Gazino kültürünü ve sektörünü yok eden televizyonlar, reyting kavgası içinde sanatçı avına her sezonda özel bir önem veriyorlar. Televizyonlardan önce sadece radyo aracılığı ile sesini duyurup, Anadolu?yu il il, ilçe ilçe dolaşıp konser vererek şöhret olan sanatçıların o büyük mücadelesi ile, şimdiki iki şarkıyla şöhreti yakalayanlar arasında ne kadar büyük fark var. Şimdiki sanatçıların çoğu etini silikonlayıp göstererek, baldır bacak ve göğüs muhabbetinden taşan renkli ve ateşli özel yaşamlarıyla şöhret olmanın ranta dönüştürebileyi ülkenin dört bir yanında düzenlenen festivallerde sahne alarak başarabiliyorlar. Ülke teknolojik gelişmeler ile birlikte hızla kabul değiştirirken, çılgınca bir eğlence ve tüketim ekonomisinin tuzağına düşenler, yaşadıkları yörede de aynı kültüre hizmet ediyorlar. Yani festivaller, yöre kültürü tanıtmaktan çok öteye panayır çizgisinde ve tüketip harcayarak var olanı eritme çizgisinde kalıyorlar. Festivaller üretmiyor, tüketiyor. Ve festivallerden kârlı çıkanların başında da televizyon ile şöhret olmuş sanatçılar geliyor. Kdz. Ereğli?de bu sürece 15 yıl önce girdi ve o girdaptan da ?o yaptı ben de yapmalıyım? hatası ile bulunmayı sürdürüyor. Festival var ise para harcayacaksın. İlçedeki işadamları ?kendi yaşadığım yörede haraç vermekten bıktım? diye konuşuyorlar ve bu fısıltılı sesi popülizm tuzağına düşenler duyamıyor veya duymamayı sürdürüyorsa o kentte yozlaşma bataklığı sürekli harcar ve tüketir. Bir kentin insanı sürekli vermek zorunda değildir, böyle bir zorlamaya da asla itilmemelidir. Bir kentte insanlar üretkenliğe alıştırılmalı ve yönlendirilmelidir. Kdz. Ereğli?de ne yazık ki şov denen alışkanlık zehiri görevdedir ve bu nedenle de festivaller bilmem neyin yarışına dönmüştür. Sevgiyle, barışla ve dostlukla marka olan Karadeniz Ereğli artık yol ve yöntemini değiştirmelidir. Geride kalan 15 yıl içinde dünya çok değişmiştir. Teknoloji ve bilgi çağında, tüketim ekonomisi yerine üretim ekonomisi ile kentlerin gelişmesi sağlanabilir. Ve sosyal yaşam kültürü de festivaller curcunasının çok dışına çıkmış ve halk konserlerinin de albenisi çok azalmıştır. Festivaller adına yakışmalı. Festivaller tüketmenin çok ötesinde, üretmeli ve tanıtmalı. Kdz. Ereğli festivaller aracılığı ile elde ettiği tanıtımın misyonunu tamamlamış, bundan sonraki tanıtımını da dünyanın uyguladığı bilgi ve teknoloji ile yapmalıdır. Bu kentte şov denen ucuzluk terk edilmelidir. Bu kenttin üretim dışında televizyon karşısında çöpçatanlık programları ve pembe dizilerine tutsak bırakılan kadınları el işlerine, sokakta bir işe yaramadan baba parası yiyen gençliği de meslek sahibi yapılarak üretimin içinde öncelikle ara eleman olmaya yönlendirilmelidir. 2 binin üzerinde mühendis ordusuna sahip bir kentte, bu yörenin gelişmesi ve tanıtılması adına projeler yarıştırılmalı ve festivallere harcanıp da havaya savrulan kaynaklar bu tür düşünceleri teşvikle ödüllendirilmelidir. Herkül heykelini kaldırarak bu kentin tarihsel kültürünü yok saymak gibi saçmalıklar bırakılmalı, yöre tarihinin bilinmeyen ve keşfedilmeyen diğer tüm zenginlikleri de araştırma konuları yapılarak günışığına çıkarılarak, tüm sosyal ve kültürel birikimleri dünyaya tanıtmada en son teknolojik olanaklar kullanılmalıdır. Yani? Kdz. Ereğli?de bu festivallere son verilmeli ve yöresel sanat ve kültür mahallelilerin ayağına gidilip üretime dayalı etkinlikler başlatılıp desteklenerek yeni bir çığır açılmalıdır. Kdz. Ereğli?de şov dönemine son verilmelidir. Bu sözü söylemekten kimse de korkmamalı ve kaçınmamalıdır. Bu kentin insanları ile sermayesi tüketmeye ve televizyon yıldızlarını beslemeye mahkum edilmemelidir. İşadamlarımızı AR-GE çalışmasına yönlendir konusunda lokomotif olması gerekenlerin, tribünler yerine özümüzdeki eksikliklere ve sakatlıkları görebilmesi ve çözüm üretme noktasında bilgi ve teknolojiye kucak açmasında Karadeniz Ereğli farkını fark ettirmelidir. Festivallerin ömrü dolmuştur. Festival sarhoşluğundan da kurtulmanın zamanı çoktan gelip geçmektedir. Gün, doğruları söyleyebilme ve bu sözlerin de arkasında durabilme günüdür?