II.DENİZER
Eyüp BEKTAŞ
GMİS?in kongresi de bitti işte. Yeni nice seçimler gibi o da tarihe yazıldı. Daha ne seçimler yaşanır ve iyisi ve kötüsüyle anılardaki yerini alır.
Çetin Altun, son yıllarda Zonguldak?tan ve madenciden kopmanın bedelini ağır ödeyerek genel başkanlıktan indirildi.
Ve o koltuğa Şemsi Denizer?in kardeşi Ramazan Denizer madencilerin talepleri çizgisinde sandıktan çıkarak gelip oturdu.
Altun gitti Denizer geldi?
Ne değişecek?!!
Altun?un yerine Denizer?in seçilmesinin Zonguldak ve madenciler adına ne getirip veya neleri götürdüğünü zaman gösterecek bizlere.
Bilmiyoruz.
Bildiğimiz tek bir gerçek var ve seçim döneminde ısrarla yazdık ki, sendika Zonguldak ile bağlarını tamamen koparmış ve bölgenin sorunlarıyla ilgili tribünlere oynamanın dışında hiçbir eyleme, mücadeleye girmiyor.
1998 yılında TBMM?ne verilen TTK?nın özerk bir yapıya kavuşturularak TTK A.Ş olması için verilen kanun teklifini yayınladık seçimden iki gün önce ve kongrede yapılan konuşmalara baktığımızda, yine ?özerkleştirme?nin isminin bile telaffuz edilmediğini gördük.
Sendika evlere şenlik.
İlke-milke kalmamış.
Olay sendika şirketi mantığına tutsak olmuş.
Şemsi Denizer çok iyi bir dostumdu. O yiğit insanın ölümü halen daha yüreğimde derin bir sızı olarak sıcaklığını korur.
Denizer?in kardeşi ve şimdiki genel başkan Ramazan Denizer?de, bu yola çıkmadan telefonla arayarak ?ağabeyimin dostlarını arıyorum. Senin onunla olan büyük dostluğunu bildiğim için aradım. Ben bu yola çıktım? demişti.
Seçimler geldi ve geçti işte.
Biz bu seçimlerde, o aday veya bu aday saplantılarına girmeyerek, Zonguldak ve sendika konusundaki düşüncelerimizi ısrarla vurgulayarak ?bırakın şu cenabet işini? ve Denizer?in ?sendikayı Kuran-ı Kerim?le yıkacağım? sözüne de ?burası sendika mı cami mi? diyerek eleştirdik.
Bugün yine aynı çizgideyiz.
Sendikacılık onurlu bir meslektir.
Sendikacıların her sözü ve davranışı işçi sınıfıyla, demokrasiyle, vatanın geleceğiyle ilgili olmalıdır.
Sendikacı çözüm üretilmesine yardımcı olur ve bu önerilerin de siyasal iktidar tarafından gerçekleştirilmesi için baskı grubu oluşturur.
Sendikacılık belden aşağıya vurmak değildir.
Sendikacılık, bilgi ve birikim ister ve temsil ettiği kitlenin hak ve çıkarları için gerektiğinde canını ortaya koyar.
Şanlı madenci yürüyüşünün ruhunu bilmek ve algılamak gerekir.
Laf ile sendikacılık yapanların sonu da hüsran olur.
Sendika Zonguldak?ın hamuru.
O?nsuz olmaz, olamaz.
Bu sendikanın artık yattığı kış uykusundan uyanarak, Zonguldak için insiyatif kullanmasının sırası çoktan geldi.
Önümüzde seçimler var.
Sendikacılar, tavrını açıkça koymak zorunda.
Ya laik Cumhuriyetten yanadırlar, ya da karşısındadırlar.
Gerçi ?biz Laik Cumhuriyete karşıyız?da diyemezler ya?
Ama bugün milyonlarca insan sokaklara dökülüp cumhuriyete bağlılığını ifade ediyorsa, Emeğin Başkenti?ndeki sendikanın bu olayları görmezden gelerek, görmedim, duymadım, işitmedim numaralarına yatmaması gerekir.
Sendika, Dünya, Türkiye ve Zonguldak konularındaki düşüncelerini hep açık oynamalıdır.
İdare etmek gibi taktiklere girmek, sendika da yine ?eski tas eski hamam? deyimini gündeme getirecektir.
Ramazan Denizer?i kutluyorum.
Taşıdığı o büyük soyadının hakkını vermesi için belli bir süre herkesin zaman tanıyarak bekleyip, sendikaya ve sendikacılığa getireceği yeni anlayışın ne olduğunu görmesi gerekiyor.
II. Denizer kimdir?
İlkesi nedir?
Emeğin Başkenti?ni taşıyabilecek midir?
Kişisel hırs ve beklentilerin kurbanı olacak mıdır?
Bilmiyoruz.
Benim bildiğim, Şemsi Denizer?in sadece kardeşi olduğudur.
Ama derler ya, beş parmağın beşi de birbirine benzemez.
Benzer mi benzemez mi önümüzdeki günler takke düştüğünde her şey ortaya dökülür.
İzleyeceğiz?
Yorumlar