Hani kimi zamanlar insanın eli ayağı iş tutmaz ve büyük bir ağırlık üzerine çöker ya, aynen o durumdayım. Kimileri böyle durumları ?gaflet? olarak yorumlar. Kimileri de, ?yorgunluk? der. Beni bu şekilde etkileyen tek olay, Güneydoğu?da toprağa düşen şehitlerimiz. Baba olmayan neyi ne kadar anlar ki? Bilemez!.. Hissedemez. Sadece, tahminsel içgüdülerle farkında olduğunu sanır. Dal gibi gençlerimiz düşüyor toprağa. Analar, babalar ve kardeşlerini ve tüm umutlarını, hayallerini ve yaşamını da geride bırakarak uçup gidiyor sonsuzluğa. Tanrının verdiği canı, Tanrının yarattığı zalim insanlar alıveriyor, yine Tanrının yarattığı insanın ürettiği mermiyle. Kan durmuyor. Kan durdurulamıyor. Kan aktıkça çoğalıyor. 20 yaşlarındaki gençler, daha yaşamlarının en baharında iken yaşama veda ediyorlar kirli ellerin çektiği tetikten çıkan kurşunlarla. Elim iş tutmuyor, bedenim tamamen uyuştu. Televizyon ekranlarından geçen askerlerimizin görüntüleri, yazılanlar, söylenenler, yorumlar, teoriler, demeçler, ?kanı yerde kalmayacak!? açıklamaları altında ülkemizin önünü görmeye çalışıyorum. Her tarafı sis basmış. Gök gözü görmüyor. Ülkemin ne başı belli ne de dibi. Yasalar yalama oldu. Yukarıda devleti ele geçirme operasyonları, altta ise mafya bozuntularının kontrolüne geçen cadde ve mahalleler. Yapanın yaptığı yanına kâr kalıyor. Tehdit, şantaj kol geziyor. Gençlerimize de Güneydoğu?da kıyılıyor. Elim ayağım tutmuyor. Aynen sizler gibi. ?Artık yeter! Ne olacaksa olsun? diye bağırmalarımızı ?aman provakatif tuzaklara düşmeyelim? sağduyusu ile kontrol etmeye çalışmakta ne kadar başarılı oluruz ki? Bıçak kemikte. Çatır çatır ediyor sesler. Ölüm kusuyor, emperyalistlerin taşeronluğunu yapan o malum örgütün silahları. Ameri-kan ?Öhe!? dedikçe, bir adım öteye de gidemiyoruz ne yazık ki. Gençler bizim gençlerimiz. Dün bizim olduğumuz gibi. Yarın da, torunların ele alacağı bu bayrağı ulusal bağımsızlığımız için taşıyan gençlerimize sıkılan o kurşunlar ve kurşunları dağıtan elleri asla unutmayacağım. Hep böyle olmuyor mu? Bugün PKK taşeron. Yarın da bir başkası. Dün de öyle değil miydi? Amerikan emperyalizmine karşı çıkan gençlerimizi kim vurdu? Kim öldürdü? Kim astı darağacında? Kimler öldürdü? Kimler verilen emirleri uyguladı? Kimler yerli taşeronluk yaptı? Elim kolum tutmuyor. Öldürülen fidan gibi gençlerimizin Türk Bayrağına sarılan tabutlarını gördükçe canım yanıyor. Boğuluyorum. Kanıyor yüreğim. Tahriklere de kapılmadan önümü görmeye çalıştıkça da, umutlarım ışık bulamıyor. Karanlık her şey. Türkiye dört bir yandan kuşatılmış, hızla bölünmeye doğru koşturuluyor. Misak-ı Milli sınırları tehlikede. Vatan elden ?böl, parçala, yut? taktiğiyle gidiyor. Ve biz halen daha, yutturulmuş afyonun etkisiyle ?durmak yok yola devam? diyoruz.