35 yaşındaki Gökçe Kurtulmuş’a kaldırımda yürürken bir otomobil çarpıyor. Çarpan da 48 yaşındaki Emine Arslan.
Soruşturmada, Emine Arslan kazanın sebebinin aracın direksiyonunun kilitlendiğini ve frenlerin tutmadığını ifade ederken, mahkemenin başvurduğu bilirkişi heyeti de otomobilde böyle bir arızanın bulunmadığı görüşünü bildiriyor.
Yargılama sonucunda, Emine Arslan’a 5 yıl 4 ay hapis cezası ile birlikte tahliye kararı veriliyor.
Gökçe Kurtulmuş’un ailesi isyanda.
İsyan etsen ne yazar?
Emine hanım dışarda.
Geziyor!
*
Ayağı kırılan bir yaşlı kadın hastanede tedavi edilirken, yanlış kan verilmesi sonucunda ölüyor.
Suçlu bulunuyor hemen.
Hemşire.
Yanlış kanı veren o çünkü.
Yargılama sonucunda, karar açıklanıyor.
Öyle ya bir kişi ölmüş, bakalım karar nedir diye herkes dikkat kesiliyor.
Hemşireye 6 ay meslekten men.
Bu kadar basit!
6 ay sonra mesleğe devam!
*
Diğer yandan kendisi hakkında bir soruşturma olduğunu öğrenince yurt dışından gelip teslim alanlara da, “kaçma şüphesi var” diye tutuklanıyor.
Hele komedi momedi yapmaya ile eleştiri hakkınızı kullanmaya kalkmayın.
Ters kelepçeler şıkır şıkır.
Bilesiniz bugünlerin tek modası ; “oylum oylum fidan boylum!” türküsüdür.
Şimdi “Hey gidinin efesi” demenin zamanı hiç değil!
İŞİN ÖZÜ VE SÖZÜ
Bu iç karartan garip örnekleri bir kenara bırakıp 1.5 yıldan fazla ülke gündemini karartarak iktidarın ekmeğine yağ sürme alışkanlığındaki CHP’deki olaylara değinelim mi.
O kadar çok ki ele alınacak konular.
Ama bir tanesi var ki, işte tüm kavgaların ve sürtüşmelerin sonucu budur demekten başka seçenek kalmıyor.
CHP’lilerin çok sevdiği (!) bir gazeteci var. Daha önce milletvekilliği de yapan Gazeteci Barış Yarkadaş bir televizyon kanalında istifaların önünü kesmek için konuşuyor.
“Önümüzdeki seçimlerde aday listelerinin altına Kemal Kılıçdaroğlu imza atacak. Bunu unutmayın!”
Tercümesi, yine adayları genel başkan belirleyecek. Şuranız buranız oynamasın, sonra liste dışı kalırsınız demektir bunun adı.
Yani, ülkenin genel ahval ve durumunu ifa eden bu açıklama, demokrasinin göğsüne vurulmuş bir hançerdir.
Çıkmaz sokak ve siyasetin tüm etik değerlerini çamura saplamaktır.
Yakından izlediğim bu durum ülkesin utanç gerçeğidir.
Ne Kemal Bey ne de Özgür Bey, “adayları üyelerimiz belirleyecektir” demedi/demiyor?
Neden=
Milletvekilleri ve çevrelerindekileri tutmak için.
Ama tüm bunlara rağmen, yerel ve genel seçimlerde adayları tüm üyelerin katılımıyla belirleyeceğini defalarca ila eden bir tek isim var.
O da Muharrem İnce.
Memleket Partisinde ilan etti.
CHP’ye geri döndü ve partinin tüm gücünü oluşturan üyelerin en demokratik hakkı olan aday belirleme yöntemini kendilerine vereceklerini tekrar etti.
Siz olaylara lütfen bu gözle bakınız.
Yarın sem sandığına gittiğinizde, aday ve adayları siz mi belirlediniz, yoksa genel başkan ve genel merkez mi?
Siz sizin belirlemediğiniz adaylara yine oy verecek veya vermeyi düşünüyorsanız, demokrasiden söz etmeyin lütfen.
Sizin demokratik hakkınıza saygı göstermeyip, aday dayatması yapanlara bugünden direnin ve “adayları örgütler belirleyecektir” sözünü alın.
Yoksa, o seçilenler sizin değil, genel merkezin müridi olur.
Örgütü iplemeyip oynatırken, genel merkezlerine 7/24 yağ bal çekerler.