Küresel ısınma sonucunda çok yakın bir zamanda, tatil bölgelerinin yer değiştireceğini öne süren uzmanlar, ?Baltık ülkeleri?ni işaret ediyorlar. İnsanoğlu bir konuda elbirliği ve yaptı kazandı. Dünyanın ekolojik yapısını değiştirdi ve küresel ısınma diye bir gerçekle kendisi karşı karşıya kaldı. Aferin valla? Bastığımız yerde ne otlar bitiyor, bitiriyoruz (!) Doğanın intikamı ise çok büyük oluyor. Gün geldiğinde aslına geri dönüyor tüm gerçekler. Gölcük depreminde deniz altında kalan parkları, evleri yeniden aklımıza getirdiğimizde, içimizden şöyle okkalı bir ?acaba? çekip ?Ereğli ne olur?? diye elbette sorguluyoruz. Korktuğumuz anlar da olmuyor değli hani. Ne olur sahiden?!! Küresel ısınmanın mucidi insanoğlu, ruh ile bedeni birbirinden ayırmaya kadar ulaşan biliminde elde ettiği bilgilerin yüzde 99?nu kamuoyuna açıklamıyor. Açıklayamıyor. Yer yerinden oynar. Sarsılır dünya. Çünkü, bizlere öğretilen ve evrenin oluşumundan bugüne geçen süreç ile ilgili çok sağlıklı bilgilere ulaşan bilim adamları da var. Evrenin ve dünyanın gizi çözüldüğünde nice saraylar çatır çatır yıkılacak. Ekonomi alt üst olur. Dünya yeniden şekillenir? Bunlar çok derin konular. Altından kimse çıkamaz. Boğulur. Yok edilir. Ama gün gelecek, bilim tüm tabuları yıkacak. Beden ile ruhu birbirinden ayıracak kadar uç noktalara ulaşan bir bilimin ulaşacağı noktaları tahmin etmek ne kadar güç. Ve de zor!.. Hep merak etmişimdir, bilim bir gün bilinç altını okuyabilmeyi keşfedecek mi? Elinizde veya cebinizde bir cihaz karşıdan gelen kişinin sizin hakkınızda ne düşündüğünü biliyorsunuz. Veya bir yemekte, sizi kıs kıs süzenin bilinç altını okuyorsunuz. Ne olur? Hadi tahmin edin bakalım!.. Sevgi duyduğunuz birinin ne kadar hain olduğunu öğreniyorsunuz. Ya da kin ve nefret ile baktığınız birinin ne kadar temiz insan olduğunu söylüyor makine size. Sarsılır mı tüm ilişkiler? Suç oranlarında öyle bir patlama yaşanır ki, vuran vurana gider dünya. Ve hiçbir güç de durduramaz? Vizyon denen kavram işte yarını görebilmek ve geniş düşünebilmektir. Günlük yaşayanların önünü bile görmeleri mümkün değil ki. Yarını görmek. Yarınlar üzerinde çalıştığında çok büyük işler başaran beynimizi kullanabilmek bunun ilk adımıdır. Beynimiz, yaşadığımız kentin, bölgenin yarınları üzerine var olan ile de olsa sorgulamaya ve geleceği şekillendirmeye başladığında, bir gün hiç tahmin bile etmediğimiz birinin çok çarpıcı bir bakış açısını yakalayabiliriz. İşte akla giden yol budur. Katılımcılığı teşvik edip paylaşma sofrasında hakça ve eşitçe olabilmek. Bu gerçeğin ilkesinde bulunan ve ayrılmayanlar hep kazanmıştır. Bunu yapabilmek ve gerçekleştirmek için ise vizyon gerekir. Günümüzde çevremize baktığımızda, bilgisiz ve cahil insanların bireysellikten öteye çıkıp da toplumsallaşamadığını çoğunlukla yaşayarak görürüz. Katılımcılıktan yana olmayanlar, dağarcığında bir şeyleri olmayanlardır. Dar alanda, küçük ve hafif işlerle maddi tatmin peşindekilerin, hiçbir yere veya kuruma yararlı olamayacaklarını açık bir gerçektir. Dünya nereye gidiyor? Dünya, küresel ısınma tehlikesi altında coğrafi yapısı değişikliğine, ruh ile bedeni ayırma bilimciliğinde hızla koşuyor. Nereye? Yok oluşa mı? Olabilir de, olmayabilir de? Ama dünyanın bu gidişinde biz neredeyiz? Halen daha, kısa yoldan köşe dönme peşinde mi? Vah bizim halimize? Vah, küçük ve güdük kafaların elinde kalan kurum ve kuruluşlara. Vah ki, ne vah!..