Evet ölçmek gerek seçim havasını da nasıl?
Bunun yolu kentsel ve kırsalda halk ile görüşerek bilgi sahibi olup hava ile civa arasındaki farkı tespit etmekten geçiyor.
Petrol istasyonunda bir pompacı soruyor:

-Abi seçimi kim  kazanır?
“Bilmem!” dememle başlıyor.
-Sen bilmez misin? Havayı senin kadar iyi koklayan mı var?
Ara gazına yüklendikçe yükleniyor bizim pompacı.
“Yok o eskiden idi, şimdi seyirciyim, sadece izliyorum” diyorum ama olmuyor.
-Abi sen eski topraksın. Yıllarını bu işe verdin. Ne görüyorsun seçimlerle ilgili haydi söyle.
O inat ben inat.
Sadece listeleri beğenmediğimi ifade ederek yürümek istiyorum ama bırakmıyor.
-Abi ben söyleyeyim mi?
-Söyle bakalım.
-Abi AKP 4’e gidiyor.
Hayda!
Saçma geliyor bana bu iddia.
“O kadar da değil!” sözümle tersliyorum farkında olmadan.
İnat işte devam ediyor iddialarına:
-Ben her gün yüzlerce araca petrol veriyorum. Soruyorum gelen her müşteriye seçimler ne olacak diye. Herkes AKP’nin liste başındaki adaya rağmen, kötünün iyisi diye bu partiye oy vereceğini söylüyor.
Böyle inatçı pompacı görmedim.
Dediğim dedik diyor.
Mecburen güldüm ve yürüyüp gittim.

**

Halk ne düşünüyor seçimlerle ilgili?
Geçtiğimiz hafta sonu Subaşı pazarına gitmiştim.
Subaşı meydanı boştu.
İlgisizlik o kadar ileri boyuttaydı ki, işyerlerinin önünde bacak bacak üstüne atanlar mitingde konuşanları dinlemeye bile gitmemişti.
Şaşırmıştım Subaşı’nda.

Bu kez yönümü değiştirdim.
Hafta sonu hemen vurdum kendimi
Kaptaş’ın bayırına.
Bayır da bayır hani.
Gerçi cayır cayır yanan yerini görmedim ben o bayırın.
Alacağımız siyasetçi de yok ki.
Dalga geçiyoruz işte.
Hem de ne dalga.

Vardım gittim ki Kaptaş’a bizimkileri gördüm.
Bizimkiler dediğin DSP’liler.
Nedim Ünal ve Necati Çeçen  ikinci sıra milletvekili adayı Kenan Yıldırım ile birlikte işyerlerini dolaşıyor.

Selamlaşıp başarılar diledim ve tek başına dolaşmaya başladım Kaptaş’ın tozlu yollarında.
Sessizce dinliyorum ki seçimle ilgili bir şeyler konuşsunlar.
Yok!
Sanki seçim yok.
Bir tek kişi seçimle ilgili bir şey konuşmuyordu vatandaş.
Vay anasını!

AKP’nin seçim otobüsleri vardı öteye beriye gidip gelip müzik dinleterek dikkat çekmeye çalışan Kaptaş’ta.
CHP’nin seçim bürosunda da pek kimse yoktu. Binada ise tek adayın dışında foto  bulunmaması  çok dikkatimi çekti.
Kaptaş’ta  yürüdüm bir baştan bir başa ama seçim havası değil, biraz geçim havasının izlerini gördüm sadece.
Ah nerede o eski seçimler nerede.

**

Kaptaş’a gittiniz mi ya et yersiniz ya da et satın alırsınız.
Kemikli et 18, tas kebap eti ise 23 lira.
Yarım kilo et alıp vurdum kendimi Alaplı yollarına.
Bu kez karga düştü aklıma.
Kaptaş’ın altı bayır bunu biliyoruz.
Ama Kaptaş’ta ateş yok.
Cız-bız bile kalmamış eskisi gibi.
Alaplı yollarında gökyüzüne baktım ki, bir karga göreyim.
O da ne?
Alaplı’da da karga kalmamış.
Gelen de yok giden de yok.
Anlaşılan bu seçimlerde umulan dağlara ise hiç kar yağmayacak.
Bakalım ne yağacak?
Şunun şurasında seçim sandığına ne kaldı ki?

**

Aracın müzik setine bir kaset koydum.
Kaset derken!
Kaset işte.
Moda kasetlerden değil bizim müzik kasetlerinden.
Neşet Ertaş’ı dinlerim en çok ben.
O da “göğnüm” dedikçe erir dururum.
“Gaşların gara gara da amanın Leyla Leyla” diye başladı türküye büyük usta.