Adamın biri kendinden her açıdan güçlü amiri pozisyonundaki birine “abi ben senin için ölürüm” dediğinde irkildim.
“Ölürüm” ne demek?
Can vermek.
Hem de biri için.
Ki o kişi anan değil, baban değil, kardeşin değil.
Peki neyin?
O andaki varlığı ile sana kol kanat germesinin ötesinden bir konumu ve anlamı yok.
İyi de, böyle biri için “senin için ölürüm” denilir mi?
Denir ise bunun adı nedir?
Yağcılık.
Son günlerin deyimiyle yalakalık…
AKP Adıyaman Milletvekili Sayın Mehmet Metiner de Başbakan Sayın Recep Tayyip Erdoğan için "Hiç kimsenin ayak oyunları ile Başbakanımızı itibarsızlaştırmasına asla izin vermeyiz. Ölümüne başbakanın arkasındayız" demiş.
Ölürmüş.
Canını verirmiş.
Böyle boş sıkanlara “hadi ver” diyeceksin.
Hadi geç kendini öldür de göreyim seni !
Ölürler mi?
Sanmıyorum….
Son ana kadar “hadi bağışladım seni” demelerini umut edip dururlar.
Can bu can.
Yaşam !
İtibarsızlaştırmanın en ağırını Ergenekon, Balyoz davaları başta olmak üzere Türk Silahlı Kuvvetlerinin bir çok mensubu yaşadı.
Yandaş medya da öyle saldırdı ki TSK mensuplarına, aile kavramı diye bir değeri bile ayaklar altında paspas etmekten kaçınmadılar
Bu yargısız infaz sürecinde saldırganlık alışkanlığındakiler her gün yeni azgınlıklarıyla isteri nöbetlerine düşerek yazdılar, söylediler, konuştular, nutuklar attılar.
Savcı yargıç olup kararlar bile verdiler.
Daha iddianame aşamasında iken geceleri evinden gözaltına alınanlarla ilgili kitaplar yazdılar.
Belgeler havada uçuştu haber servislerinde.
Daha polis operasyon yapmadan gözaltına alınacak olanların evlerinin basıldığı bile haber olarak yer aldı.
Hatırlarsınız Fenerbahçe Kulüp Başkanı Aziz Yıldırım daha sağlık kontrolünden geçerken, adres olarak “Metris cezaevi” diye yazıp, teknik servisteki fotoğraflarını bile dışarı sızdırdılar.
Kanser hastalarını hücrelere attılar.
Gazetecilere terörist muamelesi yaptılar.
Bu ülkenin genel kurmay başkanını örgüt lideri diye tutukladılar.
O dönemde yaşananlar hiç unutulur mu?
Vicdanlar ağladı.
İnsanlık ağladı.
Hukuk ağladı.
Ama…
Cumhuriyet ile kavgaları olanlar ağlamadı.
Hatta sevindi.
Çığlıklar attılar ekranda.
Demokrasiden söz ettiler.
Yetmedi, ileri demokrasi yaldızları sunarken demokratlıktan bile dem vurgular.
Biri için can vermek size mantıklı geliyor mu bilmem de, benim aklıma yatmıyor. Daha ötesi “pes yani bu kadar da yağcılık olmaz” dedirtiyor.
İnandırıcı da hiç gelmiyor…