Alman televizyon kanalı Eos Tv yaşlanma, ölüm ve defin programları ile bu sonbaharda izleyici karşısına çıkmaya hazırlanıyormuş. Ya işte böyle. Her tür tv kanalımız var ve bir tek eksik olan, imamın kayığı televizyonuydu. Bu kanal çok reyting alır. Öyle ya; bu kanalı kuranlar sonunda para kazanmayı düşünerek ticari bir yatırım yapıyorlar. Mezarlıktan canlı yayınlar birinci sırada gelir. Sonra, bu canlı yayının arasına defin işlemlerinin en hijyenik yapan, dini vecibeleri yerine eksiksiz yerine getiren, bir çok dinde hizmet veren, ölüm öncesi özel röportajlar, ölüm sonrası yakınlarının duyguları falan filan, çok yönlü uzatılır durur. Merak ediyorum, cenaze kanalının da televolesi olacak mı? Bu insanoğlunun yapamayacağı şey yok. Ölmeden önce çekilen görüntülerin arasındaki erotik veya karizmatik görüntüler ekrana getirilir ve bu dünya ile öbürü arasında iletişim kurulup geyik muhabbetleri başlatılır. Alamanların işi mi yok. Bulmuşlar bir boşluk, doldurmak için düşünce üretir dururlar. Ama, bu dünyadan öbürü ile ilk bağlantıyı kurduklarında yılın bomba haberi olur. Hele bir de bu ilk siyasetçinin biri olursa?!! -Soyun bakalım günahlarının tümünü. Başlar bizim ki, kamu malını çalmak, naylon fatura, fındık-mısır, gemi, villa, altın yüzük, beşibirlik, büsküi, su, şu-bu? Soyuldukça kiri pası dökülür? Bizimkiler yerli kanal kurduklarında adının ne olacağını biliyor musunuz? Yukarıda söyledim ya; İmamın Kayığı Televizyonu? TEFE KOYMAYIN Dostlarımdan biri bir olay anlattı ki, kahkahadan kasıklarımıza kramplar girdi. Olay ciddi ve iddialı. Dahası 5 tane de tanığı olan Kdz. Ereğli?de yaşanmış tiyatro gibi bir sahne. Efendim, şu sıcak günün tam da ortasında acayip sulu bir şaka falan da yapmıyorum. Anlatanı dinleyeyim: ?Abi, en son yağmur ne zaman yağdı. Hah işte o gün, valla-billa silecekler yağmuru taşıyamıyor. Şılap şulup silecek seslerine takılı kaldığım ve tüm dikkatimi de yola verdiğim bir anda ne göreyim. Belediyenin çim sulama sistemi çalışıyor. Fışk fışk su attırıp duruyor çimlerin üzerine. Şakır şakır yağmur altında çim sulama sisteminin çalıştırılmasına anlam veremediğimiz bir anda, bir belediye işçisinin elinde hortum çim sularken gördüğümüzde donduk kaldık. Hoop hemşo napıyon? ?Yahu yağmur yağarken çim sulanır mı?? diye seslendik, öyle bir baktı ki ?sana ne? der gibi, gülelim mi ağlayalım mı şaşırdık kaldık.? ?Olur mu böyle olur mu, yağmurun altında çim sulanır mı?? diye muhabbete renk getirelim derken, devam geldi. Burası Türkiye değil, Ereğli? Devam ediyor arkadaş: ?Böyle bir komediye dur demek için aradım ve bana ?beyaz masaya bağlayalım? dediler. Bir bayan çıktı telefona ve ben olayı anlattım. ?bir dakika bekler misin?? dedi ve beklememin ardından bana döndü ?efendim doğrudur, arkadaş görevini yapıyor?. Allahım yarabbim, olmaz böyle bir şey. Biz arkadaşlar ile birlikte gülme krizine girdik. İnanılır gibi değil. Çıldırıyorum o anda, telefonum fotoğraf makinalı değil diye. An bir çekebilsem o anda resmi. Bundan daha büyük olay olamaz.? Koptuk tabi ki, bu olayı dinlerken. Sordum ?nerede oldu bu durum?? diye. Erdemir yolu üzerindeki nargile kafe diye işletilen mekanların tam karşısındaymış. Eee, görev kutsaldır. Ne derlerse yapacaksın. Dediler ise; çimleri sulayacaksın, yağmur da yağsa, kar da yağsa sulayacaksın. İstersen bir sulama...! NE TATİLİ? Bugün ve yarın Afrika sıcakları ile kavrulacak ülkemizde, tatilden bahsediliyor. Oh ne güzel!.. Tatil mi dediniz yaşasın? Yaşayan yaşıyor valla?. Tatil herkese var da, güvenlik görevlileri ile sağlıkçılara yok? Tabi ki bir de bize? Herkes tatil yapsın oh ne güzel de; ya tatil yapamayanlar ne olacak? Dini bayramlar dışında vasıflı gazeteler yayınlanmak zorundadır. Bu bayramların son günü de gazeteciler yine çalışır ki, bayram ertesi okuyuculara bayram tadında haberler ulaştırsınlar. Ama yaygın basında bu hakkı da çiğnediler? Çiğneyen de yabancı değil canım. Kaz-teci değil, gazeteci. Sabah?ın eski sahibi Dinç Bilgin bir dini bayramda gazetesinin yayınına devam etti, ta o gün yaygın medyada tatil hiç kalmadı. Şimdi tatil olacak ve toplumun büyük kesimi klimalı odada TV başına geçerek, o sıcağın altında haber peşinde koşanların çilesini baktığı halde göremeden, yurdumuzdan insan manzaralarını izleyecek. Gazetecilerin insan hakkı yok. Hele ki, bir de dört bir yanı saran kaz-teciler ile sömürülmedik ne onuru kaldı ne de olanakları. Bugün çok sıcak olacak? Sakın dışarıya çıkmayın. Polisler, jandarmalar, doktorlar, hemşireler ile gazeteciler dışarıda, yağmur duası yapıyorlar.