Küresel ısınmanın önümüzdeki yıllara olumsuz yönde damga vuracağını ifade etmek, akıllılık falan değil. Gerçeğin ta kendisi. Doğanın yapısına her gün saldıran insanoğlu ektiğini biçerek, bunun elbette bedelini ödeyecek. Görünen köy bu!.. Bu gerçeğe rağmen insanların çok boyutlu önlem aldıklarını da görüyoruz. Bilim adamları harıl harıl küresel ısınmanın dünyanın yapısındaki değişimi tahmin ederek, geleceğe yönelik bir dizi projeler üretiyorlar. Ameri-kan küresel ısınmadan en çok nasibini alacak ülkelerin başında geliyor. Duyumlara göre de; Amerika kıtasının sular altında kalacağını iddia edenler, BOP politikasının temelinde enerjiden daha çok, Amerika?nın yeni yerleşim alanlarını işgal etmenin yattığını öne sürüyorlar. Doğru mudur bilmem. Ama bu düşünce öyle laf olsun diye söylenmemiş kadar önemli. Anlaşılan o ki; Türkiye?nin toprak bütünlüğünün üzerinde ciddi ciddi karabulutlar dolaştığını iddia edenler boşuna konuşmuyorlar. Topluma ?uyanın!? diyenlerin sesi umarım ki karanlıkta kaybolmaz. Peki, küresel ısınmanın bölgemizdeki etkileri ne olacak? Küresel ısınma, sahillerimizi ne kadar etkileyip su altında bırakacak? Bilen veya bu konuda yapılan herhangi bir araştırmadan haberi olan var mı? Büyük olasılıkla, bu sorunun yanıtını bilen yoktur. Okumayan ve araştırmayan bir toplum olalı, ekranlarda bacak aralarında dolanıp duruyoruz işte. Kim kimi şey yapmış?!! Küresel ısınma dünya gibi bölgemizi de içme ve kullanma suyu konusunda çok etkileyecek. Kdz. Ereğli?nin Erdemir?den taşıma su ile sağlanan içme suyu gereksinimi, Kızılcapınar Barajı?ndan 15 seneden bu yana bir türlü döşenemeyen isale hattı nedeniyle devam edecek. Ereğli?nin ipi Erdemir?in elinde. Ki, mevcut olan su Erdemir?e yeterli gelmediğinde şirkette rahatlıkla ?benim işim öncelikle üretim? ifadesiyle kente su veremeyeceğini rahatlıkla söyleyebilir. Ne olacak o zaman? Ereğli su gereksinimini nereden ve nasıl karşılayacak? Kaç yıldan bu yana Gülüç Belediyesi derhal kapatılarak Kdz. Ereğli Belediyesi?ne katılsın diye yaza yaza bağırırken, işte birçok nedenle biz bu doğru adımın atılmasını istiyoruz. Kdz. Ereğli derhal 100 bin nüfusa ulaştırılmalıdır. Bu nüfus rakamını aşmalıdır ki, DSİ başta olmak üzere bir çok kurum Kdz. Ereğli?ye bedelsiz hizmet verebilsin. Su ve kanalizasyon şebekeleri yenilensin. Kızılcapınar?dan isale hattı döşensin. Yeterli gelmiyor ise yeni su kaynakları daha bugünden araştırılıp bulunsun. Burnumuzun dibindeki Melen Çayını İstanbul?a götürenler elimizdeki nimeti alırken kimse de suskun kalmasın. Kdz. Ereğli?nin 50-100 yıl sonrasını göremeyenler ve günü kurtarma politikaları ile ?koltukçuğum benim? diye bencil dünyalarını tatmin edenlerin, elbette ki küresel ısınma denen bir tehlikenin varlığını bilmelerini bekleyemeyiz. Sevgi, Barış, Dostluk kentinde kaybolan ve kaybolmaya devam edilen yıllar mirasyedi gibi harcanırken, bu çağdaş kentin güzel insanların geleceğini ipotek altına alanların tarih önünde verecekleri hesabın da anlamı yok. Yarını bugünden görmeliyiz. Bugünden de, özellikle Erdemir başta olmak üzere, denizden kullanma suyunu karşılamakla ilgili dünyadaki tüm gelişmeleri izleme ve olabilirliği konusunda araştırmaları yakından bilmeliyiz. Uyanık olmaktan başka seçeneğimiz yok. Bir de, bizi yönetme konusunda gönüllü meydana çıkan siyasetçileri tazı gibi koşturarak ?görevinizi yapın, sizi o?na, buna ve şuna ihale takipçiliği için göndermedik Ankara?ya? diye diye kulaklarını şişirmeliyiz. Yarını bugünden görelim ve görmemekte ısrar eden körleri de demokratik tepkilerimizle aydıralım. Yarın daha geç olmadan?