Tekirdağ'ın Çerkezköy İlçesi'nin Kapaklı Belde  Belediye Başkanı İrfan Mandalı ve bazı daire müdürleri ihaleye fesat karıştırdıkları iddiasıyla çıkarıldıkları mahkeme tarafından tutuklanmışlar.

Yerel yönetimler hortumlama merkezi oldu sanki.

Elini nereye atsan yollu yolsuzluklar çıkıyor.

Yoluyorlar birlikte.

Yuh yuh soyanlara soyup kaçanlara.

Bu başkan kaçamadı.

Doğru kodese.

İyi güzel de, başkanın yolsuzluk iddiasıyla tutuklanmasından sonra adliye çevresinde biriken yaklaşık 500 kişilik yandaş ve yalaka grubun alkışı ne oluyor?

Hortumcuya destek.

"Daha çok ye” alkışı.

Ya da "birlikte yiyelim" gazı.

Ne günlere kaldık?

Ne günlere…

Bu halk; alkışın yönünü değiştirdiğine ve devletin malını hortumlayanlara veya hortumlanmasına çanak tutanlar için kullandığına göre; tuz da çoktan koktu desenize.

 

Bugün yeni bir cumartesi gününde yine birlikteyiz.

Her cumartesiyi ayrı bir lezzette yaşamak istiyoruz.

Ve yine sizlerden gönderilenleri paylaşarak bu güzellik mesajlarına gidelim mi?

Bakalım bu kez ne var sepette?

Kimler neler göndermiş?

 

 NE MUTLU

 

Atatürk'ten muhteşem bir ders. Konu azınlıklar. İnönü bir yasa çıkarmaya hazırlanıyor. Atatürk'ün huzuruna çıkıyor. Bu muhteşem anekdotu okuyun deriz!
Bugünlerde "özür diliyoruz" kampanyası ile Türkiye yine bir "azınlık" sendromu yaşamaya başladı. İşte bu dönemde Atatürk ile İnönü arasında yaşanan bir olay ders niteliğinde.
Başbakan İnönü saat 18.00 sularında Florya Köşkü'nde Atatürk'ü ziyaret etmiş:
- Hayırdır İsmet... Habersiz geldin.
- Paşam, azınlıklar meselesi... Konuyu Meclis'e getireceğiz.. . Ne diyorsunuz?
- İsmet bugün geç oldu... Yarın sabah erkenden gel, konuşalım.

İnönü çıkınca Atatürk "bütün görevlileri" toplamış:
- Sadece laleler kalsın... Bahçedeki diğer bütün çiçekleri sökün, atın... Derhal.
İsmet Paşa sabah gelmiş, bahçenin "halini" görmüş ve "görevlilere" sormuş:
- Ne oldu böyle?
- Gazi Paşa Hazretleri emrettiler, söktük.
Başbakan İnönü, Cumhurbaşkanı Atatürk'ün odasına girmiş:
- Paşam, bahçenin durumu nedir?
- Azınlıkları söküp attım İsmet.
İnönü "anladım" dercesine başını öne eğmiş:
Atatürk:
- İsmet, ben "Ne Mutlu Türküm Diyene" sözünü boş yere söylemedim....
Kendini Türk hisseden herkes bu vatanın öz evladı... Ben hayatta olduğum sürece bu böyle bilinsin... Ve sakın azınlıklar ile ilgili bir kanun çıkarılmasın.

 

 

ÇOCUK VE ATATÜRK

 

Atatürk’ten sonra gelen hiç bir Cumhurbaşkanı,  Başbakan veya bir asker bir çocuğu elinden tutup da resim sergisi gezmeye götürmedi.

Hiç bir Cumhurbaşkanı veya Başbakan çocuğu protokol sırasının en önüne oturtmadı.

Hiçbir Cumhurbaşkanı veya Başbakan bir çocuğu salıncakta sallamadı.

 

Bir çocuğu taşıttan kendi elleriyle indirmedi.

 

Bir yabancı konukla birlikteyken yanına çocuk almadı.

 

Bir yetişkini dinlerken gösterdiği ciddiyetle dinlemedi.

 

Onlarla birlikte denize girmedi, objektiflere poz vermedi.

 

Onlarla gezintilere çıkmadı.

(Benden bir ekleme: Hatta o zamanlar, bir erkeğin bir çocuğu sevmesini bırakın, kucağa alması bile itibar kaybettirici bir davranış olarak kınanırdı, değil ki bu şekilde fotoğraf çektirmek…(Çok gelişmiş varsayılan Batı kültürlerinde de durum bundan çok farklı değildi.))

 

Tüm bunlar bir yana, 1938’den itibaren bu ülkede yetişkin insan-çocuk insan dostluğu, arkadaşlığı gitgide azaldı…

Yine, sadece kendi tarihimizde değil, dünya tarihinde dahi çocuklara Atatürk ölçeğinde önem ve değer veren, onları Atatürk kadar ciddiye alan bir başka lider olmadı

 

Atatürk’ün beynindeki çocuk imgesinden, gönlündeki çocuk sevgisinden en iddialı Atatürkçülerimizin bile haberi yok. Bir ulusal günün onlara armağan edilmesinin taşıdığı anlamdan öte bir şey bilmiyorlar.

Bir tür koşullanma ve moda ola gelen ucuz ve kolay Atatürkçülük; ondaki duygu ve bilinç derinliklerini anlamamıza engel olmuştur.

O büyük insanı sadece İstiklal Harbi ve devrimleriyle ilgili bir fenomen sanıyoruz.….. Başka ülkelerin de millî kahramanları olmuştur ama, çocuklarla ilgili bir fenomen başka hiç bir ülkeden çıkmamıştır. Ama bunun da farkında değiliz.

Çocuklara yaklaşımını bu ülkenin anne babaları ve öğretmenleri bile örnek almıyor ki başkalarına anlatabilelim….