Kdz. Ereğli?de Cumhuriyet Bayramı törenlerini görülemeyen noktalardan izledim.
Uzaktan ses geldi ?İstiklal Marşı? diye.
Tören alanına onca uzak mesafede de olmalarına rağmen, bu anonsu duyan genç yaşlı tüm vatandaşların esas duruşa geçerek büyük bir saygı içinde İstiklal Marşımızı dinleyip eşlik etmeleri ne kadar hoş bir görüntü.
Cumhuriyet coşkusuyla yıkanmak isteyen beyinlerin buluşması bu bayram.
Atatürk çiçeklerinin dans edişi, halay çekişi olmalı.
Sevgi bulutlarında Cumhuriyet konfetileri ay yıldızlı balonlarla süslenmeli.
Öğrencileri görüyorum uzaktan sıra sıra.
Yaklaştıkça bayram alanına çoğunluğunu halkın oluşturduğu mutlu ve coşkulu bir kalabalığı görmek isteğimin hayal kırıklığına döndüğünü hissetmeye başlıyorum.
Coşkum dağılıyor bir anda.
Bayram alanında kimse yok!
Düzen desen hababam gibi.
Ortalıkta elleri kollarını sallayarak dolaşanlar ve haha-hihi ile oynaşıp bayram ciddiyetinden uzakta olanlar manzarayı bozuyor.
Öğrenci sıralarından Bozhane tarafına gidiyorum.
Yalı Caddesi?nde eski kalabalıklar yok.
Tuhaf bir durum!
Neler oluyor Ereğli?de?
Canım sıkıldı bir umut ve ışık arıyorum.
Küçük çocuklara bakıyorum babasının elinden tutmuş.
Yalı Caddesi?nin duvarlarına monte edilen ve çok şık duran Atatürk resimlerinin önünde kareler yakalayacağım bir tek enstantane bulamıyorum.
Elinde balonlu iki çocuğu bulup resmini çektiğimde babası gülüyor gazetede fotoğrafı çıkacak diye.
Yürüyorum dizlerimin gücü tükenmişcesine.
Bir dost tepkisini ?Hani nerede Karadeniz Ereğlililer, Tarkan geliyor desek koşarlar? sözleriyle ortaya koyarken, sürdürüyor o da canının sıkkınlığını şu sözlerle:
-Atatürk Anıtı?nın önü bomboş, Bu alan Tarkan alanı. Bu kafayla gidersek seneye bu bayramı da göremeyeceğiz.
?Cumhuriyet coşkusu bir balon mu?? diye düşünmeye başlıyorum.
Sanki yer yarıldı da, ulusalcılık bilinciyle en önde koşması gerekenler yeraltına indi.
Silivri mi tüm bunların sebebi?
Yoksa biz korkak mıyız?
Bilemiyorum.
Kdz. Ereğli Türkiye?nin bir aynası.
Ankara, İstanbul, İzmir, Diyarbakır, Antalya ne ise Kdz. Ereğli?de bu.
Heyecanı kalmamış ve umudunu çoktan tüketip de duvara asmış bir toplum olduk da farkında mı değiliz?
Daha ikibuçuk yıl önce Ankara Tandoğan?da başlayıp, ülkenin dört bir yanında yürüyen ve ?Ne şeriat ne darbe, tam bağımsız Türkiye? diyen o milyonlara ne oldu?
Nereye gittiler?
Hani söz vermiştik Gazi Mustafa Kemal Atatürk ve tüm ulusal kahramanlarımıza Cumhuriyeti koruma ve kollama konusunda. Canımızı bile feda edeceğimize yeminler etmiştik.
İç ve dış düşmanlara hiç aman vermeyecektik.
Muhtaç olduğumuz kudretin damarlarımızdaki asil kanda mevcut olduğunu da biliyorduk.
Ne oldu bizlere?
Cumhuriyet Bayramı törenlerine bile katılmayacak kadar benliğimizden ve birliğimizden uzaklara mı düştük?
Tören alanında attığım her adım bana bunları düşündürdü, içim ezildi.
Birdenbire tüm kızgınlığımı Atatürk?ten çıkarmaya kalktım.
-Niye kurtardı bizi?
-Kurtarmasaydı da, biz de dünyaya gelmeseydik.
-Acaba bayrağımız ne olurdu?
-Camiler olur muydu o zaman?
-Hacca gidebilir miydi yurttaşlar?
-?Ne mutlu Türküm diyene?, ne derdik ki?
-Başımızdakiler Yunanlı mı, İtalyan mı, Fransız mı, Amerikalı mı olurdu ki?
Bilemiyorum?.
Ama şu gerçek ki, Cumhuriyet Bayramları olmazdı.
Türkiye Cumhuriyeti de.
Hani o içimizdeki İrlandalıların iki de bir sövdüğü Türkiye Cumhuriyeti ile Ay Yıldızlı Bayrağımız olmazdı.
En önemlisi, bugün bu ülkeyi bölmeye, parçalamaya ve Cumhuriyeti yıkmaya çalışanlar da hayatta olmazdı, olamazdı.
2009 Cumhuriyet Bayramı bana hiç umut vermedi.
Moralim bozuldu.
Bir adım ötesi ise korktum, geleceğimizden.
Ve bu endişelere rağmen, demokratik sistem içinde Cumhuriyeti koruma ve kollama konusunda tarihsel sorumluluğu bulunanların büyük bir aymazlık ve ihanet içinde, değişim ve gençleştirme hareketini başlatmayarak ülkenin önünü tıkamasına ise isyan ettim.
Yarınından nokta kadar umutlu olan var ise konuşsun da şu karamsarlıktan bizi kurtarıp ?Cumhuriyetimiz bizim namusumuzdur, kimse el bile süremez? diye yeniden sokaklara dökülelim.
Var mı böyle bir ışık?
Veya bu ışığı verebilecek bir tek Atatürk çiçeği?