Uğur Mumcu?yu katledilişinin 17. yıldönümünde anacağız yine bir Pazar günü.

Karlı bir Pazar gününde kırık bir gözlük düşecek usumuza.

Canımız yanacak.

Buğulanan gözlerimizin ferinde sadece yutkunabileceğiz.

Uğur Mumcu ve gazetecilik.

Uğur Mumcu ve Kemalizm.

Uğur Mumcu ve yürek.

Uğur Mumcu ve mücadele ruhu.

Uğur Mumce ve kalpaksız Kuvayı Milliye?

 

Uğur Mumcu adına bir çok şeyler söylenecek ülkenin dört bir yanında.

Sağcısı, solcusu, topçusu hepsi konuşacak.

Mumcu?nun ne kadar yiğit bir gazeteci yazar olduğunu dile getirecekler.

Çetelere kafa tutuşunu.

PKK?nın şifresini çözüşünü.

Silah kaçakçılığını.

Rabıta tezgahını.

Cesaretli bir kişide olması gereken tüm özellikleri anlatarak anacaklar Uğur Mumcu?yu.

 

Sözler güzel.

Heyecan da uyandırıyor.

Hele ki, kirliliğe karşı yiğitçe savaşan Uğur Mumcu?yu yaşamında en azından düşünce birlikteliği oluşturanlar açısından çok özel  bir tablo var karşımızda.

İşte bu sessiz çoğunluğun gücü.

Uğur Mumcu?yu anlatan tüm bu dost dillere selam olsun.

 

Ama bir olay var ki öteden bu yana hiç içime sindiremedim ve sindiremiyorum.

Uğur Mumcu katledilmeden önce O?nun duruşunun yanında olmayıp tam aksine tam karşısında yer alıp da, bugün timsahın gözyaşını dökenlerden açıkçası utanıyorum.

Hatta tiksiniyorum!

Uğur Mumcu?nun gazetecilik ve yazarlığının özünü bilmeden, mücadelesini izlemeden laf ebeliği ile Uğur Mumcu dostu görünmeye çalışanlar mide bulandırıyor.

Bunun yanıtı tek kelime ile: Ayıp!..

 

Uğur Mumcu?nun öldürülmeden önce yazdıkları yeniden hatmedildiğinde bütününde ve satır aralarında o kadar çok mesajlar çıkıyor ki!

Uğur Mumcu; sanki Türkiye?nin bugünkü halini ta o günden öyle bir süzmüş ve somut fotoğraf karelerini yan yana getirerek bütün oluşturmuş.

Yani, bugün ülkeyi yönetenlerin hangi kafa ve mantaliteye sahip olacaklarını tespit etmiş ve uyarmış.

Uğur Mumcu?nun o tarihlerde dile getirdiği  bu görüşlerinden ders alıp da, Laik Cumhuriyet?ten yana taraf olduğunu söyleyerek siyaset yapanlar çözüm üretememiş ki, bugün ülke bu sıkıntıları yaşıyor.

Bu çıkmaz  yollar yeniden yapılanma ile aşılmadığı sürece de bunalım batağında meçhullere sürüklenecek gibi gözüküyor Eşsiz Önder Mustafa Kemal?in bize emanet ettiği Türkiye.

Uğur Mumcu ve diğer katledilen Kemalistlerin bıraktığı mücadeleyi sadece anma günlerinde hatırlamanın ötesinin olmaması ne kötü.

 

Uğur Mumcu ulusalcıydı.

Ulusal duruşu emperyalizme karşı bağımsızlığı savunmaktı.

Misak-ı Milli dedi.

Kuvayı Milliye dedi.

Laiklik dedi.

İşçi dedi.

Kanun dedi.

Özgürlük dedi.

Ve katledildi.

 

Uğur Mumcu?yu anacağız yine mumlar yakarak.

Sadece o kadar!

24 Ocak tarihlerinde bir yerde toplanarak heyecanı tükenmiş yüreğimizle ağıtlar yakacağız.

Cumhuriyeti yok etmek isteyenlere karşı yeni bir mücadele ruhunu ortaya koymayı engelleyenlerin gölgesinde ?yüreksizler ordusu?nun neferi olmaya sürdüreceğiz.

İşte bu kadar!..

 

Peki?

Uğur Mumcu bugün yaşasaydı ne yapardı?

Korkar mıydı?

Çetelerden çekinir miydi?

Gericiliğin üzerine gitmez miydi?

Bölücülük yapanlardan korkar mıydı?

Devletin içindeki gizli devlet örgütlenmeleri ile de savaşmaz mıydı?

Uğur Mumcu ?Ne şeriat ne darbe, tam bağımsız Türkiye? diyenlerin önderiydi.

Bugün sadece yüreklerde yaşayabiliyor.

Çünkü ikinci bir Atatürk olmadığı için ikinci bir Uğur Mumcu?da yok.

Şimdi Türkiye Cumhuriyeti?ne ?ikinci Cumhuriyet? kılıfı giydirmek isteyen bol bol işbirlikçi vatan hainleri var.