Kanser bacası termik santral konusundaki toplantıların Kandillide yapılmasının Kandilli açısından bir şansı vardı o da, Kandillinin kurtarılması konusunun da dolaylı olarak gündeme gelmesi.
Kandilli eski adıyla EKİ ve yeni adıyla da TTK olan taşkömürü üretimi yapan kamu kuruluşu ile var olmuş ve halen daha da varlığını bu gerçek ile sürdürmektedir.
Kandillinin efsane olup kuşaklardan kuşağa anılmasının tek sebebi de bu kamu kurumunun sağladığı olanaklardır.
TTK, Kandillinin devleti olmuştur.
Cumhurbaşkanı da, Başbakanı da, Hükümeti de, Valisi de, kaymakamı da, belediye başkanı da TTKdır Kandillinin.
Çünkü, TTK İLO standartlarında işçi çalıştırır ve emeğin de hakkını öder.
Çünkü, ekonominin dışında, sosyal ve kültürel yaşam da sağlar. Lojmanını verir, kömürünü verir, lokal açar, su verir, servis araçları verir, özel okulda ücretsiz eğitim verir.
Hatta kışın kapanan yolları da TTK ulaşıma açar.
Çöpleri de toplar.
Gece ve gündüz yerel yönetimin yerine getirmesi gereken hizmetleri üstlenir.
Ta ki, ANAPın iktidar olduğu yıllara kadar
1989dan itibaren de TTKnın önce küçültülmesi ve sonrasında da tamamen kapatılmasına dönük çöküş projeleriyle küçültülmüştür.
TTKnın siyasi arpalık olmasından kurtulmasını sağlayacak özerkleştirme taleplerini umursamayan iktidarlar, Zonguldak ile birlikte Kandilliyi de gözden çıkardıklarını politikalarıyla ortaya koymuşlardır.
Kandilli TTK üzerindeki oyunlar nedeniyle göç vermeye başladığından itibaren, sosyal, ekonomik ve kültürel açıdan sürekli geriye gitmiştir.
Ama her şeye rağmen Kandilliyi sırtında taşıyan TTKdır.
Kandillideki TTK ocaklarından biri olan Alacaağzının rödevans sistemiyle tahsisinin yapılmasının ardından, her türlü standartlar dışında da olsa özel sektör belde ekonomisine bir katkı sağlamıştır.
Ama sonunda özel sektördür ve her yerde olduğu gibi özel sektör mantığı geçerlidir. Alacaağzındaki kömür işletmeciliği de bu mantıkla yapılmaktadır. Bu nedenle Alacaağzında çalışan emekçiler sorunlar içinde boğuşmak zorundadırlar.
Kandilli gerçeği budur.
**
Peki Kandillinin kurtuluşu nasıl sağlanabilir.
Bunun birinci adımını ancak ve ancak Kandilli ve Gökçeler Belediye meclisleri atabilir. İki belediyenin toplam 18 meclis üyesi ve 2 de belediye başkanı bir araya gelebilir mi?
Herkes bu soruya biliyorum ki hayır! diyecektir.
Geldiğini farz etsek ve toplam 20 kişinin biz Kandilli adında birleşiyoruz ve tek belediye olacağız diyebilirler mi?
Yine asla! diyeceksiniz.
Peki, Kandillinin kurtuluşu için en önemli sorumluluğu taşıyan bu yirmi kişi bir araya gelmeyip de; yan çizerse hem Kandilliye ve hem de Gökçelerde yaşayanlara yazık değil mi?
İşte soru budur!..
Kurtuluşun adımını atacak 20 kişi bu altın imzayı atmazlar.
Keşke atsalar desek de, asla böylesine önemli bir hareketi başlatmazlar.
**
Kandilli peki nasıl kurtulur?
Siyaset bu noktada vardır. Ama Kdz. Ereğliyi sevdiklerinden kuşku duyduğum bugünün iktidar temsilcileri, nasıl ki Kdz. Ereğli Belediyesinin sınırları içinde çürük diş gibi duran Gülüç Belediyesini kendi iktidarları döneminde yasallaşan Belediyeler Kanununa rağmen kapattırmayıp, Ereğlinin gelişmesini engelliyor ise, Kandilli ve Gökçelerde de bölünmüşlük bize yarıyor mantığıyla hareket eder.
Oysa, siyasal iktidar 5393 Sayılı kanun ile hem Gülüçü kapatır, hem de Kandilli ile Gökçeler Belediyelerini birleştirir.
Peki iktidar böyle bir hizmeti yapar mı?
Hayır!.. İktidar temsilcileri kurtarılmış bölge anlayışı ile hareket etmektedirler.
**
Öyle kurtulmaz böyle kurtulmaz peki ne olur?
Kandilli Kdz. Ereğli Belediyesinin bir mahallesi olur. Kdz. Ereğlide Alaplı istikametine liman ve tersaneler ile yok olmakta olan sahillerine ALTERnatif bulur ve Köseağzı ile Çamlı yönünde sosyal yaşam alanları oluşturur. Toplu konut projelerini de bu yönde teşvik eder.
Hemen diyenler olacaktır biliyorum, Kdz. Ereğli Belediyesinin böyle bir hizmeti yapacağına asla inanmıyoruz diye.
Doğru değildir demem/diyemem.
Ancak, hizmetin alınması konusunda ısrarlı olunduğunda bunun da mutlaka karşılığının verilmek zorunda olduğunu da hatırlatırım.
Kdz. Ereğlinin Kandilliye ve kömüre sahip çıkmaması ile bu beldemizin adeta sahipsiz bırakılması görüşündeyim ben de.
Ama bir yerden başlamak gerek.
Bu gidiş gidiş değil çünkü.
Ne bu iki belediye birleşim güçlü olur, ne bu iktidar resen birleştirme kararı uygular.
Ereğli ile Kandilli arasında bir tek Keşkek Köyünün Buruncuk Mahallesi var. Bu mahalle sakinleri de çağdaş bir yaşamdan yana olacak bireylerin yaşadığı bir beldedir. O halde, tek seçenek Kdz. Ereğlinin mahallesi olmaktır.
DİP NOT: Bu konuda önerisi veya düşüncesi olan Kandilli sevdalılarının da konuşmasının zamanı gelmiştir. Yukarıda sıraladıklarım benim düşüncelerim. Hayır olmaz! demek yerine düşüncelerin çarpıştığı bir beyin jimnastiği ortamını yaratmaya her konuda hazırım. Kandilli kurtulmalı/kurtarılmalı. Kandilli sadece bu bölgenin değil, tüm Zonguldak, Karabük, Bartın ve ilçelerinde kurulan bütün tesislerin de var oluşlarının tek gerçeğidir...