Tersaneler bölgesi küresel ekonomik krizin kurbanı olarak "olmak ya da olmamak" arasında gidip gelirken, geleceğe dönük umutsuzluk her geçen gün daha da artıyor ve alaca karanlık yerini de tam karanlığa doğru sürüklüyor.
20 yıllık bir geçmişi olan bu bölgedeki krizin ana sebebi "yeni sipariş olmaması ve var olanların da iptal edilmesi" olarak öne çıkarılıyor.
Ki; Batı Karadeniz Deniz Ticaret Odası Başkanı İrfan Erdem "Bu yılın Nisan Mayıs aylarında 5500 olan çılaşın sayısı 30-400 lere kadar düşecektir. Küresel kriz 2015'den önce bitmeyeceğinden bugünden tezi yok evinizdeki boşa yanan ampulleri bile söndürün" sözleriyle çok karamsar bir tablo çizmektedir.
Durum çok ciddi!
Hatalı üretimden kaynaklanan sebeplerden dolayı teslim alınmayan gemilerin havuzda alıcı beklediğini, devreye giren bankaların da parasını kurtarmak için her türlü acımasızlıktan ödün bile vermediğini duyuyoruz.
Ereğli krizde!
Tersanelerin sahibi her kim olur ise olsun bu tesisler Ereğli'de çünkü.
Ereğli'deki insanların ekmek kapısı olan bu tersanelerin yeniden iş-ekmek kapısı olabilmesi için alınacak tedbirlerle ilgili siyasetçilerin de gıkı-mıkı çıkmayınca yarın veya yarınlar üzerinde umutlu konuşmak da mümkün değil.
Tersaneler can sıkıyor.
İşsizler de alacaklarını tahsil edebilmek için avukat-adliye arasında mekik dokuyarak çıkış yolu arayıp evindeki bebeğine süt getirmeye çaba gösteriyor.
Gülüç ve bölgesindeki ev kiralarının düştüğü ve hızla bir geri dönüş başladığını duyuyoruz sürekli.
Belde belediyesi olarak varlığı sürdürtülen Gülüç belediyesi'nin Ereğli'nin gelişimindeki engel olmasının da önüne geçilmeyerek, kısır particilik anlayışının devam etmesin de ayrı bir dert ve sorun?
Peki ne olacak?
Bir da hava koşulları vurdu tersaneler bölgesini.
Fırtınadan çok zarar gördü bazı tersaneler ki, bir yetkili bunun önlenmesi gerektiğine işaret ederken "çözüm önerisi"nin gerçekleşememesinden yakınıyor.
Ne tuhaf bir durum.
Bir olay ve konudan siyasi veya bireysel rant elde etmeye sıra geldiğinde, ortalık kahraman dolu.
Çorbada bir gram bile tuzu olmayanlar ahkam keserek tribünlere oynayıp temcit pilavlı sözlerle beyin yıkarken, konu tersine dönüp de ortada "sorun" veya "sorunlar" meydana geldiğinde bir bakmışsınız taşın altına elini koyan yok.
Herkes firarda!
Sanki kentte böyle bir sorun yok veya yaşanmıyor.
Top oynanıyor?
O ona atıyor topu, bu buna.
Lolitop ayağına yatıp, bir elinde cımbız ve diğerindeki ayna ile "ayna ayna benden güzeli var mı?" sözleriyle teselli arıyorlar.
Ya binlerce işçi aç ve açıkta.
İşsiz kalmış insanlar.
Yangın var ortada.
Hadi kaçmayın ve çıkın ortaya.
Bu mesele mutlaka çözüme kavuşturulmalı ki, olumsuzlukları değiştiren ve çözümleme başarısını gösterenlerin listesinin en tepesine isimlerinizi yazdırın.
Hayır!..
Firariler.
Tersaneler bölgesi başta olmak üzere çalışanlar ve emeklilerin sorunlarını tartışmak amacıyla düzenlenen panelden kaçarak biz neyi konuşup da çözebiliriz ki.
Binlerce insan aç kaldı tersaneler bölgesindeki kriz nedeniyle.
Elbette ki tersane sahiplerinin yaşadığı stresi kimse yaşamıyor ve yaşayamaz.
Ateş düştüğü yeri yakıyor.
Tersane sahiplerinin de sorunlarını konuşarak çözmesi gereken siyasetçiler, tersaneler iyi günlerinde iken ortalarda güzel poz veriyorlardı.
Şimdi niye yoklar?
Sebebi belli.
Peki hani bu kriz teğet geçmişti?
Yerel siyaset ve yerel birliktelik "iyi ve kötü" günde bir arada olunarak gerçekleştirilir.
"Dayanışma kültürü" böyle kalıcı olur.
Paylaşmanın yolunda olmayanlar ve sadece iyi gün dostu olanların bu günlerdeki duyarsızlığı elbet bir gün çok konuşulacak.
Siyasetin yan gelip yatma yeri olmadığını bilmesi gerekenler, bugün evine ekmek götüremediği için fırına nüfus hüviyet cüzdanını rehin bırakanları görmek istediklerinde "yalnızlığın dayanılmaz acısını" mutlaka kendileri de yaşayacaktır.
Tersane sahipleri ve işçiler yalnız şimdi.
Eeee; sap döner keser döner, bir gün olur hesap da iyi döner.
Bugünün dönekleri yarın "dönmedim" dediğinde, yanında kimseyi bulamayacaktır.