Takip edenlerin bildiği gibi, kısa adı ATSO olan Alaplı Ticaret ve Sanayi Odası'nın 3 Ekim Cumartesi günü organ seçimleri var.
Son dönemlerde ilk defa bu kadar iddialı bir yarış yaşanıyor.
Mevcut Alaplı TSO Başkanı ve başkan adayı Selçuk Oktay'ın liste başı olduğu grup ile Tarık Yazıcı'nın liste başı olduğu grup arasındaki kazanma yarışı, seçim yaklaştıkça temposunu artırıyor.
Her iki taraf da, önce üye ziyaretleriyle başlayan seçim çalışmalarını, görkemli aday ve proje tanıtım toplantılarına taşıyarak, önemli ikna yöntemlerinden biri olan "psikolojik üstünlüğü" ele geçirmeye çalışıyor.
Yapılan kura çekimi sonucunda, seçime "beyaz pusula" ile girecek olan Selçuk Oktay ve komite adayları; tanıtım toplantılarında tek renk takım elbiselerini "kırmızı kravat" ile süslerken, "mavi pusula" ile seçime girecek olan Tarık Yazıcı ve ekibi ise takımlarını "mavi kravat" ile tamamlıyor. Toplantı atmosferi kadar, şıklıkta da yarışarak, birbirinden geri kalmayacaklarının mesajını veriyorlar.
Bir tarafta, ilçenin, hatta ilin, siyasi ve ekonomik tarihinde önemli bir yer tutan Yazıcı ailesi ve onların adına seçime giren oğulları Tarık Yazıcı; diğer tarafta, istikrarlı bir şekilde iş yaşamındaki çıkışını sürdüren genç iş insanı Selçuk Oktay var.
Kendi adıma, her ikisi de, sevdiğim, saydığım, değer verdiğim arkadaşım, kardeşim.
Bu yüzden, taraf da değilim.
Geldiğimiz süreç itibarıyla, seçim heyecanı oda üyelerini de aşıp, oda üyesi olmayan esnafa, hatta sıradan vatandaşa da yansımış durumda.
Bu nedenle; "Siz seçimi iyi koklarsınız. Kim kazanır?" diye soran çok oluyor şu sıralar.
Gazetecilik yaşantımda, yerelde takibini yaptığım seçimlerle ilgili tahminlerimde çok az yanılsam da, TSO seçimlerinin analizini yapmakta zorlanıyorum.
Siyasette, seçim sürecinde sürekli vatandaşın arasında olduğumuz için sonuca yakın tahmin yürütmekte pek zorlanmıyoruz ama TSO seçimleri farklı.
Belli bir üye sayısı var ve her daim içlerinde olmak ve dolayısıyla gözlem yapmak oldukça zor. Bir de şu var ki, büyük bir çoğunluk, ticari sebeplerden dolayı oyunun rengini de açıkça belli etmek istemiyor. Haklılar da...Nitekim, geçmiş seçimlerde, oyunun rengini belli ettiği için "ağzı yananların" olduğunu da duyduk. (Ticari ilişkileri kesme gibi)
Ben size söyleyeyim:
Bu seçimlerin sonucunu, bizden daha fazla, seçim çalışmalarını yürütenler bilir.
Kişisel fikrimi merak edenler için zorlama bir "tahmin" yürütebilirim:
Halk tabiriyle, bana göre "seçim ortada".
Bazılarının iddia ettiği gibi, öyle "açık farklar" olmaz. Geçmiş seçimlerde olduğu gibi, bir-iki oy, adayların "kaderini çizebilir".
ÇİZİKLER ÇOK OLABİLİR
Kulağımıza gelenler, "çizik yiyen" isimlerin olabileceğini gösteriyor.
Alaplı TSO'da, sektörel olarak ayrılmış beş "meslek komitesi" var.
100 üye sayısını geçtiği için iki meslek komitesinden üç; 100 üyenin altında olduğu için, üç meslek komitesinden de, iki aday Oda Meclisi'ne seçilecek. Yani, bu seçimlerle belirlenecek Oda Meclisi üyeleri, toplam 12 üyeden oluşacak.
Üyeler, bulundukları meslek komitesine göre, üç adaylı komite için üç isim, iki adaylı komite için de iki üyenin yazılı olduğu oy pusulasını sandığa atacaklar. Pusulalar, Oda üyelerine, adayların isimleri yazılı olarak sunulacak. Eğer üye, adayların tamamını benimsiyorsa, oy pusulasını hiçbir oynama yapmadan sandığa atacak. Eğer üye, taraflardan birinin oy pusulasında beğenmediği isim veya isimler var ise, onun ismini çizip başka bir isim yazabilecek.
Bence, üyelerin iradesini sandığa yansıtan demokratik bir yöntem.
Bazı üyelerin, tercih ettiği başkan adayının komite listesinde benimsemediği adaylar mutlaka olacaktır. Zira, karşı listenin adaylarına oy vereceğini söyleyen Oda üyelerine, "Beni kırma, bari bir oyunu bana ver" diyerek ikna eden adaylar da var. Yanı sıra, her iki listenin komite adayını da sevdiğinden, oylarını bölüştürmek isteyen üyeler de var. Bu olasılıkların tümü, "çizik aday" sayısının beklenenden fazla olabileceğini gösteriyor.
Eğer, böyle olursa, Oda Meclisi, her iki gruptan üyelerin karışımıyla oluşabilir. Bu da, Oda yönetimi ve Oda başkanlığı seçiminde, yeni bir yarışın ortaya çıkmasına zemin oluşturabilir. Bir Oda Meclisi üyesi, Oda Başkanlığı seçiminde, "kilit rol" oynayacak duruma gelebilir.
Bir başka konu ise, bilindiği gibi ilk seçim Oda Başkanlığı seçimi değil, organ seçimi. Her ne kadar iki tarafın Oda Başkanı adayı olsa da, Oda Başkanını, önümüzdeki cumartesi günü seçilecekler belirleyecek.

Soru şu:
Seçileceklerden, liderlerine yani başkan adaylarına sadık kalmayanlar çıkabilir mi?
Daha önceki seçimlerde, bunlar yaşandığı için kimse, "olmaz" diyemiyor.
Bu nedenle de, seçim sonucunda, çoğunluğu az farkla ele geçiren grup liderinin, Oda Başkanı seçilememesi de, bu seçim sisteminin olasılıkları dahilindedir.
Hele hele, grubu çoğunluğu ele geçirdiği halde, kendisi bulunduğu meslek komitesinden çıkamayan grup lideri olursa, Oda başkanlığı seçimi farklı bir kulvara evrilebilir.
Bir diğer soru da, çoğunluğu ele geçiren grubun içinde de gizli gruplaşmalar olur mu?

Yarın, (Oda Meclisi belirlendikten sonra) biri çıkıp, "Ben de başkan adayıyım arkadaş" diyebilir mi?

Ben, bu olasılıklara karşın, yine de, etik kurallar içinde kalınacağını ümit ediyorum.

Adayların iddiaları ve tüm güçleriyle seçime "asılmaları", her iki tarafın da kendine göre bir üye kitlesinin bulunması, her iki tarafın da hatırını kıramayacak ve bu yüzden oylarını bölüştürecek üyelerin olması ile birlikte, çeşitli sebeplerden çizik oyların olabileceği de hesaba katılınca, seçim sonunda birçok olasılığın oluşabileceği akla geliyor.
Adayların arzu ettiği tablo olsa da, bir tarafın, 12'ye (0)seçimi alıp "tulum çıkarması" zor görünüyor.
Bunun dışında, 12 üyelik Oda meclisi; 6'şar üyeden veya 7'ye 5 üyeden veya 8'e 4 üyeden veya 10'a 2 üyeden oluşabilir.
-Başkan adaylarından seçilemeyip, liste dışında kalan olabilir.
-Çoğunluğu ele geçirdiği halde, bulunduğu meslek komitesinden kendisini çıkarmayı başaramayan başkan adayı olabilir.
-Çoğunluğu çok az bir farkla ele geçiren başkan adayı, başkanlık seçimini kaybedebilir.
-Sonuçlar birbirine yakın veya eşit olursa, başkan adayları komitelerinden çıkmış olmayı başarsalar bile, Oda Meclisi üyelerinin çoğunluğunun üzerinde uzlaştığı üçüncü bir isim Oda başkanı olabilir.
-Oda seçim sisteminin olası sonuçlarından biri de, üçüncü bir adayın Oda başkanı seçilecek bir tablonun ortaya çıkması ki, bunun için iki adayın da komitelerinden çıkamaması gerekiyor. Buna da hiç ihtimal vermiyorum.

Yanlış anlama olmasın. Bunlar olur demiyorum. Bunlar Oda'nın seçim sisteminin olası senaryoları.
Bunun dışında, etik olmayan olasılıklar da var ki, buna pek ihtimal vermiyorum. Kendi grubunun başkan adayının sandıkta kalmasını isteyen ve hesabını bunun üzerine yapan komite adayı/adayları çıkmaz diye düşünüyorum.


Bitirmeden son bir analiz daha: Seçimin sonucuna; sevilen, sayılan veya tanınmayan adayların yanı sıra, Oda üyelerinin kendilerine göre "itici bulduğu" adaylar da etki edebilir.

Şu ana kadar, yaşanan bir-iki küçük tatsızlığın dışında, her iki taraf da seviyeli bir seçim çalışması yürüttü. Temennimiz ve arzumuz, bu seviyenin kalan iki günde ve şeçim gününde de korunması.

Neticede, Alaplı; çarşısında insan hareketiliğinin yaşandığı tek caddesi olan küçük bir ilçe.
Çarşıda olduğunu bildiğiniz, arkadaşınızla, yakınınızla karşılaşmamanız mümkün değil. Hiç telefonla aramaya gerek olmadan, bir tur atarak aradığınız kişiye ulaşırsınız.
Bu bir seçim.
İster kazansın, ister kaybetsin yarın herkes birbiriyle karşılaşacak, dost sohbetlerinde aynı masa etrafında bulunmak zorunda kalacak.
Küskünlüklere, kavgaya gürültüye gerek yok. Yarın, hayat tekrar normale dönecek ve herkesin gerek insani, gerekse ticari olarak birbirine ihtiyacı olacak.