BEÜ Ereğli Eğitim Fakültesi'nin engellilerle ilgili bir paneli vardı hafta sonunda.
Paneli izleyenler arasında bulunan AKP Kdz. Ereğli ilçe Başkanı Adem Öztürk, Gülüç Belediye Başkanı Aydın Güngör de vardı.
Adem Öztürk'e önümüzdeki yerel seçimlerde belediye başkan adayı olmak isteyenlerle ilgili kimlerin olup olmadığı yolunda sorular yöneltirken, Aydın Güngör 'sen de aday mısın?' diye sordum.
Aydın Bey, 'görev verirlerse' dedi.
Yani bunun adı 'varım' demektir.
Aydın Bey, önümüzdeki seçimlerde Gülüç'ten aday olmayacağını açıkça ifade ederken, Ereğli adaylığı düşündüğünü bu şekilde ifade etti.
Herkesin aday olma ve adaylığı düşünme hakkı vardır ve olmalıdır.
Bu bir haktır.
Hem de demokratik bir hak!
Aydın Güngör'e 'Başkan ben 58 yaşına geldim ve dedeyim. Sen benden enaz 10 yaş büyüksün' sözlerimle, siyasette gençlerin önünün açılmasına vurgu yaptım.
Aydın Bey, aramızdaki yaş farkının 8 olduğunu dile getirirken, 2014'de yapılacak olan yerel genel seçimlerde ise 68 yaşına gireceğini de böylelikle açıklamış oldu. Güngör, siyasal kesimlerde ve kendi çevresinde yaş konusunda 'ne kadar gençsiniz' sözleriyle iltifatlar aldığını da aktardı.
Genç Başkan Adayı Aydın Güngör.
Diğer yandan Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nden 65 yaşına gelenler re'sen emekli edilirken, siyasette yaş sınırı hiç yok. Oysa 65 yaşındaki bir kişi küçücük bir evini bile satmaya kalksa, tapu müdürü 'aklın yerinde mi bir doktor raporu al gel' diyebiliyor.
Yaşa saygı elbette.
Yaşlılara sevgi.
Ama yönetenler seviyesinde ise gençlerin önü açılmalı.
Bugün hiçbir holdingin CEO'su 40 yaşında bile değil.
Gençler yönetiyor parayı.
Yatırımı.
Geleceği.
Siyaset ise çok yaşlı.
Aydın Bey'in Kdz. Ereğli Belediye Başkanlığına adaylığı düşünmesi asla anormal değil.
Bu düşüncesi bile Ereğli'nin önünü açıyor.
Sebebi mi?
Gülüç'te seçimleri yitirecek bir AKP, bu belde belediyesini hemen kapatır ve Ereğli'ye bağlayarak bir çarpık kentleşmenin de önüne geçilir.
Hadi bakalım hayırlısı
AYIP
FB-GS maçının 0-0 ile sona ermesinden sonra FB'li yöneticilerin GS'li yöneticileri kutlamasıyla başlayan güzelliklerin az sonra taşkın ve zapt edilmez FB'li yandaşlar tarafından bozulacağını hiç tahmin etmezdim.
O görüntülerin her karesinde spor ahlakına sahip herkes gibi üzüldüm.
Kahır oldum.
Ben de FB'liyim ama, savaş alanına döndürülen Şükrü Saraçoğlu stadındaki o durumu hazmetmek mümkün değil.
Bunun adı ayıptır.
Terördür.
Şiddettir.
Sportmenliğe yakışmayan hareketlerdir.
Utançtır.
Rekabete evet ama bu rekabetin spor ahlakının dışına çıkarılmasına hayır.
Taraftar takımını destekler.
Alkışlar.
Ama rakibini de düşman yerine koymaz.
Bunun adı spor çünkü.
Ahlaklı olmaktır sportmenlik.
Centilmenliktir.
Kibarlıktır.
FB gibi bir çok haksızlığa uğrayan ve çok zorlu bir süreçten geçen takımın yandaşları, bu haklı ve onurlu mücadeleyi böyle çirkin görüntülerle anılmamalıydı.
Yazık!