YAVŞADI
Eyüp BEKTAŞ
Ameri-kan yanlısı ve AKP yandaşı yayın organları öyle bir demokrat oldular ki, her yeni günde yeni darbe planlarını açığa çıkarıyorlar.
Komplo teorisinin dışına kadar uzanan ve nerede duracağı belli olmayan bu furyada, her yeni günde yeni senaryolar gün ışığı ile tanışıyor.
Son versiyon, Anayasa Mahkemesi?nin emekli başkanının öldürüleceği ve İstanbul?da 50 kişinin yaşamını yitireceği saldırının ardından, Türk Silahlı Kuvvetlerinin 50 bin kişiyle Kuzey Irak?a gireceğini yazıp çiziyorlar.
Akla durgunluk verecek bu yayınların merkezinde ise laik cumhuriyet ile barışık olmayan ve sürekli Mustafa Kemal Atatürk?ün Cumhuriyeti?ni yıkıp yok etmek için çırpınanların bulunması çok ilginç de değil.
Merkez ile işbirlikçiler yanyana, demokratlık maskesiyle amaca giden yolda her türlü aracı kullanıp duruyorlar.
Bir süre önce de, ortaya bir çete çıkarıldığını ve bu çetenin de silahlı kuvvetlerle ilgisi bulunduğunu öne sürerek, Genelkurmay Başkanlığı?nın önünde basına sarı zarflı belge ve fotoğraf dağıtanlardan ne haber?
Kimdi bunlar?
Ta Genelkurmay Başkanlığı?nın önünde bile Türkiye?ye meydan okuyacak kadar gözü kara olanların aldıkları bu cesareti düşündükçe, şu anda çarşaf çarşaf yazdıkları masallar hiç de inandırıcı gelmiyor.
TSK?yi yıpratmak ve sindirme hareketi çok yönlü devam ediyor.
Birinci ilkeleri, Genelkurmay Başkanı Yaşar Büyükanıt?ı överek şişirip etkisizleştirip, köprünün altında da yılan suları akıtmak.
Ne demişti Büyükanıt:
Konuşana değil, konuşturana bak!..
Konuşturan kim, konuşanlar kim???
HALK NEREDE?
22 Temmuz da yapılacak olan Milletvekili erken Genel Seçimlerinin adayları belli oldu.
Halk sandığa gidecek ve oyunu kullanırken, ?bunlardan birini seçmek zorundasın? dayatmasını hiç unutmayacak.
Halk vekalet vermek istediğine değil, padişahlığını ilan etmiş genel başkanların belirlediklerine oy verecek.
Sıfır demokrasi değil.
Hiç olmazsa parti seçme hakkı var halkın.
12 Eylül?den sonra yeniden demokrasiye (!) dönüş sürecinde, ?Fabrikadaki işçi, tarladaki çiftçi? sloganıyla örgütlenme hareketi başlatan DSP?de, parti için demokrasi olmadığını söyleyen rakip partilerin bugün uyguladıkları yöntemin birbirleri ile yarışırcasına antidemokratik olduğunu görmemek mümkün mü?
Tümü de birbirine benzedi.
Genel başkanlar bir yanda, aşiretler diğer yanda, ırkçılar öte yanda hep birlikte demokrasimizi iğfal edip duruyorlar birlikte acımasızca.
Meclis dışında olanların ?demokratlığı?da tartışmalı ya.
Siyasi partiler kanununu babasının vasiyeti gibi dokunulmaz kabul edip, antidemokratik uygulamalardan beslenip genel başkanlığını ve parti yöneticiliğini sürdürenler, halkın ve partililerin seçme ve seçilme hakkını eksizlik kullanabildiği bir ortamda nefes alabilirler mi?
Oksijen rahatsız eder böylelerini.
Bitirir.
Tüketir.
Siyaset sahnesinden siyasi mevtalar mezarlığına gönderilir.
GP?ye DİKKAT
Milletvekili adaylarının genel başkanları Cem Uzan ile biraraya gelip, ülke ve dünya sorunlarını tartışabildiklerine inanmıyorum.
Uzan, dokunulmazlığın ardına sığınmak için milletvekili adayı olan İbrahim Tatlıses ile görüşür.
Çok yakın yardımcılarının dışında parti yöneticilerinin bile görüşüp konuşamadığı Uzan?a bu halk oy veriyor.
Kimse dudak bükmesin.
Sokağın sesinde, çıkış halinde olan iki parti GP ile MHP.
Bunun ötesi yok.
Halk öylesine aldatılmaktan bıkıp usanmış ki, seçimden sonra iktidara gelse bile bir tek vatandaşın ulaşıp da derdini anlatamayacağı Cem Uzan?a oy veriyor.
Bunun sebebini bilmeyen yok.
Biliyorlar ama yine de değişimden yana olmamakta da direniyorlar.
Yorumlar