KABADAYI
Eyüp BEKTAŞ
?Anamı kesen bennn
babamı doğrayan bennn
kızkardeşimi lime lime eden yine bennn
yieyyyyt varrrrrrrrrrrrrrrrrrr mı
bana yan bakan?"
Layhariye tarikatına mensup, yumurta topuk sivri burun ayakkabının arkasına basarak gezen, bıyıklı, tesbihli, genelde yanında bıçak taşıyan, bıçağına değil bileğine güvenen, çayı ince belliden yarım ve sırf dem olarak içen delikanlı şahsiyet olan külhanbeyleri bu naraları sokakta attıkça, gariban vatandaş korkar sinermiş.
Ne yapsın vatandaş?
Külhanbeyleri, bozguncu tipler olup, vatandaşın huzurunu bozan, vatandaşın hakkını yiyen ve zarar veren ruh hastaları olarak tanınır bilinirmiş.
Külhanbeyleri bir tek kabadayılardan korkarmış. Kabadayılar, mahalle/semt halkı tarafından korkuyla karışık bir şekilde sevilirmiş. Bunlar kendilerince mahallenin namusunu korur, halkı ve garibanı kollar, yardımda bulunarak sempati yaratırmış yaşadığı çevrede.
Zor günlerin adalet dağıtan adamı kabadayı, halkın sırtında kene olanları temizleyip o insanlara sertliğinin altında saklı kalmış sevgisini sunarmış gizlice.
Kozlu İhsaniye?ye yaşamış Artvinli bir berber ile tanıştım geçtiğimiz günlerde. Bırakmış doğduğu ve kültürünü aldığı Kozlu?yu da, göçüp gelecek vaat eden Ereğli?ye yerleşmiş.
Nereden nereye?
Hafta sonları ta Asma?dan (parasızlıktan tabi) Kozlu?ya kadar demiryolundan yaya gidip gelerek gezdiğimiz günler gelip çöktü usuma.
Tanyeri Sineması?na sabah bir girer akşam çıkardık. Tek biletle 4 film oynatırlardı ve bu da bizim gibi gariban öğrenciler için bulunmaz fırsattı.
Zonguldak-Kozlu arasındaki tünele girdiğimizde dizlerimiz titrerdi. Git, git, git, uzaktan bir delik görünürdü günün ışıklarını içeriye sızdıran. Çok kez trene yakalandık o tünelin içinde.
Eskilerin; Kozlu, Üzülmez, Kilimli ve Kandillisinin ortak kültürleri çoktur.
Maden ocaklarıdır öncelikli ortaklıkları.
Dedeler, babalar göçüp gelmiştir uzak illerden Zonguldak?a ve her biri bir kentte aş bulmuştur ta o yıllarda.
Kimi ocakta, kimi yeryüzünde aile olmuşlardır birlikte.
Evlenmişler, ev yapmışlar ve geleceklerini bu kentlerde planlayarak yaşam biçimi yapmışlardır varlıklarının özünü.
Eğitim merdivenlerine de o yılların sunulan büyük olanakları ile çıkmışlardır.
Öyle ya; Türkiye?de özel okulun adı duyulmamışken, bu beldelerde oturanlar özel ilk ve ortaokullarda eğitim görme şansı bulmuş ve yaşadıkları yörenin toplumsal dayanışma kültürü genlerine yerleştirmiştir.
Dikkat edin, bazı istisnalara rağmen ?Kozlulu?, ?Kilimlili?, ?Üzülmezli?, ?Kandillili? sözleri halen daha Zonguldak?ın bir çok yöresinde yaşıyor ve yaşatılıyorsa, bunun temelinde yatan, çocukluk yıllarında soludukları havadır.
Ülkenin dört bir yanından gelip bu kentlere yerleşenler, ortak bir kültürü kendileri sevgiyle yoğurarak pişirmişler ve yüreklerinin en özel yerine öyle özenle yerleştirmişlerdir ki, bu duygunun sıcaklığı bedenlerine enerji ve umut verir.
30 senedir memleketi Artvin?e gitmemiş Kozlulu dostum. 1.5 yıl önce Sarp?a kadar gittiğimi ve o ellerde mutlaka bir tanıdığa rastlama heyecanımı da Hopa terminalinde yaşadığımı anlattım gülümseyerek.
Ereğli nire, Hopa nire?
Ama, Kandilli veya diğer saydığım beldelerde büyümüş iseniz, özellikle Çorum, Samsun, Giresun, Ordu, Trabzon, Rize, Artvin?de sizi tanıyan bir dostunuzla mutlaka karşılaşırsınız.
Hemşin?i, eski adı Atina olan Pazar?ı konuştuk kendisiyle.
O yapılan mükemmel oto yolların sahilleri nasıl yok ettiğini anlattım. Yol demek damar demek. Ama, o eşsiz sahiller nerede şimdi? Yine de, oto yollar ile birlikte aynı güzergah üzerinde bir de demiryolu yapılabilmiş olması durumunda, Doğu Karadeniz?in gelişme hareketine büyük hız sağlanabileceğini gözlemim olarak aktardım.
Eeee, Kozlu, Kilimli, Üzülmez ve Kandilli ruhu bir araya gelince elbetteki geçmişin o özlem duyulan yılları dile getirilir.
Biz de öyle yaptık.
O anlattı, külhanbeyleri ile kabadayılar arasındaki farkı.
?Bir eski dostluğa dayalı tutkunluklara ve bir de şimdiki durumlara bak. Bir tek kabadayı var mı? Hani, o mazlumun hakkını koruyan ve güçlülere kafa tutup gerektiğinde de başını ezen. Şimdi ortalık külhanbeyi dolu. Belli bir yaşa gelince de, insan artık çekiniyor ve uzak duruyor gördüğü ve yaşadığı rezilliklerden. Bizim yıllarımız ile şimdiki arasında en büyük fark, saygı ve dostluk denen bir kavramların izinin bile kalmadığını söylemekten geçiyor. İnan, eski kabadayıları özlüyor insan. Ama bir tane bile yok ki??
Çok konuştuk o gece? Saatler su gibi gelip geçiverdi? Bir daha buluşmak üzere sözleştikten sonra ayrıldığımızda, ?kabadayı? üzerine küçük bir araştırma yaptım.
Dedikleri doğruymuş.
Bir de, Can Dündar?ın tesbitlerine göre, Türkiye?de bir tek kabadayı kalmış ve onun ismi de Hasan Heybetli imiş.
Yorumlar