Ereğli Memleket ve Turan Kayalı.
Karadeniz Ereğli'nin basın tarihinde çok önemli bir yeri olan iki gerçek.
E. Memleket okulunda eğitim alma şansını kullanabilmiş biri olarak asla unutamayacağım bir yaşamdı o dünya.
Ki, yayın hayatına son verinceye kadar gemiyi terk etmemiş bir neferi olmanın onurunu hep yaşadım.
Ereğli Memleketi benim anlatmam hiçbir anlam ifade etmez.
Meraklısı gider Atatürk Kültür Merkezi'ndeki Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın kütüphanesine ve inceleyip araştırır.
Keşke biri çıksa da bunu yapabilse ve elde ettikleri de kamuoyu ile paylaşabilse. (Festival yapmayacağımı ilan ederek oy isteyeceğim için sözümdür ki, ben belediye başkanı olur isem bir ekip kuracağım ve sadece E.Memleket'i değil tüm yerel basının arşivini kuruldukları günden itibaren tutup sanal ortama aktararak bölgeme en önemli hizmetlerden birini vereceğim.)
E. Memleket okulunun mutfağında neler pişirilmiş, hangi ürünler servis yapılmış ve o günün şartlarında da tüm olumsuzluklara rağmen nasıl bir duruş gerçekleştirilmiş öğrenilebilse.
İşte o zaman kıyaslama yapılabilinir.
 
Ereğli Memleket Gazetesi'nin arşivindeki bir gazetecilik günümüzde de yapılabilse, Ereğli'de elbetteki bir çok denge toplumsal açıdan çok daha olumlu yönde değişebilir.
İşçi sınıfı bilinci anlatılır.
Sendikacılık kimliği tartışılır.
Meslek odaları ve sivil toplum örgütlerinin işlevi gündeme gelir.
İl genel ve belediye meclis üyelerinin ne kadar çok okuyan ve araştıran kimlikler olduğu ortaya çıkar.
E. Memleket'in arşivlerinde yerel kültür de çok var.
Yazılan ve söylenenleri bugüne taşıdığınızda içinizin heyecan dolmasını engelleyemezsiniz. Coşkunuzun fırtına dönüştüğünü sürüklendiğiniz bilgi denizinde yol alırken hissedebilirsiniz ancak.
Ereğli Memleket'in kuruluşundan yayın hayatına son verişine kadar geçen süreçte emeği olanları bir kez daha hatırlayıp, sonsuzluğa uzananları da rahmetle analım bugün.
Çünkü bugün Ereğli Memleket'in son kaptanının ölüm yıldönümü.
Turan Kayalı'yı 12 Şubat 1987 yılında Kestaneci Mezarlığı'nda toprağa vermiştik.
Kara haberi dönemin GMİS Armutçuk Şube Başkanı Halit Bozkurt gece yarısı getirmişti evime kadar gelerek.
Kayalı ve Ereğli Memleket.
Ve o gemidekilerden biri olarak; mesleğimi bana sevdiren ve verdikleri fırsatlar ile de bugünlere gelmeme yardımcı olan Kayalı Ailesine şükranlarımı sunuyorum.
İyi ki tanımış ve inanmışım Turan Kayalı'ya.
İyi ki hep yanında olmuşum.
İyi ki etik ilkelerini yaşayarak öğrenmişim.
İyi ki bıraktığı yerden devam etmeye çalışmışım.
Toprağın bol bol olsun Turan Abi.
Avni Saka, Nihat Can, Kemal Çetindağ, Behzat Atalar, İlhan Yapıcı ve diğerlerine de selam söyle.
Nasıl olsa geleceğiz bir gün.
Ha bugün ha yarın.
Ne fark eder ki!..

SAP İLE KESER

İzmir'de bir Kurbay Albay canına kıydı.  Kolay mı bir insanın yaşamına kendi elleriyle son vermesi. Hele ki bu kişi onca eğitim almış ve silahın içinde yaşayan biri olursa çok daha dikkat edilmesi gereken bir durum söz konusu.
Haber bültenlerinde albayın eşinin sokakta bir binanın önünde resimlerinin yayımlanması nedeniyle onur ve gurur meselesi yaptığı vurgulanıyor.
Yani, her kim ise insan şekline bürünmüş biri veya birileri, albay veya eşiyle ilgili herhangi bir husumetinden dolayı internet sitesi aracılığı ile yargısız infaz yaparak, albayı ölüme götüren tetiği çekmişler.
Akıl alır gibi demek anlamsız kaçmaya başladı artık.
Evet akıl alır gibi işler olmaya başladı bu tür insanı insan olmaktan nefret ettiren olaylar.
Lanet olsun!..

Haberlerde ayrıca albayın Ergenekon olayıyla da ilgisinin de bulunduğuna dönük bazı sepekülasyonlar da yapıldığı yolunda bazı ifadeler yer alıyor.
Yoksa; albayı, Laik Türkiye Cumhuriyeti, Türk Silahlı Kuvvetleri ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün alçak düşmanları mı hedef seçti de böyle bir iftirayı sahneye koydu?
Var bu işin içinde bir iş.
Bu iş alışkanlık oldu.
Bu iş yok etme planlarının yeni yöntemi olarak karşımıza çıktı.
Ve sürüyor?

Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Uğur Yiğit cenaze töreninde patladı adeta. Çok şey söyledi komutan. Kendisine suikast yapacağı öne sürülen askerlere sahip çıkarken "onlar bana mermi sıkılsa göğsünü siper edecek askerler" dedi.
Habur kapısında terör örgütü üyelerinin karşılanışı ile askerlerinin terör örgütü üyesi olmakla suçlanması arasındaki farkı dikkatlere sundu.
Ve bir başka daha şey söyledi:
"Ben ve personelim Silahlı Kuvvetler'in diğer mensupları gibi her zaman her göreve hazırız. Bu konuda yargı yapmadan önce lütfen masumiyet karinesini dikkate alarak, bu güzide subaylarımızı suçlamadan onlara ahlak dışı ithamlar yöneltmeden önce herkes aynı soruyu kendisine sorsun 'Bu bana yapılsa ne yaparım?' diye."
Bu söz o kadar anlamlı ki?
"Hukuk bir gün herkese gerekli olabilir" sözünü hatırlattı bir anda.
"Kendine yapılmasını istemediğini başkasına yapma" diye boşuna dememiş ki atalarımız.
Yani; sap döner keser döner bir gün olur hesap döner?