Aysel Gürel’in sözlerini yazdığı “İkinci Bahar” şarkısı pelesenk oldu dilime.

 

Halk oylaması sonuçlarını  değerlendirirken farkında olmadan söylemeye başlamışım “Gamze gamze bir gülüver şimdi/ Beni göğsüne alıver şimdi/ Mevsimi geldi susadım aşka/ Benimle bir bütün oluver şimdi.
İkinci bahar yaşıyor ömrüm/ Gel benim yarim oluver şimdi/ Seni gül gibi öpe koklaya/ Gözümden, dilimden, sakınır saklar/ Bugünkü aklımla severim şimdi.

Şiirler, şarkılar söyleyerek/ Mehtabı birlikte seyrederek/ Benimle bir rüya kuruver şimdi/ Aahhh....

İkinci bahar yaşıyor ömrüm/ Gel benim yarim oluver şimdi/ Seni gül gibi öpe koklaya/ Gözümden, dilimden, sakınır saklar/ Bugünkü aklımla severim şimdi” diyerek.

 

Hayrola bayram değil seyran değil!

Oysa bırakalım bayramı da, hayatımız tam bir “bayramlık” oluyor.

Benim ise dilimde ikinci bahar.

Bu bahar sonbahar!

Sondan bir önceki bahar sanki.

 

Halk oylaması numarası göle çalınan maya da olsa tuttu.

Tutturan tutturuyor.

Göle de, denize de çalsalar mayayı “hurra” diyerek işlemi tamamlıyorlar.

Bakar mısınız Güney ve Doğu Anadolu’dan gelen halk oylaması sonuçlarına.

Yüzde doksanların üzerinde kapı gibi evet.

Yiğidim aslanım burada yatıyor!

Güneydoğu’da yani.

Doğu Anadolu’da.

 

Sayın Başbakan yeni anayasa yapmaktan bahsetti.

Diyarbakır başta olmak üzere doğu da ise şenlik var.

Hem de ne şenlik.

“Özerklik” seslerini şimdi daha keskin mi duyacağız.

Kırmızı.

Sarı.

Yeşil.

Ayrılık vakti geliyor.

Tik tak tik tak.

Bahar bunun adı.

Sondan önceki bahar.

Aylardan da eylül.

30 yıl önce de böyle olmuştu.

Aynı gün de vurdular darbeyi.

Darmadağın ederek beslediler bugünleri.

Yıldönümünde de bastılar düğmeye.

Ayrılacak mıyız yoksa, her şeyimiz bir kardeşlerimizden?

Canım halayımdan ayrı mı düşeceğiz?

Zılgıt çekemeyecek miyiz yürek yüreğe?

Zor dostum zor!

Çok zor…

 

Dilimde “ikinci bahar” şarkısı.

Gündem ile ne kadar da zıt!

Ve ilgisiz.

Ama söylemeden duramıyorum.

Belki son bir umut.

Son bir istek…

 

Bu şarkıyı değiştirmeliyim.

Bir başka şey.

Sebahattin Ali’nin “Başın öne eğilmesin” iyi gelir mi?

Hafifletir mi yaramı?

Rahatça yutkunabilir miyim?

Gözlerim buğulanmaz ve ülkemin üzerine çökmekte olan karanlık yırtılır mı yeniden?

Mavi göz süzülür mü bulutların arasından?

Düşünüp de dirilebilir miyim yeniden?

Bilmiyorum.

Evet “bilmiyorum, bilemiyorum” diyenlerdenim.

Bir gram umudum yok.

Daha ötesi endişem dünden daha büyük.

Ama tutsak olmak yok!

Olmamalı da!..

 

Sonbaharın aylarındayız.

Son ve bahar.

Sondan bir öncesi arife gibi.

 

İkinci bahar.

Üçüncü bahar.

Dördüncü, beşinci ve altıncı bahar.

Ama en sonunda sonbahar!