Çevresel anlamda, çevre konularının çeşitliliği gibi kirlilik çeşitleri de oldukça fazladır. Yaşadığım/ız ve gördüğüm/üz lüzum üzerine trafik, daha doğrusu trafiğe hayat veren araç kullanıcılarını yani seni, beni, bizi yazmak istedim.
İlçemizdeki araç çokluğu dolayısıyla da trafik sorunu, buna bağlı egzoz dumanlarından soluduğumuz hava, buna bağlı gürültü, araç yoğunluğu hepimizin malumu. Aslında bunlara yoğunluk değil de kirlilik demek daha doğru..
Seminerlerimizde sürekli değindiğimiz, küresel ısınma/iklim değişikliğine karşı toplumsal ve bireysel önlemler çerçevesinde tek tek araba kullanmak yerine toplu taşıma araçlarına yönelmek son derece gerekli ve önemli. Ancak ne yazık ki İlçemizdeki tek toplu taşıma aracı olan (minibüs mü desem, otobüs mü, midibüs mü aslında adlandıramıyorum ebatları nedeniyle) minibüsler her sokaktan geçmiyor, geçemiyor belki de. Bu kısmın detaylarını bilmediğim ve konumuzla da ilişkilendirmediğim için çevresel anlamdaki boyutunu dile getireceğim.
Dolayısıyla anlatmak istediğim, kentimizde ne kadar toplu taşıma araçlarını kullanmak istesek de güzergah ve saatlere bağlı kalma nedenleri ile mecburen tek tek arabalarımızı yada taksileri kullanmak durumundayız. Bu da elbette ki yukarıda saydığım kirliliklerin öncelikli ve belki tek nedeni olmakta.
Biz çevrecilerin daha canını yakan ise tek tek araç kullanımının verdiği çevresel kirliliği, karbon salınımını normal arabalardan 12 kat fazlalaştıran Jeepler.
Dahası bunları kullananların da belki günde en az 2 çevre duyarlılık mesajını paylaşan, gönderen, tahsilli, prestijli insanlardan oluşması.. Biz yine de mecbur kalmadan kullanmadıklarını ve bu araçlara sahip olanların mutlaka ikinci bir arabaları olduğunu varsayarak onları kullandıklarını, çevre kirliliğine somut anlamda hassasiyet gösterdiklerine inanmak ve öyle yaşadıklarını düşünmek istiyoruz.
Bildiğimiz üzere bu tip büyük ve ağır araçlar arazi araçlarıdır. Arazide, zorlu yollarda kullanılmalıdır. Aksi halde sadece ekonomik gücün göstergesi, halk dili ile hava atmaktır ve bilinçli tüketici tarzı değildir ki bazen trafikte asfaltta, minik kasislerde bile son derece yavaaaşşş yavaaaşş frenli gittiklerine de ağlanacak hale gülerek tanık olduğum çok oluyor.
Aslında başlangıçta planım, konu olarak Çavdarlı yokuşunda gidiş ve gelişteki uçuş pilotlarını ayy afedersiniz, araba kullanımının en hızlı, viraj dönerken savrulan, patinajla yokuşu çıkan, çıkış yönünden savrulurcasına hızla inen, iniş yönünden çıkış yönüne itinayla jet inişi yapan ayy yine afedersiniz, araba kullanan kentimizin bu seçkin semtindeki jet yaa yine sürçtü tuşlar, araba kullanımını anlatacaktım..
Hayat işte; insanlar plan yaparmış, kader kıs kıs gülermiş..
Başladım ve buraya kadar böyle aktı, yazının kaderi böyle yazılmasıymış demek ki