Türkiye'de yeni moda başladı.
Bu modanın adı unutturma hareketi.
Son yıllarda Türkiye Cumhuriyeti'nin kurucusu eşsiz lider Gazi Mustafa Kemal Atatürk üzerine herhangi bir tartışma yapılmıyor.
Yani, Cumhuriyet düşmanları Atatürk'e saldırmıyor.
O'nun ilke ve devrimleriyle ilgili herhangi bir spekülasyona yol açacak bir şey söylemeden, uygulamak istediklerini tek tek yerine geçiriyorlar.
En son numara ise 19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramı törenlerini askıya almak.
Sessiz ve derinden giderken, gündemi Cumhuriyet, Atatürk ve Devrimleri üzerinde oluşturmuyorlar.
Olay, Ergenekon, Balyoz, Oda TV soruşturmalarını Genelkurmay Başkanını tutuklanması noktasında yandaş medya aracılığı ile aynı noktada tutabilmek.
Doğrusu bu işi de iyi beceriyorlar.
Sonuçta; Türkiye Cumhuriyeti adım adım 2023'de ilan edilmek istenen Osmanlı Cumhuriyeti'ne doğru sürükleniyor.
Bütün bunlar gözümüzün önünde yaşanırken, benim dikkat çekmek istediğim olay ise şu resmi törenlerdeki saygı duruşları ve istiklal marşının söylenmesi.
Dikkatinizi çekti mi bilmiyorum da, uzun süredir saygı duruşlarına davet üzerine yapılan konuşmalarda Türkiye Cumhuriyeti'ni kuran Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve silah arkadaşları adına diye bir çağrı yapılmıyor.
Net ifadeler yok.
Yumuşak sözlerle ulusal duygu ve bilinç usuldan törpüleniyor gibi.
Tuhaf gibi gelmesin sakın ve dikkat ediniz lütfen.
Yine böyle resmi bir toplantının girişinde büyüklerimiz adına saygı duruşuna davet ifadesi kullanılınca salondan bir Atatürkçü bu nasıl şey böyle dediğinde, salondan ses çıkarması gerekenlerin bile suskun kaldıklarını öğrendim.
İsimleri saydılar.
Şoke oldum.
Korku bu kadar büyük mü?
Bu kadar suskunluk niye ve kime?
Mustafa Kemal'in adını söylemekten kaçınarak nereye koşuyoruz?
Yine aynı olayla ilgili bir anekdot daha söyleyeyim ki, toplantıyı düzenleyenler de Cumhuriyet karşıtı olmayanlar.
Evet evet aynen böyle.
Sözüm ona Atatürkçülüğü kimseye bırakmayanlar, saygı duruşuna çağrıyı büyüklerimiz ifadesiyle geçiştiriyorlar ise vah bu ülkeyle vah!
Kim bu büyükler?
Kimler?
Anlaşılan o ki, Atatürk'ün adını söylememe modası sınırları aştı ve kendini Atatürkçü ilan edenlere kadar uzandı.
Tehlikenin boyutunu tahmin etmek çok güç artık.
Farkında olmanın da ötesine taştı
Diğer yandan bir de küçük küçük dernek kongrelerinde 10 kişi İstiklal Marşı söylüyor ki, hiç söylemeseler çok daha iyi.
Söyleyenlerin sesi çıkmıyor.
Tın-mın!
Bir de cd den okutuyorlar ki İstiklalimizin Marşını, özürleri kabahatlerinden büyük.
Saygısızlığın fotoğrafı olarak öne çıkıyor bu durumlar.
Okunan İstiklal Marşı.
Anlamı çok büyük ve öyle de olmalı.
Ama kongrelerde özünün çok ötesinde söyleniyor ve anlamına uygun ifade edilemiyor.
İstiklal Marşı söylendiğinde yer gök inlemeli.
Yırtılmalı bulutlar.
Bu ülkenin bölünmez bütünlüğüne göz dikenler de, laik Cumhuriyete göz koyanlar da titremeli İstiklal Marşı'ndan.
Okullarda ve anıt önündeki bayram törenlerinde bile CD'den çalınan marş ile İstiklal Marşı'nı söyleyebiliyorsak, bu gidiş nereye?
Niye bu kadar uzaklaşıyoruz bizi biz yapan ulusalcılığımızdan?
Ne oldu bize böyle?
Ne?
Ülkemizde yaşadığımız bu gizli moda ile mi uyutuyorlar yoksa bizi?