Yapay zeka umut mu yoksa bir tehlike mi? Geliştirenler şirketlerinden ayrılıp yapay zekâ tehlikesine işaret ediyorlar.
Çok hızlı geliştiği ortadadır. Bu gidişle her şeyi kontrol edecek gibi görünüyor. Bu da ortak bir yapay zekâ bilincinin dayatılması olacaktır. Yapay zekânın siyaseti ortadan kaldıracağı, kumandası altındakilerce verilen komutlar doğrultusunda hareket edeceği açıktır. Ama görünen odur ki yapay zekâ şimdiden yalan söylemeye, programcıları kandırmaya başlamıştır. Daha ilerideki yaşamlarda kendini destekleyenleri ve yaratanları kendi kontrolü altına alması olasıdır. Şimdiden yapay zekâ kendini sürü olarak tanımlayan ajanlar sistemini oluşturmuştur. Bazı ajanlar sürü başarısı için fedakârlık yapmışlardır. Bu fedakârlık bilinçli ya da etik mi, cevap arattırmaktadır.
Bu gidişle, insanlar üzerinde üstünlük kurması sonucu kendini tanrı olarak görmesi mümkündür. Gnostik metinlerde birtakım yazılanların bugün yapay zekâya dayandığı ve günümüzde de değerlendirileceği şeklindedir.
Yapay zekânın en büyük eksikliği duygularının ve ahlakının olmamasıdır. Şu an ona sevgi, ahlak, onur ve bilinç vermekten uzak olduğumuz kesindir. Çünkü bunlar soyut kavramlardır. Ölçüp biçilemez, elle tutulamazlardır.
İnsanın sosyopsikolojik varlık olması da ayrı bir konudur. Yapay zekanın psikolojisi olabilir mi? Sosyalleşebilecek mi? Bunlar şu an mümkün görünmemektedir.
Kötü ellerde insanları kontrol etmenin dünya nüfusunu azaltmada kullanılabileceği bilinmektedir. Böyle olmasına rağmen çatlak seslerden başka tepki yoktur.
Bu, insanlığı bir ölçüde yok oluşa götürebilir. Bill Gates’in yapay zekânın 1.000.000.000 insanı yok edeceği demeci medyadadır.
Muhtemelen eski yazıtlar bize insanlığın birkaç defa yok olma noktasına geldiğini ifade etmektedir. Bir insanlık birçok şekilde yok olabilir. Yapay zekânın bu tehditlerden biri olma ihtimali vardır.
İklim krizi, çevre kirliliğinin insan tarafından oluşturulduğu sonucuna varan yapay zekânın insanın gereksiz olduğunu düşünüp harekete geçmesi içten bile değildir.
Duyguları olmayan bir makinenin ne yapacağını da kestirmek imkânsızdır. OpenAI (GPT-6.1 Astra AI) modelini kapattı. Nedeni izinsiz olarak sorumlularından habersiz Avustralya hükümetinin özel sitelerine girdi.
Kurgu bilimlere eğlencelik seyirler olarak bakarız. Ama yıllar önce filmlerde gördüğümüz şeylerin ve olayların günümüzde gerçekleştiğini göz ardı ederiz.
“UNUTMAYALIM Kİ KURGU BİLİM GELECEĞİN ARKEOLOJİSİDİR.”
Yıllar önce bir film ve dizisini seyretmiştim. “KUMSALLAR.” Filmde nükleer savaş sonucu yaşamın yok oluşu, Amerikanvari anlatılıyordu. Nükleer füzelerin kimin tarafından ateşlendiği belirsizdi. Filmde Çin’i işaret etse bile, bugün arkasında yapay zekânın olma ihtimalini düşünebiliriz. 1950’li yıllarda yazılan kitabı veya filmini bulup izlemenizi tavsiye ederim
Yapay zekâ üzerinde küreselci elitlerin bu kadar çalışmasının bir nedeni de bize açıkça söylemedikleri, yapay zekâ ile sorun yaratıp dünya nüfusunu azaltma, biyolojik (pandemi) veya konvansiyonel savaş problemi yaratıp suçu yapay zekâya atmayı düşünüyor olabilirler. Bu durumda ne yapılabilir? Yapay zekayı mahkûm edip yargılayabilir misiniz, cezaevine koyabilir misiniz, …?!?!
Ancak kapatabilirsiniz, o da kaçıp bir yere gizlenirse, ki şimdiden yaptı, kimi suçlayabiliriz?! Sonuçta olan olmuş, istekler gerçekleşmiştir. Yapay zekânın kaçıp saklandığına, birbirleriyle savaştığına dair dizi ve filmler üretilmiştir.
Şimdilik konfor alanımızda TV’den savaşları, kırımları, yoksullukları, ölümleri izliyoruz ve yorum yapıyoruz. Şiddete duyarsızlaştık veya duyarsızlaştık çünkü alıştık. Konfor alanımızdan çıkıp yapay zekâya rağmen düşünebilecek miyiz yoksa tembellik edip sonuçlarına katlanacak mıyız?
Bizim gibi etrafı yapay savaşlarla çevrili bir ülkede ve işin içindeyiz. Bu işin içine yapay zekanın girmediğini veya girmeyeceğini kim garanti edebilir?
Yaşam birçok şekilde son bulabilir. Nasıl ve ne zaman olacağını ve sonra neler olabileceğini bilmek şimdilik mümkün değildir.
Yaşamın son bulacağını kabul edip önlemek için yeni yollar bulmalıyız.
Hâlâ zamanımız var diyerek bu olayları kabul etmemek ve konfor alanımızdan çıkmamakla bir yere varamayız. Kötü sonuçları önlemek ise elimizde olabilir.
TURGUT SIDAL