şey/ Yerli yerine cuk oturmalı/ Makinenin karşısına geçince insan/ Hediye paketi gibi durmalı”[/i][/b]
Öyle ya; “an” gelmişti Ruhi Göktekin için.
Yaşama veda zamanıydı bu “an”ın adı.
Uzaklardan elveda derken Ereğli ve çevresindeki bizlere, Meydanbaşı Yokuşu’ndaki Ereğli Memleket Gazetesi’nde tanıştığım yıllara uzandım ben de.
Turan Kayalı’dır bizleri birbirimizle buluşturan.
Kayalı ekolü ve Avni Saka ile İlhan Yapıcı.
Halen daha yaşama tutunmaya çabalayan Ertuğrul Oğuz ve diğerleri.
Kimler geldi ve kimler geçiyor.
Ve sonsuza kadar devam edecek bu seyrüsefer.
Öncekiler, daha öncekiler ve bugünküler hep gelip gitti.
Dostluklar kalıyor geride.
Ruhi Abi yok artık.
O da bırakıp gitti bizi.
Toprağın bol olsun büyük usta.
Seni çok sevdim.
Çok da seviyorum.
Bir gün buluşuruz nasılsa.
Turan abiye, Avni Saka’ya da selam söyle.
ERKEK!
Ağızdan dinlediğim bir fıkra.
Irak’ta genel bir tuvalete giden kadını tuvalete bakan görevli durdurmuş ve yanlış yere girdiğini ifade ederken:
-Hanım hanım orası erkekler tuvaleti.
Kadın dönmüş ve sormuş:
-İçeride Muntasar El Zeydi’mi var?
Tuvaletçi şaşırmış ve:
-Hayır! Demiş.
Kadın da:
-Eee o halde. Niye durduruyorsunuz beni. Irak’ta Muntasar El Zeydi’den başka erkek mi var?
• Muntasar El Zeydi, Ameri-Kan Başkanı Busch’a ayakkabısını fırlatan Iraklı gazeteci.
Fıkrayı dinlediğimde koptum.
Espri dediğim işte bu.
Cuk diye oturtuyor düşünüp yazanlar.
Hemen o olayın görüntüleri canlandı kafamda.
Arkadaşıma, o olaydaki beynime kazınanın ise, Muntasar El Zeydi ayakkabısını fırlattığında kendisini engellemeye çalışan meslektaşlarının görüntülerini unutamadığımı dile getirirken “Oysa, o anda diğer gazeteciler de bu eyleme katılarak öldürülen Iraklıların hesabını sorma adına ayakkabılarını fırlatabilseler, basının da nasıl tek yürek olduğunu ortaya konulurdu” dedim.
Basın ne için tek yürek olur?
Sansür ve oto-sansüre karşı.
İletişim özgürlüğünü yok edenlere karşı.
Tekelleşmeye karşı.
Etik kuralları bozmaya çalışanlara karşı.
Hatta haksız rekabete karşı.
Irak’ta 5 yıldan bu yana milyonlarca Iraklı işgal güçleri tarafından katlediliyor ve bunun hesabını ayakkabısını fırlatarak sormak isteyen gazeteciyi engellemeye kalkanlar da ne yazık ki, gazeteci (!)
Pardon; gaz tenekesi !..
Yorumlar