GERİDE KALAN
Eyüp BEKTAŞ
Çilek heykeli önünde 5-6 kişilik ?Amerika?dan korkmuyoruz? başlıklı bildiriye imza toplayan gençlere yapılan saldırı ile başladı her şey. O saldırı yaşanmamış olsa, bugün toplumun huzurunu bozan olayları konuşmayıp yazmayacaktık. Devletin tüm birimleri başta olmak üzere, toplumun her kesimini derinden yaralayan bu saldırı bir gün sonra devam edince, yangın büyüdü büyüdü ve nihayetinde tüm güvenlik kuvvetlerini alarma geçiren süreç yaşandı.
Gazetemizin manşet haberleri ve yorumlarımızda hep sağduyu çağrısı yaptım. Sağduyunun kazanması olası tuzakların hiçbir işe yaramayan alet olarak, hazırlayanların elinde kalacağına dikkat çekmeye çalıştık.
Münferit bir olayın toplumda sağ-sol çatışmasını körüklemek isteyenlerin amacına hizmet edeceğine dikkat çekildi sürekli. Ki, Vali Yavuz Erkmen?in o ısrarla gündemde tutmaya çalıştığımız sağduyunun en önemli unsuru olan ?katılımcılık? ilkesiyle, Zonguldak ve Ereğli?deki siyasi parti ve sivil toplum örgütlerini biraraya getirerek durum değerlendirmesi yapmasını özellikle de alkışlıyorum. Böyle bir toplantı benim bildiğim kadarıyla ilk kez yapılıyor ve toplumun sesi olan siyasi partiler ve sivil toplum örgütleriyle görüş alış verişinde bulunarak halkın nabzı tutuldu. Doğrusu buydu, hem sempati kazanıldı hem de alınan kararlarda ortaklık sağlandı.
Erkmen?in demokratik bir zemin yaratarak gerçekleştirdiği toplantı; bölge insanının görüşü olarak kamuoyuna yansırken, ortaya bir ?yasak? kararı çıktı. Bu karar doğrudur yanlıştır ama bir karardır ve bu kararın altında TKP?nin dışındaki tüm görüşten kesimlerin onayı vardır. TKP?nin bu karara saygı göstermemesi ve olası provokatif gelişmeler karşısında duyarlı davranmayarak ısrarcı olması, ?yasakçı anlayışı? eleştiren bir çok çevrede de hoş karşılanmadı. Öyle ya; yasağa hayır da, toplumun her kesimini temsil edenlerin görüşlerine saygı gösterilmemesi, ABD emperyalizmine hayır konusunda birleşen her kesimin böyle bir etkinliğe duyduğu sempatininin antipatiye dönüşeceğini bile bile bu ısrar niye?
Soru işaretleri doğuran anlamsız bir inat..!
31 Mart tarihinde başlayan ve bugüne kadar gelişen tüm süreçleri adım adım izliyoruz. Özellikle bu saldırının neden yapıldığına dönük varsayım üretenlerin düşüncelerini çok sesli dinleyerek ?neden?? sorusuna yanıt arıyoruz.
Evet olay münferit.
Bana göre de; olayın ne MHP ne de Ülkü Ocakları ile ilgisi yok. Saldırıyı yapanların bu görüşten veya bu görüşe yakın kişiler olması, olayın bir camiaya mal edilmesini olanaklı sağlamaz. Çünkü, bu olayların tam ortasında sağduyu sahibi bir çok MHP?linin (geçmişi bilen ve yaşayan) kendilerini de hedef yaparak engelleme çabalarını çok yakından biliyorum. ABD emperyalizmine hayır demeyenin vatan haini olduklarını bizzat kendilerinin ağızlarından duyduğum ve o bildiriye imza atan bu kişiler de, tuzak içinde tuzakların birbiri içine geçtiğini ve duyarlı olunması yolunda konuşarak provokasyonlara düşülmemesine uğraş gösteriyorlar.
Ve ilginçtir, o dostlarımız da bu saldırının arkasındaki sebepler konusunda tam bir fikir yürütemeyerek ?Yoksa birileri Ereğli?de güç gösterisi mi yapıyor?? sorusuna yanıt arıyorlar.
?Neden?? sorusu ortada.
Ve halen daha yanıtsız...
Yurtsever Cephesi?nden gençler geldi gazete merkezine. Sanıyorum beş dakika ile sınırladıkları ziyaretleri sorularımız karşısında yarım saati geçti.
Şunu sordum:
?Siz Eğitim-Sen binasına giderken de saldırıya uğradınız. Ve toplumu germek için ?Kahrolsun PKK? gibi sloganlar atıldı. Siz PKK?nın ABD?nin işbirlikçisi bir örgüt olduğunu söylüyorsunuz. Böyle düşündüğünüz için elbette sevindik. Tamam da, aşağıda o slogan atılırken, siz de binadan ?ABD işbirlikçisi PKK? diye slogan atsaydınız. Bu sloganı niye atmadınız? Bu sloganı atsaydınız, size saldıranların elindeki en büyük kozu alırdınız ve olayın gelişmeleri bir anda değişirdi? dedim.
Biraz daha ileriye giderek, ?PKK?ya bakış açınızı bildirilerinize niye koymuyorsunuz? ABD?ye hayır diyorsunuz, PKK?nın ABD işbirlikçisi olduğunu söylüyorsunuz, ama toplumun bu hassas konumunu kullanabilecek olanların elinde kullandıkları bir aracı izale etmiyorsunuz? sorularıma yanıt aradım.
Kısmen bulduğumu söyleyebilirim.
Ama net de değil...
Sonuçta sekiz gün süren bir gergin dönem yaşandı. Bu olay ve sonrasındaki gelişmelerden herkesin kendisine iyi dersler çıkarması ve olayları daha serinkanlılıkla değerlendirmesi gerekiyor.
Önce barış ve huzur.
Bu iki olguya yapılan her türlü saldırı, kimden gelirse gelsin kınanmalı ve bu tuzağın içine bilerek veya bilmeyerek düşenlere hep yasalar karşısında hesap sorulmalı hem de dışlanmalı.
Hiç kimsenin; bu yörenin ?sevgi, barış, dostluk? duygularını yaşam biçimi sayan yurttaşlarını germeye, endişe içine itmeye, üzmeye ve devletin birimlerini meşgul etmeye hakkı yoktur.
Ereğli halkı başta olmak üzere, bu toplumun barış ve huzurunu bozmaya çalışanların, düşünceleri her ne olursa olsun vatandaş tarafından tepkiyle karşılanacağını da unutmamaları gerekiyor.
Dersler alındı ve özeleştiri denen kavram da harekete geçti ise mesele yok.
Gönül, elbette bunu istiyor...
Yorumlar