Parmağımızda çıkan küçücük et parçası şeytan tırnağının nasıl canımızı yaktığını iyi biliriz. Canımız azalıverir böyle durumlarda. Kendi kendimize gülsek de, o küçük et parçası büyük sorun olur bize. Cız cız eder çünkü. Koparmaya çalışsak da, çok ince tırnak makası gerekiyor. Operasyonsuz olmaz. Diş ağrısı da böyle. Kulak da? Bizim sol kulak 22 temmuz dan bu yana aradan çıktı. Farklı türküler söylüyor. ?Bu seçimde hile var!? diyenlere hak verecek gibi oluyor, sonra başka bir hava dar kanallardan girip de beyne ulaştığında ?boş ver? çekiyor. Kulak deyip geçmeyin. Çoğunlukla istediğini duyar, istediğini algılayarak beyne gönderir. Beynine ters geldiğini baştan bildiğini, ötekinden çıkarıp sallayıverir ?yürü? havasıyla. Kulak bu. Ne yapacağı hiç belli olmaz. Kimi zaman da; bazı doğruları kabullenmemek için ?duymama? numaraları çeker. ?Anımsamıyorum? diye çizgileri yandan yandan boşluğa bıraktığınızda, duymadığınıza karşınızdakini inandırabilirsiniz. Bizim sol kulak aradan çıktığından bu yana tek güvencemiz sağ kulaktı. Yarım-marım ama eh idare eder türünden duyuyordu. Ona da bir şeyler oldu bu ara. Sağ kulağım önce bol bol çınladı ve o da aradan çıktı. Merak ettim, bizim devrimci mehepeliler mi bir halt karıştırdı diye, mecliste 367 sorununu Devletimizin Devleti aştırıvermiş şıp diye. Sorun morun kalmamış. Devletçilik bu işte. Ortada gerilim bırakmayacaksın. İşi bitireceksin. Benim sağ kulak çatlak çatlak duyduğu bazı seslerin, bu işe öz mehepelilerin kızgınlık içinde olduğunu haber veriyor da; nabız yokladığımız mehepelilerin tadının kaçtığını görüyorum. Olsun. Tat olur da, olmaz da. Dünya dönüyor. Ankara?da su yokmuş, Melih Abim bir duaya çıkar, şakır şakır yağdırır suları. Türkiye iyi ellerde, iyi. Herkes halinden bir memnun bir memnun ki, demeyin gitsin. O bizim ?yüzde 47 nerede? Nerede bu AKP?ye oy verenler?? diye bağırmalarımız yavaş yavaş yanıt bulmaya başlıyor. Çıkıyorlar ortaya. 22 Temmuz utangaçlığından sıyrılanlar ?Ne olmuş yani ben de oy verdim? diyebiliyorlar. İçlerinde kimler yok ki. ?Doğruyum çalışkanım devrimciyim yasam? bile var. Herkese ve her kesime ?Türklük? nutukları çekenler de. Artık birlikte söylerler ?Ne mutlu Türküm diyene? diye, biz de işitiriz. İnşallah-maşallah. ?Kapıldım gidiyorum bahtımın rüzgarına? muhabbetiyle küpünü doldurma heveslelileri de her siyasal iktidar döneminde olduğu gibi, ?beni unutma!? der gibi dolanıyorlar. Bakın bir kulaktan başladık nereye kadar geldik. Aslında son yıllarda ?kulak? sözü, insanlara ?tele?yi çağrıştırır. Tele ifadesini yanlış anlayanlar, sakın ola ki ?Telekulak? sözünü, ?telekız? gibi algılamasınlar. Bu tele ve kulak, kulak röntgencilerinin çok sevdiği bir mastürbasyon türü. Tedavisini bulamamışlar. İllâki dinleyecekler. Dinliyorlar da? ?Aman be, bana ne dinlesinler. Bizim tefecilikle, tetikçilikle, rantçılıkla, ilçeyi ve bölgeyi ele geçirme planlarıyla işimiz yok ki? diyenlere katılıp, ?tele-mele? sokuşturmalarını da bir kenara atıp, sol ve sağ kulak gerçeğini bitirelim. Sol aradan gitti. Sağ da gitti şimdi. Ne kaldı geriye? Sadece önsezi. Bu dönemi, ?solun solu? ve sağın da sağı? dinleme fırsatı olarak görüp, ?sağ da; sol da bitti? diyenlere inat, solcunun solunu, sağcının da sağını rektifiyeden geçirmesinin tam sırası. Dr. Mehmet Yeşilada?nın işini biraz artıralım. 5 gündür şehir dışında, kapalı sol kulağıma sağ da eklendi ki, ?her yer sağır? oldu?