ERDEMİR BASINI ADAM SIRASINA KOYMADI
Eyüp BEKTAŞ
Atasözlerinin dili geçmişi de geleceğin gerçeklerini de kimi zaman öyle bir vurguluyor ki, her şey cuk diye oturuyor.
Bu atasözlerden birin de ?gelen gideni aratır? sözünü çok kullanırız.
İstisnaları bir kenara bırakırsak, genel anlamda bu sözün yaşamın gerçekliğine kalıcı bir şekilde gerçekleştiğini görürüz.
Gelen niye gideni aratır?
Ve neden çağın gelişimlerine karşı direnir ve gelişmeyi yakalayamaz?
Kimi zaman bu köşeden ne valiler, kaymakamlar, emniyet müdürleri, genel müdürler gördüğümüzü ama içlerinde iz bırakan ve yaşadıkları yöreye hizmetleriyle gönül dostlukları yaratanların sayısının azlığına dikkat çekmek zorunda kalıyoruz.
Erdemir?de bunlardan biri.
Erdemir-Basın ilişkilerinde bunun bedelini çok ağır yaşamış biri olarak elbette söyleyeceklerim çoktur. Mahkemelere verilmek, saldırıya uğramak, gözaltına aldırtılmak, Avrasya Gemisi?nin gelişinde Devlet Güvenlik Mahkemesi görevlilerinin bulunduğu alana girebilirken Erdemir?in kafeteryasına girişi engellenmek, dönemin Erdemir yönetiminin kurmak istediği baskıya direnirken tek başına kalarak sırtımızdan yağ çekenlerin Erdemir?e işe girmelerine fırsat tanımak dahil o kadar çok yaşanmışlıklar var ki.
Bunlar zaman içinde kaldı.
O zaman sürecinden sonra da köprülerin altında gelen geçen suların metre küpünü biz bile hesap edemez olduk.
Dünya dönüyor.
O süreçte; bir de baktık ki, Erdemir?i babalar gibi satıverdiler ve stratejik önemi olan bu dev kurum el değiştirdi.
Özelleştirmeye karşı olanların tek tesellisi ulusal sermayenin Erdemir?i satın alması oldu.
Erdemir?in bir önceki yönetiminin döneminde de Erdemir-basın ilişkilerinde kimi zaman sorun yaşandı. Yanlı ve yanlış yönetim uygulamaları eleştiri konusu olurken, yönetimin tek sıkıntısının ?bu kadroyu biz isteyerek oluşturmadık. Bize bu kadro ile çalışın dediler? sözleriyle karşı yakınmaları da yanıt olarak aldık.
Ve bugünlere geldik.
Dünden bugüne ne değişti diye ilişkilere baktığımızda, gelenin gideni arattığını üzülerek de olsa söylemek zorunda kalıyor insan. Erdemir Genel Müdürü Sayın Oğuz Özgen?i aşıyor mu, aşmıyor mu veya kendi tercihi midir bilemem, ilişkiler yine kısa alanda dar paslaşmalar ile devam ediyor. Bu da doğaldır ve olabilir. Oğuz Özgen?in geçmişindeki ilişkileri sorgulayanların sözlerini de kabul edenlerden biri de değilim.
Yaşamda bugün var ve var ise de yarın.
Yarın kim kiminledir, kim nerededir kimse bilemez.
Dünya dönüyor.
Erdemir basın ilişkilerinde büyük bir erozyon yaşanıyor. Geçmiş yılların ?konuşabilme kültürü?nün de yok olduğunu görerek, Erdemir?den bir beklentisi olmayan bir yayın kurumda yöneticilik yapan biri olarak, yaşadığımız kente olan borçlarımızı ödeyebilme anlamında işbirliğini savunurum.
İşbirliğinden kimseye zarar gelmez ki.
Oğuz Özgen?in de sosyal yapısını ve dünyaya bakışını bu açıdan hep olumlu olarak anımsarım. Tabi ki, bu arada ne değişmiştir veya Özgen?in Ereğli?ye bakış açısı ve basın ile ilişkilerinde nasıl bir değişim yaşanmıştır bilemem.
Tek gerçek gelişmenin yaşanmadığıdır.
Belki de bu gelişmenin yaşanmaması için haklı gerekçelerde vardır.
Bilemem.
Gördüğüm Erdemir-Basın ilişkileri kopuktur (kimse ilan parası veriyoruz daha ne yapalım demesin) ve her geçen gün daha da mesafe açılmaktadır.
Belki Erdemir ile ilişkileri iyi olan olabilir.
Normaldir.
Benim düşüncem genel bir değerlendirmedir ve hemen bağlantılı olarak bazı örnekler vereyim.
Erdemir daha önce İstanbul?da yaptığı toplantılara Ereğli?den gazetecileri (ben hiç gitmedim) götürürdü. Bu olay bitti, bitirildi. Genel Müdür Sayın Oğuz Özgen her ay bir basın toplantısı yapacaklarını açıklamıştı, bu uygulamaya da aylar oldu son verileli. En son olarak Kdz. Ereğli?de İstanbul basınını getirerek bir basın toplantısı düzenlediler ve Ereğli?deki yerel basını davet etmediler.
Davet edip etmemeleri çok önemli değil.
Önemli olan uygulama ve bakış açısı.
Hiç kimse kusura bakmasın ama bu davranış açıkça yerel basını adam sırasına koymamaktır.
Erdemir yöre basınını hiçe saymıştır.
Çok yanlıştır.
Sözün uzunu da kısası da budur.
HAYALLERİM
Sözü bu noktada ve bu konuda tadında keserek, bir hayalimi dile getirmek istiyorum.
?GEMİ VE UÇAK FİLOSU KURACAĞIZ? başlıklı açıklamasında Oyak Genel Müdürü Coşkun Ulusoy İstanbul basınını Ereğli?ye getirdiğinde şöyle diyor: ?Lojistik Türkiye?de ve dünyada yükselen yıldız olacak. Biz trenle sadece Renault?u değil, Ford ve Fiat?ı da taşıyoruz. Yaptığımız çalışmalara göre önümüzdeki yıl buraya sizi kendi gemimizle getirebiliriz. Kendi uçaklarımızla uçabiliriz. İki şirketin kuruluş çalışmalarını yapıyoruz. Gerek uçak gerekse gemi konusunda bir veya iki tane değil filo düzeyinde yatırım planlıyoruz.?
Sayın Ulusoy?un bu sözlerini okuduğumda içim bir tuhaf oldu.
Öyle ya; yıllardır 1992 yılında Erdemir?de meydana gelen kazadan sonra Erdemir havaalanının kapatıldığını ve o tarihten sonra denize doğru enaz 200 metre uzayan Erdemir?in daha geniş bir havaalanına sahip olabileceğini kaç kez dile getirmiştim. En sonra Erdemir?in eski Genel Müdürlerinden Kerim Dervişoğlu?nun hazırlattığı proje ile ilgili şahsıma bilgi verdiğini de yazmıştım.
Ya Ereğli-İstanbul arasında deniz seferlerinin yapılması düşüncesi?
Bu konuda gazetemiz arşivlerindeki haber ve yorumlarla kitap olur inanın.
Günümüze gelindiğinde, uçak ve gemi konusunda şirket kurarak filo düzeyinde taşımacılık yapmayı düşündüklerini dile getiren Ulusoy?un açıklamalarından ayrı ve özel bir mutluluk duydum.
Umarım Kdz. Ereğli`de bu hizmet paketinde bulunmaktadır.
Ölü rahmet görsün de!
Yorumlar