Gazetemizin arşivine girdik ve TBMM Başkanlığına sunulan TTK?nın özerk bir yapıya kavuşturulmasıyla ilgili kanun teklifini 2 Temmuz 1998 tarihli sayımızdan bulduk. Yeniden okuduk ve hazmettik. TTK üzerinde yıllardır yapılan acımasız politikalara da son verecek bu kanun teklifi, Türkiye?de kamu kurumlarını ?babalar gibi satarım? anlayışındakilerin önüne çekilecek en güzel bir setti. Prof. Dr. Mümtaz Soysal?ın hazırladığı ve o dönemdeki Zonguldak Milletvekillerinin de imzaladığı (o milletvekilleri sonradan AKP?nin yollarına gül suyu döken istifaları ile 57. hükümeti yıktılar) kanun teklifi ne yazık ki unutuldu, unutturuldu? Geçmişi tartışmanın anlamı yok. Ama bugün bile TTK?nın özerkleştirilmesi sağlanabildiğin takdirde, bu kurumun Zonguldak?ı göçveren ve emekliler kenti olmaktan kurtarabileceği çok açık. Zonguldak emeğin başkenti. Bu ismi şanlı mücadelesi ile eline geçirdi maden emekçileri. Maden ve Zonguldak bütünleşmesi, TTK?nın önce siyasetten ve dolayısıyla kötü yönetilmesinden kurtarılarak pekişir ve bu kent yeniden eski yılların Türkiye?nin Almanya?sına dönebilir. GMİS?in genel kurulu öncesinde bu konuyu bilerek gündeme taşıdık. ?O kazanmasın ben kazanayım?, ?O şöyle yaptı böyle yaptı?, ?O cenabettir?, ?Cenabetken yanımda mıydın??, ?Kazanırsam sendikada Kur?an-ı Kerim okutacağım? gibi sözlerin arasında kaybolup giden ve her geçen gün seviyesizleşen bu çirkinliğin dışında; iş-emek-özgürlükten dem vuranlara ?uyanın!? demek istedik. Zonguldak; sendikacıların rant kavgasına, ihanetlerine, işçi sınıfını bilincinden uzaklaşmalarına, ilkesizliklere bulaşmamalı. Sendikacılar!.. Biliyor musunuz; Zonguldak?ın bir emek kenti olduğunu ve sadece Zonguldak değil Türk işçi sınıfının önderliği gibi bir misyonu taşıdığını? Haberiniz var mı! BİZDEN BİRİ Elektronik postama gönderilen bir yazıyı sizlerle paylaşmak istiyorum. ?Sezer? başlıklı yazının tamamı şöyle: Yedi yıl geçti. Sormanın zamanıdır... Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer`in çocuklarının ismini bilen var mı? Efen-dim? Duya-madım... Mesela, " Sezer`in kızı Ebru" diye başlayan bir cümle kursam, kaçınız itiraz edebilir, Ebru değil de, Betül diye? Veya " oğlu Tarık" desem... Var mı doğrusunu bilen? Çalışıyorlar mutlaka... Ne iş yapıyorlar? Babaları cumhurbaşkanı yahu... VIP`e girerken gören? Genişletelim soruyu... Hayali ihracat yapan yeğeni var mı? Devlet kredisiyle banka alan kuzeni? Kayınço? "Sen benim kim olduğumu biliyor musun" diye fors yapan müteahhit kanka? Var mı? Peki, aile fotoğrafı? Bıraktık işadamlarını... Gelin? Damat? Nerede bu insanların magazin dergilerindeki şatafatlı pozları, televizyondaki görüntüleri, gazetelerdeki röportajları? Elalemin yatında gören? Verdimse, ben verdim... Duyan? Telefon açsa neyse... Kimseye mektup yazdı mı, "hamili kart yakinimdir" diye? Uzatmayayım... Bizden biriydi. Yedi yıl geçti... Hâlâ bizden biri. Sadece bu mütevazı tablo bile, Sezer`in ne kadar başarılı bir Cumhurbaşkanı olduğunun kanıtıdır. "İdeolojik" olarak karşı çıkanları, anlarım... "Siyaseten" eleştirenlerin haklı olduğu taraflar vardır, normal. Ama... Kırmızı ışıkta durduğu için, yalaka gazetecileri limuzinine bindirmediği için, Köşk`ün mutfağından ithal peyniri çıkardığı için, israf sevmediği için, akrabalarını zengin etmediği için, ayıp denilen kavramın farkında olduğu için, Beyaz Saray`a gidip akıl sormadığı için "vizyonsuz" deniyorsa... Hâlâ bu kadar saldırılıyorsa... Memleketteki utanmazların, ne kadar cesur, arsız ve cüretkâr olduğunun da kanıtıdır.