Madenciler ses verdi Tekel işçilerinin onurlu direnişinde.

Emeğin Başkenti?nden böyle bir destek verilmesi, elbette ki geçmişteki eylemleri yaşayarak tarihe tanık etmiş olanları çok heyecanlandırdı.

İşçiler eylemde ise madenci de orada olmalıydı ve oldu.

Bu kez sendika iyi iş yaptı.

Zonguldak?ın ve madencilerin sesini bir kez daha duyurdu, Tekel işçilerinin direnişine sahip çıkıp destekleyerek.

 

 

Tekel işçileri Ankara?da yiğitçe mücadele veriyor.

Hem de ayazda.

Ankara?nın o bıçak gibi bildiğimiz ayazında, oturma eylemini açlık grevi ile sürdürüyorlar.

Sırada da ölüm orucu var!.

Ölüm!..

Ölüm ve oruç yan yana gelecek Tekel işçilerinin Ankara eyleminde.

 

 

Ankara?da acı var acı.

Hak mücadelesi veren işçilerin ayazın ortasındaki acısının çok ötesindeki bir acı bu.

İşçilerin eş ve çocuklarının yüreği sızlıyor.

Can yanıyor.

Açık veya gizli içten içe dökülüyor gözyaşları.

Tanelerden oluşup da seller gibi taşıyor.

Her saat ve her gün?

 

 

Eylemde 37 gün geride kaldı.

İşçiden, emekten, özgürlükten, barıştan yana olanlar koşuyorlar Tekel işçilerinin yanına.

Moral veriyorlar.

?Yanlarındayız? mesajı ile kamuoyu oluşturarak dikkatleri bu eyleme çekmeye çalışıyorlar.

İşte demiryolu işçileri de gelmiş.

136 kişiye ulaşan açlık grevindekilere destek veren  demiryolu işçileri  Haydarpaşa Garı?nın duvarına ?TEKEL işçisi yalnız değildir'' sloganını da yazmışlar.

İşte dayanışma.

İşte işçiler.

İşte demokratik bir hakkın kullanılışındaki büyük cesaret.

Ankara?nın ayazına meydan okuyarak.

Acıları da bal eyleyerek?

 

 

Yaygın medyanın haber sitelerinde Tekel işçilerinin eyleminden haberler okumak istiyorum.

İçim bu kez çok acıyor.

Gündemde yer almaması gereken ne kadar abuk subuk haber var ise en öne yerleştirilirken, Tekel işçileri unutulmuş.

Veya unutturulmuş.

Yer alamamışlar haber sitelerinde.

Birkaç tanesinin manşetine çıkabilmişler sadece o kadar!

Gerisi yok?

Yok oğlu yok!...

 

 

Sanıyorum ki ülkeyi yönetenler bu grevden memnun.

Olmamalılar da!

Ama ortada bir grev var.

Önce eylem, sonra oturma ve ardından da açlık grevi.

Peşinden gelecek olan ölüm orucu.

Dünya bizi izlerken, Tekel işçilerinin başlattıkları mücadele umarım ki hedefine ulaşır ve yönetenler de bu konuda esneme paylarını kullanma sıralarının geldiklerini kabul ederler.

Anlaşırlar.

Açlık grevinin ölüm orucuna dönüşmesini isteyecek hiç kimse olamaz ki.

Ne yönetenler ne de ölüm orucuna hazırlananlar en son ve çıkmaz yola girmek istemezler.

Ama saatin tiktakları ise hızla devam ediyor.

Görünen sürecin işaret ettiği  çözümsüzlüğün sona ermesi ?sağduyunun kazanımı? olacak kuşkusuz.

Eylemin amacına ulaştığını kabul eden işçiler ve işçilerin hak ve taleplerinde yeni seçenekler arayan yönetenlerin ortak noktaları hızla aramasının zamanını kaçırmamalı.

Ankara ayazı bıçak gibi keskin.

Üşütür.

Dahası kronik rahatsızlıkları da tetikler.

2010 yılının ilk güzel haberini Tekel işçilerinin eyleminde uzlaşma ile almak isteyenlerden biriyim.

İşçiler ölüm orucuna sürüklenmesin.

Sürüklendirilmesin!..