GİTSİN DE!
Eyüp BEKTAŞ
22 Temmuz seçimlerinde oyunu artırarak (!) çıkan CHP?nin Genel Başkanı Deniz Baykal?ın istifasını bekleyen takımlardan bazıları ?hemen istifa etsin, Sarıgül gelsin? diyerek açıklamalar yapıyorlar.
Biraz daha öteye gidenler, Şişli Belediyesi?ne ziyaretlerde bulunup; Baykal?ı mesajlı istifaya davet ediyorlar.
Yani?!!
Baykal gidip de Sarıgül gelince CHP ne olacak?
İktidar mı?
AKP?nin akıl almaz başarısı ile (ben bu işi çözmek için uğraşmaya devam edeceğim) sona eren seçimlerin mağlupları arasındaki cehepenin açmazı Baykal mı?
Baykal giderse iktidar gelecek diyenler, 22 temmuz tokadından da bir ders almadılar ki, Sarıgül muhabbeti ile kafa bulandırıp gündemi işgal ediyorlar.
Ortada ilke yok.
Ortada, kişesellik var.
Bugün istenen de o?
Cehepenin bu toplumdan kopuk yapısının ?halkçı? kimliğe yeniden kavuşması için yapılması gerekenler konusunda halka inilmez?
Siyaset halk için yapılır.
Siyaset halk için de halkçı yapılır.
Cehepenin altı ilkesinden biri olan halkçılığın, dış kaynaklı bilmem ne kulüplerinin sosyete masalarına düştüğünden bu güne, solun en dinamik gücü olan; kadın, gençlik başta olmak üzere, işçi, çiftçi, esnaf, memur, dar gelirliden haber yok.
Cehepeyi küçük burjuva işgal edip eline geçirdi, halk ve halkçılık akepe gibi partilerin kucağına atılıp yem edildi.
22 temmuz tokadının temelinde, halkçı olmayan ve halk adına siyaset yapmayan anlayışa vurulan demokrasi darbesi vardır.
Yani sivil insiyatif, halkçı olmayanları uyarmış ve ?salon siyasetçiliğini bırakın? demiştir.
Ankara?daki yapı ne ise, il, ilçe, belde ve diğer yerleşim birimlerinde de aynıdır.
4.5 yıl boyunca halkın arasına girmeyen ve Ankara?dan siyaset ürettiğini sananlar, ülkeyi bir baştan bir başa birkaç kez dolaşan AKP karşısında tükenmişlerdir.
Siyaseti salı günleri grup toplantısında ?Salı pazarında pazarlama? olarak görenler; bugün yine ilkesizliklerine devam ederek, ?Baykal gitsin, Sarıgül gelsin? sözleriyle bu ülkenin aydınlık isteyen halkının karşısına yeni bir dayatmayla çıkmaktadırlar.
Türkiye?nin geleceği bir kişinin göstereceği performansa mı bağlıdır?
Hele ki, bu kişi de yine aynı siyasi düşüncedekilerin ortaya attığı binbir çeşit rezalet ve yolsuzluk olaylarının içinde yer almışsa, ülkenin geleceğini yönlendirmek bu kadar ucuz mudur?
Cehepenin veya toplumun orta hallice ve üst gelirli kesimini temsil edenlerin, bu halkı anlaması ve halkçılığı yaşam biçimi yaparak politikalar üretmesinden başka seçenek yok iken, ülke siyasetini elinde tutanların isimleri değiştirerek emekten yana olan kesimleri ?muhalefete müebbet mahkumiyet? taktikleri yutulmamalıdır.
Seçim biter bitmez ortaya çıkıp da ?Sarıgül gelsin? açıklamaları, işte bu ilkesizliğin ve merkez solu bilinen amaçlar doğrultusunda yönlendirme insiyatifini halka bırakmayan halk düşmanı halkçılık tafracılığıdır.
Halk, sosyete salonlarında değil; fabrikada, tarlada, tezgah arkasında, inşaatta, denizde ağ atan nasırlı ellerdedir.
Halkın, kendi siyasal düşüncelerini tatmin etmek için sosyo-ekonomik güçleriyle ellerine geçirdikleri örgütler de salon halkçılığı yapanlar, öncelikle halkçılığın ne olduğunu yeniden araştırmalı, öğrenmeli, algılamalı ve uygulamalıdır ki, halk gibi halk olabilsin.
22 temmuz da, halkçılığa inananlar kazanmış, adını halk ve halkçılıktan alanlar kaybetmişlerdir.
Gerçek çamurla veya başka gerekçeler yaratılarak sıvanıp kapatılamaz.
Saçlar kesilmiş ve tüm keller dökülmüştür ki; halk dalkavukluğu iflas etmiştir.
Gün, bu olguya saygı duymak ve gereğini de yerine getirmek için toplumun tüm kesimleriyle yeniden barışarak tanışmak günüdür.
Gün, öncelikle kendi düşüncesine yakın kesimler ile dayanışma kültürünü geliştirmenin adımını atmaktır.
Gün, karşı düşüncedekine ?niye böyle düşünüyorsun?? diye saldırmak değil, O?nu anlamak ve O?nun dünyasında olma hoşgörüsüdür.
Gün, açlığa son vermek için üreterek çalışma yollarını ortaya koyup halka anlatmak günüdür.
Gün, Mustafa Kemal Türkiye?nin ?Köylü milletin efendisidir? sözünü yaşam biçimi yapma günüdür.
Gün, bireyselliğe takılıp da toplumu dışlama alışkanlığını bırakma günüdür?
Yorumlar