Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk Çelik, 2000 yılından önce emekli olanların sayısının 2.5 milyon olduğunu belirterek, bu emeklilerin aylıklarını yükseltmek için çalışma içinde olduklarını söylemiş.

Hep böyle söylerler.

Bildiğim tüm bakanlar hep alt kademedeki emekli aylıklarının düşüklüğüne vurgu yaparak tribünlere oynamaya devam ederler.

Bu bakan da aynı.

Tribün şov.

Bu memlekette en kolay iş bu zaten.

Yap şovu kap parsayı.

Altta ezilenin canı çıksın.

Ezilenleri ayrıca anlatmaya gerek yok.

2.5 milyon emeklinin 782 lira aldığını ve bu rakamın çok düşük olduğunu bu devletin bakanı söylüyor.

Söyleyen bakan da, bu çifte standart durumu ortadan kaldıracak olan da aynı bakanın içinde bulunduğu hükümet.

Bakan söyler hükümet yapmaz ise değişen bir şey olmaz.

Pardon olmaz değil, ol-ma-ya-cak.

Emeklilerin ağzına bir parmak bal çalıp gazını alarak durmadan devam edecekler.

Ezilen ezilecek.

Ezen de ezecek.

Yanisi manisi, devran ayrı dönecek.

Emekliler de sevindiği ile kalıverecek.

 

**

 

Gazeteci Nedim Şener tutuklu.

Suçu örgüt üyesi olmak.

Vay!

Bu gazeteciler neymiş öyle.

Gazetecinin elindeki kalemi füze sanıyorlar herhalde ki, örgüt üyesi olmakla falan suçluyorlar.

Suçlamalar arasında deyus bile var.

Hem bu deyus, Zeus’lu.

Nasıl mı?

Basına sızdırılan ifadeler ve tabeler arasından çıkıyor Zeus’un nasıl deyus olduğu.

 

İşte konuyla ilgili bir haber Muhalif Gazete’den.

 

Uğur Dündar’a Zeus diye hitap ediyor Nedim Şener.

Şener’in de bu muhabbetteki Dündar’ın tanımıyla adı Apollon.

 

‘Delil’ dosyasında Bu konudaki ilginç bir diyalog iddianameye ek 22 numaralı klasörün içinde bulunan 16 Temmuz 2009 tarihli konuşma tutanağında yer alıyor. Delil dosyasındaki bilgilere göre, saat 17.28’de yapılan ve toplam 57 saniye süren konuşma “İletişim tespit tutanağı”na göre şöyle geçiyor:

UĞUR DÜNDAR: Efendim Nedim.
NEDİM ŞENER: En içten dileklerimle sizi selamlıyorum yüce Deyus.
UD: ... (gülüyor)
NŞ: Ama yani bunu kalbimle inanarak ve tasdik ederek yani şey yaparak söylüyorum yüce Deyus.
UD: Sağol sağol.
NŞ: Bundan sonra siz bana diyorsunuz ya albay Nedim diye ben de size sayın Deyus
UD: Sağol Apollon sağol Apollon.
NŞ: Eyvallah abicim, maçta mısınız.
UD: Çocuklarlan basketbol idmanındayız.
NŞ: Öyle mi tamam hadi bakalım.
UD: Hadi.
NŞ: Peki hürmetler.
UD: Sağol sağol.
NŞ: Çok güzel olmuş.

 

Peki Yunan Tanrıçası Zeus bizim dinleme sistemimizde nasıl deyus olmuş dersiniz?

Haber de bu durum da şöyle açıklanıyor:

 

Şener’in Dündar’a telefonda Yunan mitolojisindeki en kudretli tanrı olan Zeus’u kastederek “Yüce Zeus” diye hitap etmesine karşılık, bu ifade, dinlemeyi yapan polis memuru tarafından “Yüce Deyus” diye anlaşılınca yazıya da bu şekilde dökülüyor.

 

Ne bilsin mesai saatlerinde insanların telefon konuşmalarını kağıda dökmeye çalışan polis memuru Zeus’u.

Kimbilir ne hatalar yapmıştır başka başka Zeus’u deyus olarak yazmak gibi.

Düşünmek bile ürkütücü.

Ya tanığı sanık yazdı ise.

Ya bir kelimedeki bir harf ile insanların yaşamlarını damgalayacak ise.

Eyvah!

Dinlemedekilerin vay haline!

Evet evet öyle..

Burası Türkiye!..