Kddz. Ereğli’de 14 kişinin tutuklanmasıyla sona eren operasyonun dalgası devam ediyor. Gözaltına alınanlar ve sebepleriyle ilgili bilgiler geldikçe, fluluk ortadan kalkıyor. Daha önce yazdığım gibi, 5187 Sayılı Basın Kanunu’nun 19. maddesi gereğince, iddianame açıklanıncaya kadar bu operasyonla ilgili ayrıntıları yayımlamayacağız. Çünkü, Alaplı’da bir fındık tüccarının öldürülmesini biraz ayrıntılı haber yapınca, savcılıkta ve mahkemelerde uğraşan ise biz olduk. Olayın toplumsal boyutlarını ilçe halkı kendi arasında tartışıyor. Duyumlar ve ifadeler arasında kimi zaman çok farklı noktaları yakalamak mümkün. Beni en çok etkileyen Belediye Başkanı Murat Sesli’nin hem gözaltına alınması ve hem de ardından tutuklanması oldu. Bir çokları gibi Sesli’nin karıştığına asla inanmadığımız bazı olaylarla ilgili bağlantısının izleri hiç silinmeyecek. Sesli’nin belediye başkanlığına geldiğinden bu yana yaptığı icraatların tamamına yakınını asla onaylamıyorum. Sesli bir parça nefes alıp da kendini dinleseydi elindeki yetkileri çok daha verimli kullanabilirdi. Bu çok ayrı bir konu. Belediye Başkanı olarak onaylamadığım Sesli’yi “İnsan Sesli” olarak severdim. Hep saygılı oldu. Abi’den aşağıya inmedi. AKP Milletvekili Fazlı Erdoğan “kapatın o gazeteyi” diye emir yağdırdığında bile bizimle olan (sadece dostluk) iletişimini kapatmadı. Hatta, gözaltına alınmadan 6-7 saat önce de telefonla arayarak; “Abi torunun olmuş Allah analı babalı büyütsün” sözleriyle iyi dileklerini ileterek, nezaket gösterdi. Bugün Murat Sesli hapiste. Siyasi yaşamı ve bir çok durumu tehlike altına girdi, gözaltına alınması ve tutuklanmasıyla. Sesli’nin belediye başkanlığı görevinde iken biz çevresinde hiç yer almadık. Uzak durduk. Sesli bugün zor durumda. Bazıları gülebilir. Sevinç çığlıkları atabilir. Hatta, sürekli yanında olarak bir şeyler koparma peşindekiler terk de (ilk önce fareler kaçar) edebilir. Bu bize uymaz. İnsan yönü ile tanıdığım Murat Sesli’yi bugün içinde bulunduğu zor koşullarda sevdiğimi söylüyorum. Yalnız değilsin Murat Sesli. Seni insan olarak seven bir avuç da olsa dostların var. “Allah kurtarsın” derler. Dileğim bu yönde. Son bir söz: Gülme komşuna gelir başına. DEMİRLER Çok eski gazeteci meslektaşım Kemal Mert “bekliyorum” deyince çıktık yola ve gittik Pazar günü Zonguldak’a. Demir Ailesi’nin Demir-park projesinin tanıtımı vardı TSO’da. Dinledik açıklamaları. Ve sonra da yatırım alanında gezdirildik. Yaklaşık; 60 milyon dolarlık yatırımla yapılan 40 bin metre karelik alış veriş alanının 18 bin metre karesinin işyeri olarak ayrıldığını gördük. Müthiş bir çalışma vardı Demir-park alış veriş merkezinde. Heyecanlanmamak mümkün değil. Demir-Park’ın ortaklarından ve TSO Başkanı Salih Demir ısrarla “biz bu parayla tatil yörelerinde 4-5 tane otel alır ve yatırımı o bölgelere yapardık. Ama biz parayı bu bölgede kazandık ve bu sorumlulukla Zonguldak’a yapıyoruz” dedi. Ereylin’in 2 katından daha büyük Demir-Park alış veriş merkezinin Zonguldak’ın sosyal, kültürel ve ticari yaşamına büyük bir renk katması, bu kentte diğer yatırımlara da ışık olacaktır. Bu büyük yatırımın sahibi her kim olur ise olsun, sonuçta Zonguldak’a yapılan bir hizmet olarak bakıyorum Demir-Park’a. Ve kutluyorum Demir Ailesini. Zonguldak adına da gerçekten çok mutlu oldum. Çünkü bizim plakamız 67’dir. O plakayı da gururla taşımanın mutluluğunu yaşayanları da iyi anlıyorum.