Uzunmehmet Ereğlili ama Ereğli?de Uzunmehmet?in sadece anıtı var. Kültür Bakanlığı tarafından yaptırılan bu anıtın da Devrek Yol Kavşağı?nda tabelalar tarafından kuşatılmasını da biz yazıp çizdik de, belediye sahile yakışan bir yere taşıdı. Peki, bugünün TTK?sı adını nereden aldı? Mahdut Mesuliyetli Ereğli Kömürleri İşletmesi?nden? Madenci ve Ereğli et ve tırnak gibi birbirine yapışmışken, Ereğli?de öne çıkan iki unsur vardır, çilek ve çelik? Maden kömürü adeta unutulmuş veya dışlanmıştır Kdz. Ereğli?de. Gelen konuklara çilek ikram edilir ve Erdemir anlatılır. Kimsenin aklına Kandilli beldesi gelmez. Oysa Erdemir bile Kandilli?deki taşkömürü nedeniyle Kdz. Ereğli?de kurulup binlerce insana iş ve aş kapısı olmuştur. Nankör müyüz ne? Kömürü unuttuk da, çilek ve çelik için ne yapıyoruz? Koskocaman bir hiç!.. Dilimize dolanmış işte çilek ve çelik. Laf olsun torba dolsun. Ereğli?de kim biliyor Erdemir?in bugünkü konumunu ve geleceğini? Kaç kişi dediniz? Ya çilek? Çileğin iyisi Osmanlıdır bunu herkes bilir? Yemesini ve hele ki kokusunu sevmeyen de yoktur. Etkin ve yetkin makamlarda bağdaş kurulup oturulsa da, çilek iyidir işte. İyi hoş-boş da, bu yöre özdeşleşen Osmanlı çileğinin geliştirilmesi, yaygınlaştırılması, üreticilerin var olan veya olmayan sorunlarını hakkında kim ne kadar bilgi sahibi? Ya da, bilgi sahibi olduğu halde kim ne kadar ne yapıyor veya olanaklarını bu sorunların çözümleri için kullanıyor? Yadelli yar mı ? Ne yazık ki öyle? Ciddi işleri düşünmek ve ciddi biçimde sorunları irdeleyerek çözüm yolu bulabilmek için ciddi olmak ve ciddi biçimde bilgi sahibi olmak gerekir. Ciddi olmayanın veya var olan gücünü yandaş topluluğu ile mızıka çalarak kullananların bu işleri ne düşünmeye, ne de çözüm arayıp bulmaya kapasiteleri yetmez. Bilmezler, biliyorum mavalları okurlar. Törenlerde mörenlerde böyleleri çok çıkar ortaya Kestaneci Köyü?nden Abalı?ya uçan kazı İbram?a haber veren Halime gibi, ?yararuz-öderüz? derler. Her çekiş sıfırdır oysa. Böyle geldi böyle de gidiyor ya. Çilek ve diğerlerini bir yan yana koyup saymaya kalksak nasıl bir liste çıkar acaba ortaya? Ereğli, 4 mevsimi en güzel şekilde yaşayan bir kent. Her şey var. Ama, sahilde yediğimiz mısırı bile Adana?dan geliyor. Kestaneler de Bursa?ya gidip şeker olup paketlenip satılıyor. Yani? Un, su, şeker var? Olmayan ise öncü çuf çuf bir lokomotif? Önce şeytanlık kısmı kaput olan bir beyni bulunmalı. Sonra da etkin ve yetkinleri bir araya getirerek laf olup torba doldurmadan sadece gerçekleri irdeleyip, bu yörenin özellikle kırsal kesimdeki insanlarına üretim yönlendirmesinin zenginleştirilmesini öğretecek adımları attıracak. Çeneyle olmuyor bu işler. Uygulama gerekiyor. Üreticileri örgütleyip, ürettiklerini de en iyi bir biçimde pazarlamalarını sağlayacak ciddi oluşumları yaşama geçirerek öğretiliyor. Söze kaldığında ortalık lafazan dolu. Biz eskiden böylelerine ?kes bir yağlı olsun? derdik. Kese kese gerçek merçek kalmadı ortalıklarda. Vizyonu olmayanın yandaş ve yağcı takımının dışında topluma sağlayacağı bir hizmet de, katkı da olmaz, Bal tutanın parmağını yaladığı dönemlerin dışında bir yol yoktur. Böyle de oluyor ya. Kdz. Ereğli?de yapılacak o kadar çok iş var ki. Önce Kdz. Ereğli?de dünyadaki tüm üniversiteler, müzeler başta olmak üzere tüm kaynakları tarayarak ?Ereğli Kütüphanesi? kurarak işe başlamalıyız. Ereğli?de, Ereğli?yi tanıtan ve anlatan hangi bilimsel organ veya kurum var. Sakın ola ki, Atatürk Kültür Merkezi?ndeki bakanlığın kütüphanesini söylemeyelim. Ereğli?de, Ereğli?nin varlığını ve kaynaklarını gelmişi geçmişiyle bize taşıyan bir kütüphane yok ise, ne vizyon yükselir ne de o vizyonun çizgisi?