Bir bebek verdiler kucağınıza ve ?bunu besleyip büyütün? dediklerinde ne yaparsınız? Bebek iyi hoş da, büyütüp yetiştirmek zor iş. Ama şartlar zorladı ise sizi böyle bir görevi yerine getirmeye, yapacaksınız arkadaş. Yaparsınız da? Bebek nasıl olsa büyür. Ama her bebek büyüdüğü gibi olması gereken şekilde yetiştirilebilir mi? Emek ister. Bilgi zenginliğini yenileyebilmek için öğrenmek gerekir. Öğreneceksin ki, aktarabilesin. Öğreneceksin ki, yetiştireceksin? Önce bebeği temizleyeceksin ve ardından bakımını yapıp, öğreteceksin, yürüteceksin. Hele ki sıra bir koşmaya gelsin. Bir soluk almak da gerek ara-sıra ya? Önder Gazetesi?nin kapısından çiçeği burnunda ?personeli olarak ? 1 Eylül Dünya Barış Günü?nün 1995?deki yıldönümünde adım attım. Atış o atış? Aradan kesintisiz kaç yıl geçti? İnanmak ne kadar güç? Ömür geçiyor ömür? 3.5 yaşındaki bir bebeği büyütmek gibi ağır bir sorumluluğu kabul ettiğimden bu yana aradan geçen yıllara bakıyorum geçmiş ile bugün arasındaki köprünün üzerinden gelip geçenleri de unutmadan. Neler yaşandı ve nerelere gelindi. Hani derler ya; az gittim uz gittim dere tepe düz gittim diye. Biz de öyle gittik? Ve nereye geldik? O bebek bugün 16?lık delikanlı oluvermiş bile çoktan. Vay!.. İnanılır gibi değil!.. Yetişmesinde büyük katkı verdiğim bizim delikanlı 16. yayın yılından iki gün yedi bile. Koşuyor. Algılama yetersizliğindekilere inat ?etik? diye diye. Etiği et ile karıştırıp, öttürdükleri eline verilen zurnanın son deliğinden çıkan tıs sesini borazan sanıp vals çekenlere rağmen koşuyor. İnadına ?sataşma? ve ?saldırılara? karşı ?delidir ne yapsa yeridir? deyip gülüp geçerek koşuyor. Meslek aşkını bilgi donanımıyla güçlendirerek koşuyor. O hep koşuyor. Çalışarak koşuyor. Sadece işini yapıp, yeni bilgi açılımlara olan açlık ve susuzluğunu üretme heyecanını çalışma sevdasıyla bütünleştiriyor. Hep de koşacak? Geçmiş zamanda yaşananlar ise anılar tünelinin gizlerinde saklı tutuluyor. Unutulmayanları çok. Asla unutulmaması gerekenleri de. Hepimiz için böyle değil mi? Unutulabilenler, unutulmayacak olanlar? Yıllar geçiyor? Tabi ki ömürlerde. Başladığı gibi bir gün elbette ?o an? gelip bitecek yaşam denen dünya. Geride kalan ise sadece tarihe atılmış imzadan öteye hiç gitmeyecek. Ama biliyorum ki, çok uzun yıllar sonra da Gazeteniz Önder?in arşivleri altın gibi aranıp, bu günleri araştıranlar için kaynak olacak. Önder ?patronsuz gazete? olarak tarihteki yerini alıp örnek gösterildiği gibi kimbilir belki iletişim fakültelerinde ?yerelde de özgür basın vardı? denilecek. Dahası ?bıkmadan usanmadan etik demekten vazgeçmedi? diye de vurgulanacak. Bu onur da, bu gazeteyi olgunluk sürecinde alın terini akıtanlar için övünç kaynağı olup albümlerdeki yerini alacak. Etik değerlerin ödünsüz savunucusu Önder, siz okurlarımızın ellerinde büyüdü ve yürümeye başladığı o günden bu yana da koşuyor. Tüm okurlarımıza ve refik kavramı içinde meslektaşlık ilkesinde buluşabildiklerimize, verdikleri eşsiz destekten dolayı Önder Gazetesi Camiası adına sonsuz şükranlarımı sunarım?.