Ereğli Önder’in okurlarından bir vatandaş yol üstünde “Merhaba” dedi ve sözlerini şehir içi ulaşım fiyatlarına getirdi.

“Türkiye’nin hiçbir yerinde böyle bir fiyat yok. Halk otobüsleri 45 liraya çıkarıldı. Temmuz ayında uygulamaya geçiliyor. 45 lira arkadaş 45 lira. Araştırır mısınız, böyle bir rakam nerede var? Yazık günah! Dar gelirli nasıl ulaşım ücretini ödeyecek ve nasıl geçinecek” dedi, içinde yanan öfkenin ateşini dışa vurmadan.

Çok dertli.

Anlattı da anlattı.

4 kişilik bir ailenin tek araç ile bile olsa, bu ücretleri ödeyemeyeceğine dikkat çekerken, karşımda defalarca yutkundu.

Ne dersiniz? Yetkin ve etkin değilsiniz ki? Belki söylenecek çok şey var ama en farklı bir pencereden yanıt verdim.

“Beleşçiler yüzünden” dedim.

Sürdürdüm sözlerimi:

“Halk otobüslerini ücret ödeyerek kullananların tümü de dar gelirli. Daha ayın başında pusulayı şaşırıp da ay sonunu göremeyenlerin ödedikleri tüm bu fahiş fiyatların sebebi otobüslere ücret ödemeden inip binenlerdir. Ki bu sorun Ereğli’ye özgü de değil. Sorun genelin sorunu. Her yerde aynı problem var. Ülkemiz genelinde tüm dar gelirliler, beleşçilerin parasını ödüyor. Fiyatlarını bu yüzden iki katı olduğuna inanıyorum.”

Söylediklerimi can kulağı ile dinleyip derin derin düşünürken sözlerine hak verdiğini gözlerinden okudum.

Öyle ya, beleşçilik de ne demek.

Belediyede çalışan bile maaş alıyor mu?

Diğer kamu görevlileri ücretsiz mi çalışıyor?

Ya emekliler?

Alışkanlık olmuş basın dahil bedava binmeye çalışırken halk otobüslerine, bu ticaretin tek kaynağı asgari ücretli ve dar gelirliler.

ÇÖZÜM VAR

Devleti yönetenler, engellisinden emeklisine kadar aylık ulaşım parası ödesin herkese.

Ve ayrımsız her vatandaş ücretini ödeyerek ulaşımdan yararlansın.

Böylelikle, halk otobüsleri de beleşçileri de bahane edemeden ücretlerini yarı yarıya indirsin.

Bu durum haksızlığın daniskasını kapatır.

Dar gelirliler beleşçileri sırtında taşımaktan kurtuldukları gibi beleşçiler de kendi bütçelerinin hesabını bilirler.

Şehirde oturan emekli beleş halk otobüslerinden faydalanırken, köyde oturan emekli beleşçilikten yararlanamıyor. Bu da haksızlık değil mi?

Yönetenler, öncelikle engelliler ve emeklilere ulaşım parası ödesin ve hangi kurumda çalışır ise çalışsın beleş yolculuğa son versin.

Hani bir söz var “yiyelim, içelim ama hesabımızı bilelim” diye.

Sosyal adalet budur.

Sosyal adalet, asgari ücretli ve dar gelirlinin sırtına binmek ile sağlanmaz.

Bu ülkede her sorunun bir çözümü var.

Yeter ki, çözümsüzlük alışkanlığından kurtulup da, ortak akılda buluşma kültürünü yaygınlaştırıp uygulayabilelim.