Evet, ne yazık ki öyle!

Biz alıştık.

Alıştırdılar.

Hem öyle alıştırdılar ki, şehit haberleri bile gündemden düşmeye başladı.

Önce birkaç dakika.

Sonra saniyeler.

Ve ardından iki fotoğraf.

Büyük (!) haber olabilmesi için cenaze törenlerinde agresif bir şeyler olabilmesi gerekiyor.

Agresif dediğimiz, bir olay.

Şehidin ailesinden veya toplumdan farklı bir tepki gelecek ki, o şehit haber olabilsin.

Alıştık alıştık.

Alışmaya alıştık.

 

Tunahan Kartal’ın cenazesinde yer gök inlemedi.

Protokol.

Olması gerekenler.

Biraz da vatandaş.

Sonra….?

Bu kadar !

 

Yiğit Tunahan Kartal da bir anne-babanın kuzusu.

O’nun da köyü-mahallesi var.

Okul arkadaşları.

Komşuları.

Sevdiği ve sevdicekleri.

Umutları.

Türküleri.

Geleceğinin ayrıntıları.

Varlık.

Hayaller.

Ve şimdi Şehit.

Yatırdık Karadeniz Ereğli’nin Balı Mahallesi’nde Köseağzı yokuşunun girişindeki mezarlığa.

Başında da bayrak.

Bayrağımız.

Ay ve yıldızlı.

 

Türkiye Cumhuriyeti’nin Kuvayı-Milliye ruhunu yok etmek, Misak-ı Milli sınırlarını parçalamak isteyen emperyalistlerin uşağı, ırkçı kafalı alçaklar; Türkiye Cumhuriyeti’nin birlik ve bütünlüğünü yok etmek amaçlı katliamlarını sürdürüyorlar.

Her gün şehitler geliyor Güneydoğumuzdan.

Ve biz alıştık.

Ölümlere alıştık.

Şehit Tunahan Kartal’ı daha toprağa verdiğimiz saatlerde bile, şehrin cadde ve sokaklarında cız-taka sesleriyle gezen araçlara bile alıştık.

O kadar alıştık.

O kadar !!!