Süperonline?nin anketini önerdi dostlar ve ?bir gir ve bakıp incele bakalım. Kamuoyunu yanlı yönlendirme amaçlı değil gibi geldi bize? dediler. Girdim adı geçen siteye. Öncelikle ankete katılıp oyumu kullandım ve Zonguldak ile Türkiye genelinin sonuçlarına baktım. Rakamlar ilginç!.. CHP birinci, AKP ikinci, MHP ise üçüncü. Barajı aşan 4. parti yok. Genelde yüzde 35 ile birinci parti olan CHP?nin Zonguldak?taki oy oranı yüzde 40?ı geçiyor. Bu sonuçlara göre Zonguldak?ta 3 parti milletvekili çıkarabiliyor. Ülke genelinin fotoğrafı aynen Zonguldak?ta da geçerli. Emeğin başkentinde yüzde 40 oy oranı olan CHP?nin 3 milletvekilliği kesin. AKP ile MHP?de birer milletvekili çıkarıyor Zonguldak?tan. Buna göre; Zonguldak?ın 22 Temmuz sonrası milletvekilleri; Ali Koçal, Ali İhsan Köktürk, İlker Öncel, Köksal Toptan ve Ömer Karakaşoğlu. 22 Temmuz öncesinin milletvekillerinden sadece Köksal. Toptan milletvekilliğini sürdürebilecek anlaşılan. Eskiler dünyasına 4 isim katılırken, 4 tane de yeni milletvekilimiz oluyor. Yani; genel başkanların belirlediği isimler milletvekili olup Ankara?nın yolunu tutuyor. Zonguldak?ta böyle bir sonuç alınır mı? DSP ile işbirliğine giden CHP?ye DSP?liler sahip çıkıyor. DSP kültürünü alan ve o disiplin içinde hareket edenler, oylarını CHP?ye verecekleri açıklamanın ötesine giderek açık açık çalışıyorlar da. CHP, DSP?nin 1999 yılındaki 130 bini aşkın oyunu alabilirse, Zonguldak seçim sonuçları yukarıda vurguladığım rakamlara da ters takla attırır. Ama bu hayalcilikten öteye de gidemez. Milletvekili seçimlerine çok iddialı hazırlananlar, Süperonline?nin devam eden anketine ve dolayısıyla bu anketi ciddiye aldığım için bana da kızabilirler. Kızmak neyi değiştirir ki? Bu anket Zonguldak?ın gerçeğini ortaya koyuyor ise, 32 gün sonra zaten el mi bey mi yaman hep birlikte göreceğiz. Yarını bugünden görmek ve bugünden de yarına dönük işaretleri yan yana getirmek akılcılıktır. Ötesi fasa-fiso? DÖNER Mİ Milletvekili adaylığı için görevinden ayrılan atanmış ve seçilmişler arasında, geri dönme hakkı sadece atanmışlarda bulunuyor. Seçilmişlerin böyle bir hakkı yok. Peki bu eşitlik ilkesine uyuyor mu? Ve; seçilmişlerin de görevine geri dönme hakkı verildiğinde adalet sağlanır mı sağlanmaz mı? Yani; Çaturoğlu görevine geri dönemezken, atanmış bir kamu görevlisi görevine dönebilecek. Yazık değil mi Çaturoğlu?na? Hem de azgın bır haksızlık? Bu konuyu tartıştığımız siyasetin hem içinde hem dışında olan biri de ne dedi biliyor musunuz? ?Posbıyık bir geri dönüp de koltuğuna oturursa, paslı kör testereyi jilet gibi pırıl pırıl yapar.? Ne demek istedi ben hiç anlamadım? Anlayan anlamış mıdır acaba?!! BİR KONUŞSA Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer, göreve geldiğinden bu yana devlet adamlığı çizgisinden hiç ayrılmadı ve şahsına yapılan onca seviyesizliklere bile yanıt vermeyerek sadece sustu. Cumhurbaşkanı Sezer ve ailesinin tüm fertleri hep birlikte öylesine güzel örnekler sundular ki asla ve asla unutulmayacak. Sezer, hukukçu kimliği ile bütünleştirdiği devlet adamlığını marka yaparken, ?Ya tersi bir tutum içinde olsaydı ne olurdu?? sorusuna da yanıt aramaktan vazgeçemiyorum. Bir konuşsaydı. Ağzı olanın saygı ve seviyeyi ayaklar altında paspas yapıp ezip geçtiği bir ortamda, Sayın Sezer?de bu sataşmalara yanıt verip en azından savunma hakkını kullansaydı?!! O yapmadı. Sadece sustu. Polemiklerin içine çekilme hafifliklerini hafife alıp işini yaptı. Sezer?i çok konuşacağız ve anacağız. Unutulması olanaksız davranışlar içinde bulunarak, örnek devlet adamının nasıl olduğunu ortaya koydu. Bu güzelliği anlamaktan yoksun olanların, Sezer?i sevmeleri mümkün değil. Sezer?i bu ülke insanı hep ayrı ve özel bir yere koyarak, sevgi çiçekleriyle anacaktır. Keşke, siyasetçilerimizde de aile terbiyesi başta olmak üzere devlet adamlığı niteliği yüksek olabilse.