Ne de övünülüp durulurdu “Düzce’de yok, Ereğli’de var” veya “Zonguldak’ta yok Ereğli’de var” diye.

Oralarda olmayın Ereğli’de olanlar neydi?

Birincisi banka sayısı.

İkincisi de otomobil bayisi.

Kalkınmışlığın göstergesi olarak öne çıkarılan bu ögelerin dışında Kdz. Ereğli’nin Orta Anadolu ve Marmara’ya olan yakınlığı ifade edilirken, limanın büyüklüğünün de cazibe merkezi olması yönünden avantajları sıralanırdı.

Peki ne zaman?

Bir zaman.

Yani eski çamlar bardak olmadan.

1990’lı yıllarda.

KEİB zamanında.

KEİB dediğimiz de daha dün gibi. Açılımı da Karadeniz Ekonomik İşbirliği.

Sermaye böyle istiyor.

Bürokrasi böyle istiyor.

Siyaset böyle istiyor.

Her  yol Kdz. Ereğli’ye çıkıyor.

Avantajlar sıra sıra.

Katar katar.

Düzenlenen panellerde  moderatör Nezih Demirkent’in ağzından “Ereğli ili” dökülünce salon kahkahayı basıp alkışlarken, sürç-ü lisan olmadığını ve gelecekte Kdz. Ereğli’nin il olacağını dile getiriyor Demirkent’te.

Söze ve sözlere bakar mısınız? Karadeniz’in ekonomik işbirliği hareketi içinde pilot bölge olarak görülen yer de Kdz. Ereğli.

Türkiye’nin Hong-Kong’u.

Yurt dışına açık Ereğli’ye pasaportsuz gelinebilecek ve ancak  ilçe dışına çıkarken pasaport sorulacak.

Ankara’ya buradan gidilecek.

Düzce, Adapazarı’na, İzmit’e, İstanbul’a buradan gidecekler.

Oteller açılacak.

Antrepolar kurulacak.

Demiryolu bile gündeme getirilip Arifiye-Kdz. Ereğli projesi tozlu raflardan inecek.

Projeler ve vaatlere hayaller destekoldu.

Sınır mınır kalmadı düşüncelerde.

Ereğli bırakın bölgenin yıldızı, Türkiye’nin kalbi olacaktı.

Ruhi Cöbekoğlu’nun Belediye Başkanlığı döneminde bu girişime ilçenin  belediye meclisi toplanarak “fahri hemşehrilik ünvanı” bile çıkardı.

Hey gidi yıllar hey!

Böyle başladı ama böyle gidemedi.

Şimdi işler yaş.

Yaşın ötesinde “ben geliyorum” diyor “tehlike” !

Hem de nasıl.

Eski çamlar bardak olurken, o köprülerin altından da çok sular aktı.

Bu sular barış getirmedi Ereğli’ye.

Sevgi getirmedi.

Huzur getirmedi.

Katma değer getirmedi.

Yatırım da getirmedi tabi ki.

Hem aldı götürdü.

Bu götürülüşü morali kaybetmek hız verdi.

Kavga geldi.

Huysuzluk geldi.

Alaycılık geldi.

Kin ve hırs geldi.

Ve göç başladı dünün yıldızı Kdz. Ereğli’den.

Evet evet Ereğli tüccarı bu kentten gitmiyor, açıkçası kaçıyor.

Tehditten kaçıyor.

Kavgadan kaçıyor.

Ve şimdi kimse övünmüyor övünemiyor artık “Düzce’de olmayan biz de var” veya “Zonguldak’ta olmayan biz de var” diye.

Gürül gürül akan ırmak tersine döndü.

Hem de ne dönüş.

Önce otomobil firmaları gitmeye başladı.

Şimdi de bankalar.

Peki ya sonra?

 

Ereğli halkı bu kavga ortamına son verecek frene basmalı artık.

Kaybolan huzuru getirerek işe başlayıp tüm kavgalara, baskılara, sindirmelere son verilmeli.

Yeniden umut  yelkenlerine rüzgar olmalı herkes.

Saygı gelmeli önce.

Anlayış gelmeli.

Hoşgörü getirilmeli.

Tümünden sağlanan barış ile de “Nerede kalmıştık?” denilerek çocuklarımız için, torunlarımız için, geleceğimiz için 1990 yıl yılların moraline dönülmeli.

Başka yolu yok bunun.

Seçenek tek.

Çare de biz.

Hepimiz…